Blog

  • 3 aylık tedavi ile ayağa kalktı

    3 aylık tedavi ile ayağa kalktı

    Eskişehir’de yaklaşık 7 ay önce geçirdiği beyin felci sonrası sol kol ve bacağını kullanamaz hale gelen Selda Kurt (48), Fizyomer Terapia Estetica Denta Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezi’nde aldığı tedavi ile sağlığına kavuştu. Burada uzman hekimler gözetiminde robotik yüksek teknolojili cihazlarla Kurt, bağımsız bir şekilde yürüyebilir hale geldi.

    Eskişehir’de yaşayan Selda Kurt, 7 Mayıs’ta sabah uyandığında sol kolunda ve bacağında şiddetli bir uyuşukluk hissetti. Hastaneye kaldırılan 48 yaşındaki kadının kalbinden beyninin atardamarına bir pıhtı attığı ve inme geçirdiği anlaşıldı. Hastanedeki tedavisi tamamlanan Selda Kurt fizik tedavi ve rehabilitasyon için haziran ayında Eskişehir Fizyomer Terapia Estetica Denta Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezi’ne geldi.

    Bu sırada sol el ve sol bacağını neredeyse hiç kullanamayan Kurt’un muayenesinin ardından tedavisine başlandı. Burada uzman hekimler gözetiminde el ve kol robotları, sanal gerçeklik tedavileri gibi yüksek teknolojili cihazlarla Kurt, bağımsız bir şekilde yürüyebilir hale geldi. Yine uygulanan tedavilerle kol eklem hareketi tamamen açık hale gelen hasta, kol gücü ve elinin hemen hemen tüm fonksiyonlarını yeniden kazandı.

    “Rehabilitasyon çok önemli bir konu”
    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Rahmiye Berrin Akpınar, Selda Kurt’un son durumu hakkında bilgi verdi. Erken tedavinin öneminden bahseden Dr. Akpınar, “Hastamız bir inme hastası, yani beyin felci geçirmiş. Kendisi çok genç, henüz 48 yaşında. 7 Mayıs tarihinde sabah uyandığında sol kolunda ve bacağında şiddetli bir uyuşukluk hissediyor. Yataktan kalkıp toparlanmaya çalışıyor ancak yere düşüyor, hemen acil servise götürüyorlar.

    Osmangazi Üniversitesi’nde yapılan tetkiklerde kalbinden beyninin atardamarına bir pıhtı attığı, inme geçirdiği anlaşılıyor ve inme ünitesinde nöroloji servisine yatarak uzun süre izleniyor. Daha sonra durumu stabil hale gelince haziran ayında rehabilitasyon için bize yönlendiriliyor. Aslında ilk dönemde hiç yürüyemeyecek durumdayken, bize geldiğinde hafif destekle yürüyebilir haldeydi ancak eli ve kolu hemen hemen hiç çalışmayan bir durumdaydı.

    Ayrıca hem yoğun rehabilitasyon programlarıyla hem de burada kullandığımız el ve kol robotları, sanal gerçeklik tedavileri gibi yüksek teknoloji cihazlarla kendisi artık rahatlıkla bağımsız şekilde yürüyebilir hale geldi. Kol eklem hareketi tamamen açık hale geldi, kol gücü ve elinin hemen hemen tüm fonksiyonları yerinde. Birçok günlük aktivitesinde elini kullanabilir hale geldi. Tabii burada başarı nereden geliyor? Öncelikle nörolojide erken yapılan müdahaleler, sonrasında erken rehabilitasyon için tarafımıza yönlendirilmesi sayesinde.

    Çünkü bu inme hastalarında erken rehabilitasyon çok önemli bir konu. Yoğun şekilde terapi alması ve biraz önce sözünü ettiğim yüksek teknoloji cihazlarla, özellikle robotik cihazlarla beraber hastaların tedavilerine destek olmamız başarıyı beraberinde getiriyor ama tedavimiz burada bitti mi? Hayır, bitmedi. Özellikle inme sonrası ilk 1 yıl rehabilitasyon için çok önemlidir. Bu süre içerisinde ne kadar yoğun rehabilitasyon alınırsa, beyinde bir süreliğine beslenmemiş olan ve oksijensiz kalan alan kendini o kadar yenileyecektir. Dolayısıyla daha önümüzde zaman var ve hastamızın fonksiyonunu en üst düzeye taşımaya çalışacağız” dedi.

    “Sol tarafım yok gibiydi ama şu anda kullanabiliyorum”
    Yaşadığı süreci anlatan Selda Kurt, “Şu anda Fizyomer’de rehabilitasyon görüyorum. 7 Mayıs’ta rahatsızlandım; ondan sonra terapilerim başladı. Bir inme geçirdim. Bildiğim kadarıyla inmem epilepsinin kalbi tetiklemesinden dolayı olmuş. Beyine pıhtı attığı için inme geçirmişim. Sol kolumu, elimi ve bacağımı hiçbir şekilde hissetmiyordum.

    Ondan sonra tedavilere başladık, şu anda daha iyiyim. Tedavinin 3’üncü ayına gireceğim. Burası psikolojik olarak çok mutlu olduğum bir yer. Artık vücudumu daha iyi kullanıyorum. İlk geldiğimde elimi ve kolumu hiçbir şekilde kullanamıyordum, sol tarafım yok gibiydi ama şu anda kullanabiliyorum. Kendi işimi kendim görüyorum, ağırlığımı bile kaldırabiliyorum. Poşet taşıyabiliyorum, bu tarz işleri yapabiliyorum. Mesela önceden bunların hiçbirini yapamıyordum” ifadelerini kullandı.

  • Kalp damar hastalıkları erken teşhis edilebilir

    Kalp damar hastalıkları erken teşhis edilebilir

    Koroner arter hastalığının dünyadaki ölümlerin en sık nedeni olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, “Çok kesitli bilgisayarlı tomografi (BT) teknolojisinin gelişmesi ve bu konuda tecrübenin artması ile birlikte, koroner BT anjiyografi kalp damar hastalıklarının tanısında kullanılabilen güvenli bir yöntem haline gelmiştir” dedi.

    Uzman Dr. Mustafa Yaşan, koroner BT anjiyografi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Koroner BT anjiyografinin en önemli avantajının çok hızlı olarak yapılabilmesi olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, “Üstelik hasta açısından son derece konforludur, hastanede yatış gerektirmemektedir. Ayrıca kalp damar duvarının değerlendirilebilmesi, kritik darlık olmasa bile damar duvarındaki yağ plaklarının içeriğini göstermesi BT anjiyografinin en önemli üstünlükleridir” ifadelerini kullandı.

    “Koroner BT anjiyografi 1 dakika içinde çekilebilir”
    Çekim sırasında hastaya otomatik enjektör ile yüksek hızda damardan (serum verilmesi için kullanılan basit damar yolu kullanılır) kontrast madde enjeksiyonu yapıldığını söyleyen Uzm. Dr. Yaşan, “Çekim süresi genellikle 1 dakikayı geçmez. Öncesinde hastanın kalp hızı yüksek değilse bir hazırlık da gerektirmeyen pratik bir yöntemdir” açıklamasında bulundu.

    “Risk grubunda olup şikâyeti olmayan hastalar en sık kullanılan grup”
    Şikâyeti olmayan ancak koroner arter hastalığı açısından risk faktörü taşıyan hastaların (sigara kullanan, şeker veya tansiyon hastalığı olan, ailesinde erken yaşta kalp krizi ya da ani ölüm olan hastalar) koroner BT anjiyografinin en sık kullanıldığı hasta grubu olduğunu belirten Uzm. Dr. Yaşan, “Düşük ve orta riskli olup atipik şikâyetleri olan hastalarda da koroner BT anjiyografi kullanımı ile kalp damar hastalığı dışlanarak gereksiz invaziv anjiyografi yapılmasının önüne geçilebilir. Daha önce koroner By-Pass ameliyatı olmuş ya da stent takılmış ve damarlarda ya da stentlerde yeniden tıkanıklık şüphesi olan düşük riskli hastalarda güvenle BT anjiyografi uygulanabilir. Kalbi besleyen koroner arterler dışında aort, damarını değerlendirmek amacıyla da kullanılabilir” diye konuştu.

    “Çekim sonrası bol su tüketilmeli”
    Çekim sonrası kullanılan kontrast maddenin dışarı atılımını kolaylaştırmak amacıyla bol su tüketilmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yaşan, “Bunun dışında kişiler normal hayatlarına devam edebilirler” şeklinde konuştu.

  • Büyükşehir meclis üyelerine ‘bağımlılıkla mücadele’ semineri

    Büyükşehir meclis üyelerine ‘bağımlılıkla mücadele’ semineri

    Belediye başkanları ve meclis üyelerine bağımlılıkla mücadelede doğru bilinen yanlışları ve yapılabilecekleri anlatan Prof. Dr. Kültegin Ögel, artık herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. Son yıllarda bağımlılığın çok yaygın hale geldiğini hatırlatan Ögel, “Sigara, alkol ve uyuşturucunun yanına kumar da fazlasıyla girdi. Bunlar geçmişten beri toplumun içerisinde var olan sorunlardı ancak şu anda toplumun bütününü ele geçirmeye başladı. ‘İstersem bırakabilirim’ diyebilmek bağımlı olmadığınızı göstermez. Bağımlılığa geçiş kısmı çok ince bir çizgidir. Düzenli kullanıma geçmede genetik, sosyal etkenler, aile ve ruhsal faktörler etkilidir. Düzenli kullanmada herkes bağımlı olmuyor ama yeterli destek alamamak, dışlanmak, arkadaş ortamı ve yaşam düzeni bağımlılığı geliştiriyor. Bu noktada belediyelere önemli görevler düşüyor. Destek ve danışmanlık verilmesi, bağımlılığın gelişmesini büyük oranda engeller” dedi.

    Çok küçük yöntemlerle çok şeyin değiştirilebileceğini söyleyen Ögel, Türkiye’deki cezaevlerinde uyuşturucu suçu oranının yüzde 45 seviyesinde olduğunu belirtti. Bağımlıların tamamına ‘suç işliyor’ diye bakılmaması gerektiğini ifade eden Ögel, “Ama suç işleyenler aynı zamanda madde kullanan kişiler olabiliyor. Önleme dediğimiz kısım, üzerinde çok çalışmamız gereken bir konudur. Çocuklara, gençlere, yetişkinlere ayrı ayrı program düzenlemeliyiz. Temiz çocuklardan çok anne ve babası bağımlı olanlara, satışın çok olduğu yerlerde küçük gruplar halinde eğitim vermeliyiz. Bağımlılık hemen sonuç alınan bir şey değildir. Zaman alır. Yaptığımız çalışmalar, Türkiye’de gençlerin uyuşturucu kullanmaya başladıktan ortalama 5 yıl sonra fark edildiğini gösterdi. O yüzden biz ailelere, yetişkinlere ulaşıp uyarmalıyız. ‘Benim çocuğum bağımlı olmaz’ denmemelidir. Topluma örnek olan insanların çocuklarının bağımlı olduğunu çok gördüm” diye konuştu.

    Tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Kültegin Ögel, bağımlıların tedaviye kolay kolay gelmediğini, şehir içinde çay içebilecekleri ortamlar oluşturmak gerektiğini dile getirdi.

    Bağımlıları tedaviye çekmek için ödül yönteminin kullanılabileceğini söyleyen Ögel, “Bağımlılıkta, ‘yattı, çıktı, temizlendi, bitti’ şeklinde bir durum yoktur. Ortalama 5 tedaviden sonra düzelmeye başlıyorlar. Projelerimizi oluştururken buna dikkat etmeliyiz. Bağımlılık tekrarlayan bir hastalıktır. Bizim hedefimiz, bırakma süresinin daha uzun sürmesidir. En sonunda tamamen bırakacaktır. Belediyeler projelerinde bu detaylara dikkat etmelidir. Tedaviler de zor değil. İki oda, bir salonluk alanda çok şeyi değiştirebilirsiniz. Belediyeler farklılık seminerleri, kampanyalar düzenleyebilir. Önleme merkezleri kurabilir. Bireyler yetiştirerek toplumun içine salınabilir. Sosyal destek sağlanabilir. Kurumsal işbirlikleri yapılabilir” dedi.

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, verdiği bilgilerden dolayı Prof. Dr. Kültegin Ögel’e teşekkür ederek günün anısına plaket takdim etti.

  • Hızlı yürümede ortaya çıkan nefes darlığı

    Hızlı yürümede ortaya çıkan nefes darlığı

    Tüm dünyada KOAH gelişimine neden olan en önemli risk faktörünün tütün kullanımı olduğunu belirten Doç. Dr. İrfan Eser, “KOAH’ta başta nefes darlığı olmak üzere öksürük ve balgam gibi belirtiler gözlenmektedir. Başlangıç evresinde hızlı yürüme, merdiven çıkma ya da koşma gibi aktiviteler sonucunda ortaya çıkan nefes darlığı problemi, hastalığın ilerleyen evrelerinde uyku sırasında dahi gözlenebilen bir problem halini alır” dedi.

    Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İrfan Eser, 20 Kasım Dünya KOAH Günü (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) nedeniyle önemli açıklamalarda bulundu. Tüm dünyada KOAH gelişimine neden olan en önemli risk faktörünün tütün kullanımı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Eser, hastalığa bağlı olarak akciğer kapasitesinin büyük oranda azaldığına dikkat çekti. Doç. Dr. Eser, KOAH hastalığında dokulara yeterli miktarda oksijen iletimi sağlanamayacağından, başta nefes darlığı olmak üzere öksürük ve balgam gibi belirtilerin gözlendiğini ifade etti.

    “Sigara ve tütün kullanımı en önemli risk faktörü”
    KOAH’ın nedenlerine değinen Doç. Dr. Eser, “KOAH, akciğer dokusunun uzun süreli hasarının yol açtığı hava yolu daralması neticesinde gelişen öksürük, balgam ve ilerleyici nefes darlığı ile karakterize yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü sigara kullanımıdır.

    Pipo, puro ve nargile kullanımı da KOAH’ın nedenleri arasındadır. Kişinin yaşadığı yer ya da mesleği nedeniyle organik ve inorganik tozlu ortamlara, kimyasal maddeler ve buharları içeren maddelere maruz kalması, KOAH’a neden olabilmektedir. Bireyin toz, duman ve zararlı gazlara maruz kalması, kapalı ortamlarda ısınmak ya da yemek pişirme amacıyla kullanılan ‘biomas’ adı verilen organik yakıtlar, odun, tezek, bitki kökleri ve kömür dumanının yol açtığı iç ortam hava kirliliğini diğer nedenler olarak sıralayabiliriz” diye konuştu.

    “Uzun süreli öksürük görülür”
    KOAH’ın belirtilerinden bahseden Doç. Dr. Eser, “Başta nefes darlığı olmak üzere öksürük ve balgam gibi belirtiler gözlenmektedir. Başlangıç evresinde hızlı yürüme, merdiven çıkma ya da koşma gibi aktiviteler sonucunda ortaya çıkan nefes darlığı problemi, hastalığın ilerleyen evrelerinde uyku sırasında dahi gözlenebilen bir problem halini alır. Öksürük ve balgam problemi ise yine başlangıç evrelerinde yalnızca sabah saatlerinde ortaya çıkan birer belirti olarak görülse de, hastalığın ilerlemesiyle birlikte şiddetli öksürük ve yoğun balgam gibi KOAH belirtileri görülebilir” dedi.

    “Sigara bırakılmalı, grip ve zatürre aşıları yapılmalı”
    KOAH’ta akciğer fonksiyonlarındaki hızlı bozulmayı yavaşlatan tek etkenin sigaranın bırakılması olduğunu dile getiren Doç. Dr. Eser, “Hastalığı tedavi etmenin temel amaçları arasında hastalığın bulgularını hafifletmek, solunum yollarındaki hasarı azaltmak ve akciğerlerin oksijenlenmesini düzeltmek yer almaktadır.

    Bu bağlamda hastanın, hastalık hakkında bilgilendirilmesi ve tedaviye katılım sağlaması için cesaretlendirilmesi oldukça önemlidir. Hastalığın seyrini kötüleştiren alevlenmelerden ve zatürreden korunması için grip ve zatürre aşılarını yaptırması, aktif yaşam biçimini benimsemesi, tütün ve tütün ürünlerini bırakması için desteklenmesi, nefes açıcı etkisi olan, ‘inhaler’ olarak adlandırılan ve solunum yolu ile uygulanan ilaçları düzgün ve düzenli kullanması, tedavide göz ardı edilmemesi gereken noktalardır” ifadelerini kullandı.

  • BTÜ-MERLAB’ın çalışmaları takdir topluyor

    BTÜ-MERLAB’ın çalışmaları takdir topluyor

    Kalitesi, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından tescillenen MERLAB, bünyesinde barındırdığı cihazlarla “güvenilir test ve analizin adresi” olarak hizmetini sürdürüyor. MERLAB bünyesinde7 farklı laboratuvarda yüksek teknolojiye sahip 22 çeşit hassas analiz cihazı ve diğer yardımcı cihazlarla toplam 150 çeşidin üzerinde analiz yapılıyor. Merkezde; polimer, kauçuk, otomobil, havacılık, savunma, tekstil, çevre, gıda gibi birçok sektörün hammadde, ara ve son ürünlerin kalite kontrol analiz ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her yıl 250 civarı farklı müşteriye, 5 binin üzerinden analiz hizmeti sunuluyor. Akredite olan cihazlarıyla bölgede güvenilir ve kaliteli hizmet veren BTÜ-MERLAB’ı ziyaret edenler de çalışmaları büyük bir takdirle karşılıyor.

    13 parametrede akredite hizmet

    Farklı günlerde organize edilen programlara katılmak amacıyla BTÜ’ye konuk olan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez ve Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş da BTÜ-MERLAB’ın yetkin laboratuvarlarını yerinde inceledi. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın da eşlik ettiği ziyarette, Dönmez ve Karataş, MERLAB’ın hizmetleri hakkında detaylı bilgi aldı. Prof. Dr. Karataş ve Dr. Dönmez’e merkez hakkında bilgi veren MERLAB Müdürü Doç. Dr. Ahmet Aygün, “2015 yılında faaliyete başlayan laboratuvarımız, 2022’den itibaren birçok alanda akredite test/deney hizmeti veriyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığından 62 milyon TL tutarında proje bütçesi aldık. BTÜ-MERLAB test ve analiz hizmetlerini, laboratuvar akreditasyonu standardının gerekliliklerine uygun olarak sürdürüyor. Bu noktada 13 parametrede akredite hizmet veriyoruz” dedi.

    7 farklı laboratuvarda 150 çeşit analiz

    Merkezde bulunan laboratuvarlar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aygün, gaz geçirgenlik analizi hizmetini bir süredir vermeye başladıklarını da belirterek, “Mikroskop ve Yüzey Analiz Laboratuvarı, Termal Analiz Laboratuvarı, Kromatografi Laboratuvarı, Spektroskopi Laboratuvarı, Numune Hazırlama Laboratuvarı, Kauçuk Plastik Test Laboratuvarı, Karayolları Malzemeleri Test Laboratuvarı olmak üzere 7 farklı laboratuvarda toplam 150 çeşidin üzerinde analiz yapılıyor. DMA, TGA, DSC, SEM, XRD, AFM, GCMS, LCMSMS, HPLC, FTIR, UV-VIS, renk spektroskopi, HDT-VICAT ve MFI, ozon, xenon, floresans, ısı ve nem şartlarında yaşlandırma test cihazlarımız, hem özel sektörden hem de kamudan büyük talep görüyor. Öyle ki toplam gelirimiz bir önceki yıla göre 3 kat artış gösterdi” dedi.

    Çalışmalara konuklardan tebrik geldi

    Bursa Teknik Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın donanımlı cihazlarıyla özel sektör ve kamuya hizmet vermesinin çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karataş ve Dr. Dönmez, kurumlarının ihtiyaçları olması halinde MERLAB’dan yararlanacaklarını ifade etti. MERLAB’ın akredite olmasının merkezi bir adım öne çıkardığını ifade eden konuklar, tüm ekibi çalışmalarından dolayı kutladı.

    Rektör Çağlar: Sanayi MERLAB’ı tercih ediyor

    Ziyaretleri için Prof. Dr. Karataş ve Dr. Dönmez’e teşekkür eden Rektör Naci Çağlar ise “MERLAB, akredite olmuş cihazları dolayısıyla büyük talep görüyor. Merkezimiz bünyesindeki cihazlarımızın boş kaldığı gün yok. Doktoralı uzman personelimiz tarafında test sonuçlarıyla ilgili yorumları da müşterilerimiz ile paylaşıyoruz. Analiz sonuçlarının doğru yorumlanarak yazılması da önemli olduğu için sanayifirmaları da akademisyenler de MERLAB’ı tercih ediyor. Merkezimizin güçlendirilmesi için bizler de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.

  • Nihal Candan sır gibi sakladığı kocası ile ilgili konuştu

    Nihal Candan sır gibi sakladığı kocası ile ilgili konuştu

    Kara para aklama soruşturmasında tutuklanan ve yaklaşık 5 ay kaldığı cezaevinden anoreksiya (yeme bozukluğu) hastalığı nedeniyle tahliye edilen Nihal Candan uzun süre tartışmalara neden oldu. 37 kiloya kadar düşen sosyal medya fenomeni tahliyesinin ardından yaptıklarıyla da tepki çekti. Nihal Candan şimdi de Armağan Çağlayan’ın YouTube programına konuk oldu ve cezaevinde yaşadıklarını anlattı.

    “HALÜSİNASYON GÖRMEYE BAŞLADIĞIMDA ÇOK İYİYDİ”

    “Bir günde hayatım değişti” diyen Nihal Candan cezaevi için “Halüsinasyon görmeye başladığımda çok iyiydi, orası biraz katlanılabilirdi. O yüzden aç kalmayı biraz uzun tutmuş olabilirim. Çünkü beden aç kalınca halüsinasyon görmeye başlıyor ve nerede olduğunuzu falan çok fark etmiyorsunuz. O mod da benim için çok iyiydi. Beni asıl hayatta tutan, o savaş modunda kalabilmemi sağlayan açlıktı” dedi.”E orada drug yok, alkol yok” diyen Nihal Candan, “Ben zaten alkol de kullanmıyorum, drug da kullanmıyorum. Orada denesem de antidepresanla bunu yapamazdım, aç kalmak çok daha easy’di bence” itirafında bulundu.

    ÖZEL HAYATINI ANLATTI

    Armağan Çağlayan, Candan’a tutuklanmadan hemen önce yaptığı nikahı sordu. “Evli misiniz?” diyen Çağlayan’a Nihal Candan “Evliyim ki. Ne evliyim. Evli olup bekar kalmayı çok denemiştim bu o işte.” diyerek yanıt verdi. Çağlayan bunun üzerine; “Cezaevinde hiç ziyarete gelmedi mi?” diye sordu. Candan “Geldi başlarda. Çok da destek olduğu noktalar oldu. Sanırım onun anksiyeteleri benimkinden ağır bastı.” diyerek yanıt verdi.Şu anda Çağlayan Adliyesi’nde staj yaptığını söyleyen Nihal Candan davasının devam ettiğini ve iki-üç sene sürebileceğini de ifade etti.

    SOSYAL MEDYADA TEPKİ ÇEKTİ

    Nihal Candan’ın konuk olduğu bu program kısa sürede sosyal medyada gündem oldu. Candan hakkında ‘Bu nasıl yüzsüzlük’, ‘Bir de belgesel çekelim’, ‘Hâlâ insanların aklıyla dalga geçiyorlar’ gibi yorumlar yapıldı.

  • Okula dönüşte başarı için uyum

    Okula dönüşte başarı için uyum

    Okullar dokuz günlük ara tatilin ardından pazartesi günü açılıyor. PDR Direktörü Sibel Durak bazı çocukların yoğun bir okul temposuna uyum sağlamakta zorlanabileceklerini belirterek ebeveyn ve eğitimcilere önerilerde bulundu. İlk ve ortaöğretimdeki öğrenciler ilk ara tatil sonrası 18 Kasım Pazartesi günü eğitim-öğretime kaldığı yerden devam edecek. Ancak öğrencilerin ara tatilde bir arada olduğu ebeveynlerinden ayrılmalarının zor olabileceğine, geçiş döneminde duygusal ve fizyolojik tepkiler verebileceklerine dikkat çeken Bahçeşehir Koleji PDR Direktörü Sibel Durak, her çocuğun, okula, derslere dönüş noktasında farklı tepkisi olabileceğini söyledi.

    Kimi heyecanla beklerken ve okul rutinine çok kolay uyum sağlayabilirken, bazılarının oldukça stresli ve kaygılı hissedebileceğine dikkat çekti. Ailelerin ve eğitimcilerin çocukların duygularını önemseyip iyi gözlemlemelerinin önemine vurgu yaptı. Velilere okula dönüş yaklaştığında çocukların okul ile ilgili aklından geçenleri ilgiyle dinlemesini öneren Sibel Durak, “ Okulla ilgili endişeleri varsa çocuğunuzla konuşabilirsiniz. Okul kıyafetlerini ve çantasını birlikte hazırlayabilirsiniz. Tatil döneminde yapılan sanat, spor, bilim aktiviteleri, geziler, hobi atölyeleri gibi etkinlikleri okul döneminde de sürdürün” dedi.

    Eğitmenler ve ebeveynlerin, çocukların zayıf yönleri yerine güçlü yönlerine odaklanarak onları cesaretlendirmeleri gerektiğini belirten Durak, okulda gerçekleşecek yeni etkinlikler hakkında konuşmak, okulu çekici hale getirerek çocukların arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle tekrar bir araya gelme isteğini artırabileceğini de söyledi.

  • Malatya’da 4.9 büyüklüğünde deprem

    Malatya’da 4.9 büyüklüğünde deprem

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde 4.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Saat 10.46’da 7 kilometre derinlikte meydana gelen deprem çevre illerden de hissedildi.

  • Sulu tarım kısıtlandı

    Sulu tarım kısıtlandı

    Son 3 yılda hububat üretiminde rekor üstüne rekor kıran Sivas’ı kuraklık etkiledi. Barajlardaki su seviyelerinin yetersizliği nedeniyle 120 bin dönüm arazide sulu tarım kısıtlandı.
    Sivas’ta iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kuraklık sonrası barajlardaki doluluk oranının tehlikeli düzeye düşmesi üzerine 120 dönüm tarım arazisinde sulu tarıma kısıtlama getirildi.

    Başta şeker pancarı ve patates gibi suya ihtiyaç duyan tarım ürünlerinin kısıtlandığı bölgelerde çiftçiler alternatif tarım ürünlerine yöneldi. Kuraklığın etkilediği barajlar, dron ile havadan da görüntülendi.
    Konuya ilişkin açıklama yapan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, Pusat-Özen, Ulaş Karacalar ve Kangal Kocakurt barajlarındaki doluluk oranlarının yetersizliği nedeniyle sulu tarıma kısıtlama getirildiğini ifade etti.

    “Suyu daha çok isteyen bitkilerde kısıtlamaya gidildi”
    İklim değişikliğini Sivas’ın iliklerine kadar yaşadığını ifade eden Çetindağ, “Bugün 11’inci ayın yarısına geldik. Şu anda yaklaşık 6’ncı aydan bu yana yağmur yağmadı. 2024 yılı dolu dolu geçti, tüm ürünlerde en üst seviyelere çıktık fakat şu an kuraklığın yaşanmasından dolayı büyük sıkıntılar yaşanıyor.

    Biliyorsunuz Sivas’ımız şeker pancarında ve patateste Türkiye’deki sayılı illerimizden biri. Bu şeker pancarı, patates ve yem bitkilerine baktığımız zaman daha çok suyla ilgili. 6’ncı aydan bu yana yağış olmadığı için barajlarımız yüzde 20 ile yüzde 10 arasında kaldı. Kuraklık nedeniyle önümüzdeki yıl şeker pancarında, patateste ve yem bitkilerinde yani suyu daha çok isteyen bitkilerde bir kısıtlamaya gidildi” dedi.

    “Sivas kuraklığı iliklerine kadar yaşıyor”
    İlerleyen aylarda yeterli yağış olması halinde kısıtlama kararının değerlendirileceğini ifade eden Çetindağ, “Şu anki aldığımız kararla önümüzdeki yıl şeker pancarında, patateste ve yem bitkilerinde, yani su isteyen bitkilerde bir kısıtlamaya gidilecek. Biz çiftçilerimizi buna göre hazırlıyoruz. Kuraklık her geçen yıl ilerliyor ve Sivas’ta bunu iliklerine kadar yaşıyor.

    Şu anda rakıma bakıldığında Sivas, en yüksek rakıma sahip olan illerden bir tanesi ama bir damla yağmur düşmedi. Şu anda bunu kara kara düşünüyoruz ama ümidimizi de kesmiyoruz. Sivas’ımızda kar ve yağmur olmadığı sürece büyük sıkıntı yaşanıyor. Sadece barajlarda değil yer altı sularımızla da ilgili yağmur ve kar olması lazım ki yer altı sularımız da bundan faydalansın.

    Eğer istediğimiz gibi kar yağar, barajların doluluk oranı artarsa bu karar tekrardan değerlendirilecek. Ülkemizin 85 milyon insanını doyurmak bizim çiftçilerimizin elinde. Biz çiftçiler olarak hazırlığımızı yaptık, inşallah önümüzdeki yıl da bu sıkıntıyı yaşamayız diye bekliyoruz” diye konuştu.

  • Bursa’da freni patlayan kamyon 3 aracı hurdaya çevirdi

    Bursa’da freni patlayan kamyon 3 aracı hurdaya çevirdi

    Olay, merkez Yıldırım ilçesi Kurtbasan Mahallesi’nde meydana geldi.

    Edinilen bilgiye göre, sevkiyat için yola çıkan market zincirine ait kamyon sürücüsü, yokuş yukarı seyir halindeyken freni patladı. Yokuşta kontrolden çıkan kamyon, park halindeki 3 araca çarpıp araçları kullanılmaz hale getirdi.

    Araçlara çarpmasına rağmen duramayan kamyon geri geri bir evin penceresinden içeriye girdi. Evin duvarı ve penceresi yıkılırken kazada şans eseri ölen yada yaralanan olmadı. Kaza sonrası çevredekiler, 112 ekiplerine bilgi verdi.

    Polis kazayla ilgili tahkikat başlattı.