Kategori: Sağlık

  • Yozgat’ta keneden yılın ilk ölümü gerçekleşti

    Yozgat’ta keneden yılın ilk ölümü gerçekleşti

    Akdağmadeni ilçesi Karaalikaçağı köyünde M.G. (41) hayvanları otlattığı esnada vücuduna kene yapıştı. Keneyi vücudundan çıkartan M.G. ateş, halsizlik ve bulantı şikayetiyle Akdağmadeni İlçe Devlet Hastanesi’ne başvurdu, burada ilk müdahalenin ardından taburcu olan hasta şikayetlerinin artması üzerine önce Yozgat Şehir Hastanesi Acil polikliniğine oradan da Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edildi. Burada yoğun bakıma alınan M.G. tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. M.G. bugün öğle namazına müteakip Karaalikaçağı köyünde toprağa verilecek.

    Kentte 2024 yılında vücuduna yapışan keneyi çıkarttırmak için bin 480 kişi sağlık kuruluşlarına başvururken, kene nedeniyle ilk ölüm vakası da gerçekleşmiş oldu.

  • Halk sağlığı uzmanından “kurban” uyarısı

    Halk sağlığı uzmanından “kurban” uyarısı

    Tunceli Toplum Sağlığı Merkezi Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Gülnaz Ulusoy, Kurban Bayramı nedeniyle bir dizi uyarılarda bulundu.
    Kurban bayramı nedeniyle hayvanlarla daha fazla temas edilmesi ve kurban eti tüketilmesinin bazı t-zoonotik hastalıklara yakalanma riskini artırdığını söyleyen Dr. Ulusoy, “Bu hastalıklardan bazıları tüberküloz, brusellozis, şarbon, kuduz ve kist hidatiktir. Bu nedenle hastalık yapan ve bozulmaya neden olan mikroorganizmaların ete bulaşmasının önlenmesi için kesim işlemlerinin tercihen belediyeler tarafından belirlenmiş kesim alanlarında, eğer mümkün değilse serin yerlerde yapılması gerekmektedir. Su tesisatı, depo, okul gibi alanlara yakın yerlerde kesim gerçekleştirilmemelidir” dedi.
    Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel temizlik kurallarının ihmal edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Gülnaz Ulusoy, “Özellikle çiğ etle ellerde açık yara ve çatlak gibi bütünlüğü bozulmuş derilerin doğrudan temasından kaçınılmalıdır. Çevre sağlığı yönünden de kesimi takiben ortaya çıkan kan, mide ve bağırsak içeriğinin gelişi güzel bir şekilde etrafa atılmaması ve akarsulara dökülmemesi gerekmektedir. Bu içerikler usulüne uygun bir şekilde imha edilmeli. Su deposu gibi yerlerden uzak yerlere uzak çukurlara gömülmelidir. Çünkü bu organlar insanların başta karaciğer olmak üzere akciğer ve beyin gibi organlarına yerleşerek bugün için ilaçla tedavisi mümkün olmayan cerrahi müdahale gerektiren kist hidatik hastalığının yayılmasına yol açmaktadır” diye konuştu.
    Etlerin kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemesi gerektiğini dile getiren Dr. Ulusoy, “Özellikle iç parazitler brusellozis, tüberküloz ve şarbon gibi bazı zoonotik hastalıkların bu şekilde bulaşabildiği unutulmamalıdır” şeklinde konuştu.
    Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketim miktarının arttığını kaydeden Dr. Ulusoy, “Hipertansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet hastalarının beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Kolesterol ve kalp-damar hastalığı olanlar sakatat tüketmemelidir. Etlerin kurban kesim alanlarında uzun süre açıkta kalmaması, sinek ve toprakla temas edilmemesine özen gösterilmelidir. Etin uzun süre muhafazası için derin dondurucu kullanılmalı, dondurulduktan sonra kullanılacak etler oda sıcaklığında değil buzdolabının alt kısmında çözülmelidir. Çözdürülen etler hemen kullanılmalı, bekletilmemeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Kurban bayramında sağlıklı beslenmenin temel prensiplerinin herkes için geçerli olduğu unutulmamalı ve özen gösterilmelidir” ifadelerini kullandı.

  • Kurban Bayramı’nda dengeli beslenme

    Kurban Bayramı’nda dengeli beslenme

    Kurban Bayramı’na kısa bir süre kala Beslenme ve Diyet Uzmanı Gül Uygun Karakulak’dan sağlıklı ve dengeli beslenme uyarıları geldi.

    “Et, öğlen saatlerinde tüketilmeli”

    Kurban bayramı denilince akla ilk et tüketmenin geldiğini söyleyen Diyetisyen Gül Uygun Karakulak, dengeli beslenme için porsiyon kontrolünün sağlanması gerektiğini dile getirdi. Dyt. Karakulak, “Kurban Bayramı denilince aklımıza ilk gelen kırmızı et tüketimi oluyor. Kırmızı et demir, B12 ve protein açısından oldukça zengin bir besinimiz ama bununla beraber doymuş yağ içeriği de oldukça yüksek. Bu nedenle kan kolesterol ve ürik asit seviyelerini de yükseltmesi mümkün, bu yüzden etin görünür yağlarından ayırarak pişirmemiz gerekiyor. Bununla beraber, porsiyon kontrolünü de sağlamamız şarttır. Porsiyon kontrol edebilmek için bayramda her iki öğün de değil de sadece bir öğün et tüketimi yapmalıyız. Hazmı kolaylaştırmak adına akşam saatlerine bırakmayıp, öğlen saatlerinde tüketmeyi tercih edebiliriz” diye konuştu.

    “24 saat sonra yemeye başlayın”

    Kurbanlığın kesilmesinin ardından tüketilmeye başlamasının yanlış olduğunun altını çizen Diyetisyen Gül Uygun Karakulak, etin pişirme yöntemi ile ilgili önerilerde bulundu. Dyt. Karakulak, “Kurban hemen kesildikten sonra değil de kesildikten yaklaşık 24 saat sonra tüketilmelidir, bu etteki ölüm sertliğinin gitmesine, etin yumuşamasına sebebiyet verir. Böylelikle mide ve bağırsak rahatsızlığı olan kişiler eti hazımsızlık yaşamadan tüketebilecek hale gelir. Etin pişirme yöntemlerine de dikkat etmek gerekiyor. Haşlama, ızgara ve fırın gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edebiliriz” ifadelerine yer verdi.

    “Etin yanında salatayı ihmal etmeyin”

    Son olarak Kurban Bayramı’nda sofralardan eksik olmayan kavurmaya özel tarif veren ve sağlıklı beslenme konusunda çağrıda bulunan Dyt. Gül Uygun Karakulak, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

    “Bayram deyince akla ilk gelen kavurmalar oluyor. Kavurmada da ete ekstra yağ ilavesi yapmadan yani tereyağı, kuyruk yağı ve iç yağı gibi yağlar eklemeden etin kendi yağıyla beraber kısık ateşte pişirme yöntemine başvurursak, sağlıklı kavurmamızı da yapmış olabiliriz. Ayrıca tek başına oturup et yemek sağlıklı bir davranış değil, tabağımızda mutlaka etin yanında bol limonlu yeşillikli salatalarımız, mevsim yeşilliklerimiz olması gerekiyor. Bu hem demir emilimini arttırmaya hem de aslında fazla kırmızı et tüketiminin getirdiği toksin yükünü de azaltmaya yardımcı olacaktır. Etin yanında bulgur pilavı tüketmek, pirinç pilavına göre her zaman daha iyi bir seçenek olacaktır. Etin yanında tüketilen içeceklere baktığımızda ise gazlı içecek ve şekerli içecek yerine maden suyu ve ayran gibi seçenekler daha doğru seçeneklerdir. Özellikle obezite, şeker, kolestrol, kalp ve damar hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olanların bu dönemde de diyetlerine dikkat etmeleri gerektiğini özellikle belirtmek isterim.”

  • Vücut ısınızın ayarı bozulabilir

    Vücut ısınızın ayarı bozulabilir

    Haziran ayında aniden yükselen sıcaklıklar, kent sakinleri ve tatilcileri bunaltmış durumda. Termometrelerin 40 derece üstüne çıktığı turizm kenti Antalya’da aşırı sıcaklara karşı tedbirli ve dikkatli olunması konusunda Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, uyarılarda bulundu.

    Aşırı sıcakların vücudun termoregülasyon sistemini etkilediğine dikkati çeken Gencer, böyle bir durumda ortaya çıkan sıcak çarpmasının çok tehlikeli bir tıbbı sorun olduğunu söyledi. Çok sıcak havalarda uzun süre kalındığında ve nemli ortamlarda uzun süre çalışıldığında vücudun termoregülasyon sisteminin düzeni bozulabildiğini kaydeden Gencer, “Vücut gereğinden fazla ısınabiliyor. Bu da hayati tehlike oluşturabilecek kalp ve bilinç sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle yaşlı hastalar, kronik rahatsızlıkları bulunanlar, ağır spor egzersizi yapanlar ve sıcak havada çalışanlar fazla ter kaybederek termoregülasyon seviyesini bozabiliyorlar. Vücut ısısı çok yükseldiğinde beyin işlevlerini bozacak kadar ısınıyor. Bilinç bulanıklığı, kalp hızlı atmaya, böbrekler iyi çalışmamaya başlıyor ve bünye bir çeşit şok tablosu yaşıyor. O bilinç bulanıklığı komaya kadar gidip ciddi hayati sorunlar ortaya çıkarabiliyor” dedi.

    “Vücut ısınızın ayarı bozulabilir”

    Yaz mevsiminde güneşin dik geldiği 12.00 ile 16.00 saatleri arasında dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Gencer, “Sadece güneşe maruz kalmak değil sorun, kapalı ve sıcak ortamlarda çalışmak da sıcak çarpmasına neden olabilir. Kliması yok ve çok sıcak, siz de orada efor sarf etmenize, terlemenize neden olacak ve kalp atışınızı arttıracak bir aktivite yapıyorsanız, orada da vücut ısınızın ayarı bozulabilir” diye konuştu.

    “Uyumak isteyebilirsiniz ama uykudan uyanamayabilirsiniz”

    Gencer, sıcak çarpmasının ilk belirtisinin susuzluk hissi, halsizlik, hemen sonrasında kalp çarpıntısı, bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı, dikkat dağınıklığı olduğunu belirterek, “Eğer serin bir yerde kendinizi serinletmezseniz ve bol sıvı almazsanız, artık şuurunuzu kaybedebiliyorsunuz. Özellikle o sıcak ortamda uyumak isteyebilirsiniz ama uykudan uyanamayabilirsiniz. Çünkü organ yetmezlikleri başlıyor. Hastaneye geldiklerinde bu vakalar, oldukça bozuk bir laboratuvar bulgularına sahip oluyorlar” ifadelerine yer verdi.
    Gencer, hava sıcaklığının 40 derece üzerine çıktığı ve güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde daha serin ve kapalı ortamlarının tercih edilmesi gerektiğini ve bol sıvı tüketilmesi gerektiğini söyledi.

  • Kurban Bayramı’nda kene riski artıyor

    Kurban Bayramı’nda kene riski artıyor

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Kurban Bayramı’nda kene ısırmalarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Hayvancılık ve hayvan kesimiyle uğraşan celepler, kasaplar, mezbaha çalışanları ve veterinerlerin KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) açısından yüksek risk altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, “Virüs hayvanlarda belirti göstermese de yeterli önlem alınmadan yapılan hayvan bakımı veya kurban kesimi sırasında insanlara bulaşabilir. Kurban kesimi, belirlenen yerlerde veya mezbahalarda işin ehli kişiler tarafından yapılmalıdır. Kesim yapacak kişilere enfeksiyonların bulaşmasını önlemek konusunda eğitim verilmesi büyük önem taşır” şeklinde konuştu.

    “Kurbanlıkların sevki”

    Yurt içi hayvan hareketlerinin Kurban Bayramı öncesinde arttığını vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, “KKKA hastalığının sık görüldüğü bölgelerden başka bölgelere hayvanlar aracılığıyla KKKA virüsü taşınabilmektedir. Hayvanlar sevk öncesinde 30 gün süre ile izole edilmelidir. Özellikle ilaçlanması gereken hayvan grubu büyük baş hayvanlardır, veteriner hekim kontrolünde büyük baş hayvanların keneye karşı ilaçlanmaları KKKA virüsü taşıyan kene popülasyonunu azaltacaktır. Hayvan pazarlarına getirilen kurbanlıklar kene riskine karşı veteriner hekimler tarafından kontrol edilmelidir. Belirlenen yerler dışında kurbanlık alım satımı yapılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Kesim sırasında alınması gereken önlemler”

    Kesim sırasında kan ve hayvanın vücut sıvılarından bulaşmayı önlemek için sıvı geçirmez önlükler ve kalın eldivenler kullanılmasını öneren Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Kesim sırasında yaralanmamaya dikkat edilmelidir. Derinin hayvandan ayrılması sonucunda beslenme olanağı kaybolan keneler yeni bir konak arayışına girecektir. Bu yüzden hayvan derisine çıplak elle dokunulmamalıdır. Kesim sonrası enfekte olduğu düşünülen atıklar derine gömülerek imha edilebilir. Deriler usulüne uygun olarak tuzlanmalıdır” dedi.

    “Yol kenarlarında ve bahçelerde kesim yapılmamalı”

    Kesim işlemlerinin uygunsuz olarak yol kenarlarında veya bahçelerde yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bu durum hayvanlardan insanlara enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Atıklar açık alanda bırakılmamalı, derine gömülerek imha edilmelidir. Bu atıkların evcil ve yabani hayvanlar tarafından tüketilmesi önlenmelidir. Bu amaçla kesim alanı ve çevresinde, evcil ya da sokak hayvanlarının girmesi engellenmelidir. Alınan bu önlemler, hayvanlardan insanlara bulaşan diğer hastalıkların da geçişini önleyecektir” şeklinde konuştu.

    “Kenelerden korunma yolları”

    Kenelerin vücutta kaldığı süre arttıkça hastalanma riskinin de arttığına değinen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bu nedenle keneler mümkün olduğunca erken çıkarılmalıdır. Vücuda tutunmuş kenelere çıplak elle dokunulmamalı, kopartılmaya veya ezilmeye çalışılmamalıdır. Keneler, bir pens veya bu amaçla kullanılan benzeri aletlerle çıkarılabilir. Eğer kişi bu şekilde keneyi çıkaramazsa, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve kene çıkarılmalıdır” dedi.

    “Ateş, halsizlik, kas ağrısı ve kanama varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalı”

    Kene tutunması veya hayvan teması sonrasında yapılabileceklere dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Ateş, halsizlik, kırgınlık, kas ağrısı ve kanama gibi şikâyetler varsa, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Kenelere çıplak elle dokunulmamalıdır”

    Kenelerle mücadelede parkların ilaçlanması yaygın bir yöntem olarak düşünülse de bu uygulamanın çevre dengesini bozabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Parklarda görülen keneler genellikle köpek kenesi olup, KKKA taşımazlar ancak başka mikroorganizmaları taşıyabilirler. Şehirlerde sokak köpeklerinin kontrolsüz olması bu tür kene popülasyonunun artışına neden olmaktadır. Geniş park alanlarının ilaçlanması ile kene eradikasyonu sağlanamamaktadır. Bu yüzden şehirlerdeki park ve bahçelerin ilaçlanması önerilmemektedir. Parklarda dolaşan evcil köpekler eve dönüşte kene yönünden kontrol edilmelidir ve hayvanlardaki kenelere çıplak elle dokunulmamalıdır” şeklinde konuştu.

    “Kanatlı hayvanlar kenelerin beslenmesi için iyi bir konak görevi görür”

    Kene popülasyonunu azaltmak için doğaya salınan kanatlı hayvanların (keklik, beç tavuğu, sülün vb.) aksine kenelerin beslenmesi için iyi bir konak görevi gördüğünü işaret eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, bu yüzden bu tür yaklaşımların kene sayısının azaltılması yerine artmasına da neden olabileceği uyarısında bulundu.

  • Onaylı Randevu Sistemi açıklaması

    Onaylı Randevu Sistemi açıklaması

    Bakan Koca, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Onaylı Randevu Döneminde Çam ve Sakura Şehir Hastanesi: İlk sonuçlar. Poliklinik kapasitemizi yüzde 50’nin üzerinde artırdık. Randevu taleplerinin yüzde 90’ına 24 saat içinde dönüş sağlayabilir aşamaya geldik. Birkaç branş dışında önemli sorun kalmadı. Bu süreçte, sorumluluk bilinciyle randevulu hasta kabul kapasitesini yüzde 50’den fazla artırma başarısını gösteren hastane çalışanlarımıza, hekimlerimize ve hastane yönetimine teşekkür ederim. Onaylı Randevu uygulamasına hızla intibak eden hastalarımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Onaylı Randevu Dönemi 13 Mayısta başladı. Türkiye çapındaki ilk sonuçlarını bayramdan sonra yapacağımız basın toplantısında açıklayacağız” dedi.

  • Anne sütünün önemi

    Anne sütünün önemi

    Anne sütünün, bebekler için en sağlıklı besin kaynağı olduğunu, bebeğin beslenmesi ve gelişimi için doğru emzirme yöntemlerinin büyük önem taşıdığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Özge Piri Mantar, ’emzirme yöntemleri ve anne sütünün önemi’ hakkında bilgiler verdi.

    Opr. Dr. Özge Piri Mantar, “Anne sütü bebek ve anne arasındaki bağlanmanın en kuvvetli etkenlerinden biridir. Onun dışında imolojik sistemin gelişebilmesi açısından, yeni doğan sarılığının önlenebilmesi için içinde yüksek oranda antikor içerdiği için bebeği enfeksiyonlara karşı koruması açısından da kıymetli bir besindir. Tabii her bebek için ya da anne için uygun olmayabilir. Özel durumlar haricinde anne ve bebeğin anne sütü almasını desteklemek çok önemlidir. Anne sütünü, oda sıcaklığında 4 saat civarında herhangi bir soğutma yöntemi kullanmadan koruyabiliriz. Onun dışında buzdolabında artı 4 derecede 4 gün boyunca orada korunabilir. Daha uzun saklamak istediğimizde 6 ay eksi 18 derecenin üzerinde dondurucuda saklama şartları uygundur. Bunu da daha sonra vermek koşuluyla yapılmalıdır. Böyle bir durumda sağdığımız zaman sütü yeni daha bebeğe vermediğimizde mutlaka o kapların ya da poşetlerin üzerinde hangi saatte ve tarihte sağıldığı belirtilmelidir” diye konuştu.

    En doğru ve etkin yöntem

    Emzirmede en doğru ve etkin yöntemden bahseden Dr. Mantar, “Tabii ki emzirmede en önemli noktalardan bir tanesi de bebeğin memeye doğru tutturulması, doğru yerleştirilmesidir. Burada ilk etapta, anneye yeni doğum yaptığı için ya da sezaryen yaptıysa birinin destek olması çok önemlidir. Ama daha sonrası için bebeğin ağzının iyice açık olduğundan, alt dudağının iyice dışarıya çevrildiğinden emin olunması gerekir. Areola dediğimiz, meme başı kısmının büyük bir kısmı bebeğin ağzının iç kısmında olması emme fonksiyonu açısından en doğru ve etkin yöntemlerden biridir” şeklinde konuştu.

  • “Et yemeklerinize baklagiller eşlik etsin”

    “Et yemeklerinize baklagiller eşlik etsin”

    Kurban Bayramı’nda beslenmeye dair önerilerde bulunan Diyetisyen Emine Uluçay, tüm besin gruplarını içeren sağlıklı bir beslenme şeklinin benimsenmesinin yaşam kalitesini yükselteceğini belirtti. Etli nohut, etli kuru fasulye veya parça et olarak tüketilen yemeklerin yanında meze ya da salata olarak kuru baklagilleri tüketmenin pek akla gelmediğine dikkat çeken Emine Uluçay, kuru baklagillerin en önemli özelliklerinin altını çizdi.

    “Tüm besin gruplarındaki besinlere yeterli ve dengeli miktarda yer vermek büyük önem taşır”

    Kalp sağlığı ve sürdürülebilirlik için hayvansal gıda tüketimini azaltmanın fayda sağlayacağını belirten Beslenme Danışmanı Emine Uluçay, “Daha küçük porsiyonlarda tüketeceğimiz etin yanında, bitkisel proteinden zengin kuru baklagilli salata veya mezeler, protein alımı konusunda büyük destek olur. Et, protein açısından zengin olmasına rağmen, lif ve bitkisel kaynaklı folat, demir, magnezyum ve B vitaminleri gibi besinler açısından eksiktir. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Genel sağlığımız için menülerimizi oluştururken tüm besin gruplarındaki besinlere yeterli ve dengeli miktarda yer vermek büyük önem taşır. Haftanın bazı günlerini bitkisel proteinden zengin kuru baklagil yemekleri ve salatalar ile çeşitlendirmek, hem bütçe dostu bir seçenek sunar hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunur. Ayrıca, salatalara kuru baklagil eklemek, lif ve protein içeriğinden dolayı uzun süre tokluk hissi sağlar” dedi.

  • “Et tüketimini 1 öğünle sınırlı tutun”

    “Et tüketimini 1 öğünle sınırlı tutun”

    Kurban Bayramı’na sayılı günler kala, bayramda artan et tüketimi ile alakalı değerlendirmelerde bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Renan Güneş, hijyen koşulları, pişirme yöntemleri ve etin porsiyonu gibi dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgiler verdi.

    “Etin diğer besinlere oranla sindirimi zordur”

    Özellikle kronik hastalığı olanların çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Güneş, “Hayvansal kaynaklı protein olan kırmızı etin aynı zamanda kolesterol ve doymuş yağ içeriği oldukça yüksektir. Çok fazla et tüketimi şeker hastalarında, kilo vermek isteyenlerde, kolesterolü ve trigliseridi yüksek olanlarda, böbrek ve karaciğer hastalıkları olanlarda sağlık problemlerine sebep olabilir. Ette bulunan yüksek miktardaki doymuş yağ kandaki kolesterol seviyesini yükseltir ve koroner kalp hastalıklarına davetiye çıkartır. Özellikle diyabet, tansiyon ve kalp hastalığı olan kişilerde fazla et tüketimine bağlı olarak kilo alımında artış, çarpıntı, tansiyon yükselmesi, şeker seviyesinde artış gibi belirtiler görülebilir. Etin diğer besinlere oranla sindirimi zordur ve çok fazla et tüketimi sindirim problemleri oluşturabilir” diye konuştu.

    “Buzdolabında 1-2 gün bekletilmeli”

    Kurbanın uygun koşullarda kesilmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Güneş yeni kesilen kurbanın etinin pişirilmesi ve sindiriminin de zor olduğunu belirtirken, midede hazımsızlık, mide ve bağırsak problemlerine sebep olabileceğini, bu nedenle etlerin 1-2 gün buzdolabında bekletilmesi gerektiğini anlattı. Sonrasındaki saklama koşullarının da öneminden bahseden Diyetisyen Güneş düzgün ve yeterli saklama koşullarında saklanmayan etin salmonella ve koli basili gibi mikroorganizmaların neden olduğu besin zehirlenmelerine yol açtığını sözlerine ekledi.
    Her zaman olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da sağlıklı beslenme ilkelerine uymanın, yiyecek seçimi ve porsiyon kontrolünün önemine değinen Diyetisyen Güneş, kurban etini hazırlamadan önce ve sonra ellerin bol su ve sabunla yıkanması ayrıca üzerindeki maddeleri temizlemek için etin de yıkanması gerektiğini ifade etti.

    “Günlük pişirilecek miktarlarda bölerek buzlukta saklayınız”

    Eti pişirme yöntemine değinen Güneş, “Eti kendi suyunda ve kısık ateşte pişirmek önerilir. Etler küçük parçalar halinde daha iyi pişeceğinden tercih edilebilir. Eğer kalan etleri donduracaksanız günlük pişirilecek miktarlarda bölerek buzlukta saklayınız. Eti dondurucudan çıkarınca çözdürmek için mikrodalga veya buzdolabında dinlendirerek çözdürmelisiniz. Eti pişirince oda ısısında fazla tutmamalı ve buzdolabına kaldırmalısınız” diye konuştu.
    Özellikle kuyruk yağı ve içyağının tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Güneş, etin haşlandığı suyun doymuş yağ oranı yüksek olduğundan yemeklerde kullanılmamasını, et tüketiminin çok artmasıyla üre seviyesinin de artacağını ve bu nedenle günde en az 2,5-3 litre kadar su içilmesi gerektiğini dile getirdi.

    “Et tüketimini 1 öğünle sınırlı tutun”

    Eti yanında C vitamini yüksek sebzelerle beraber tüketmenin etin demir emilimini oldukça yükselteceğine ve daha fazla verim alınacağına dikkat çeken Diyetisyen Güneş, “Sonuç olarak et tüketimini sadece 1 öğün ile sınırlı tutmak, sağlıklı pişirme yöntemleriyle pişirmek ve yanında bol C vitamini içeren besinlerle beraber yemek etin sağlıklı bir şekilde tüketilmesine yardımcı olacaktır” dedi.
    Ayrıca bayramlarda çok fazla tatlı yenildiğine işaret eden Diyetisyen Güneş, şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine daha hafif sütlü veya meyveli tatlıları tavsiye etti.

  • Aile hekimlerinin yazabileceği ilaçlar güncellendi

    Aile hekimlerinin yazabileceği ilaçlar güncellendi

    Bakan Işıkhan, X hesabından yaptığı paylaşımda aile hekimlerinin raporlu reçete edebildiği ilaç sayısını bin 858’e çıkardıklarını bildirdi. Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumunun vatandaşlara atacağı SMS’ler ile hangi ilaçların bu kapsama dahil olacağını bilgilendireceklerini belirtti.

     

    Aile Hekimlerince Reçete Edilebilecek İlaçlar Hakkında