Blog

  • 65 yaş üstü kişiler bu hastalığa dikkat

    65 yaş üstü kişiler bu hastalığa dikkat

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Selma Aktaş, zatürre hastalığın yabana atılacak bir hastalık olmadığı söyleyerek, özellikle bağışıklığı baskılanmış kişilerde, yaşlılarda, hamilelerde, küçük çocuklarda, alkol ve sigara bağımlılarında ciddi seyrettiğini anlattı.
    Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Selma Aktaş zatürre (pnömoni) hastalığı hakkında bilgi verdi. Aktaş, “Zatürre akciğerin keseciklerine iltihaplı sıvı dolmasıyla oluşan bir hastalık. Bunlar bakteriler, virüsler ve mantar enfeksiyonlarının akciğere ulaşmasıyla çok kolay enfeksiyona sebep olabilir.

    Özellikle bağışıklığı baskılanmış kişilerde, yaşlılarda, hamilelerde, küçük çocuklarda, alkol ve sigara bağımlılarında ciddi seyir gösterebilmektedir. Şayet balgamlı ya da kuru öksürük, üşüme, titreme, ateş, halsizlik, kas ağrıları, yorgunluk, bitkinlik, iştahsızlık, zatürrenin çeşidine göre bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, özellikle nefes almakla artan göğüs ağrısı, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, zihin karışıklığı varsa zatürre olma ihtimaliniz çok yüksektir” dedi.

    “Bu mevsimlerde zatürre ertelenebilmekte ve ağırlaşabilmektedir”
    Dr. Selma Aktaş, şunları kaydetti:
    “Özellikle toplu yaşanılan yerlerde, askeriye, kreşler, huzurevleri, toplu taşıma araçları ya da toplu mekanlarda öksürük ve hapşırıkla ortama yayılan damlacıklar solunum yoluyla akciğerlerimize ulaşabilir. Aynı şekilde hasta bireylerle ortak kullanılan yüzeyler, ortak kullanılan eşyalara temas etmekle ve temas ettiğimiz elimizi burun ve ağzımıza götürmekle enfeksiyon bulaşı gerçekleşebilir.

    Bu sebeple risk altındaki bireylerin hijyene dikkat etmeleri, el yıkama, maske takma, ortamın havalandırılması çok önemlidir. Erken teşhis ve tedavi zatürrenin ciddi komplikasyonlarını önlemek açısından çok önemlidir. Özellikle bu mevsimlerde grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının da semptomlarının benzer olması sebebiyle zatürre ertelenebilmekte ve ağırlaşabilmektedir.”

    “Zatürre doktor muayenesi ve bazı tıbbi testlerle teşhis edilebilir”
    Dr. Selma Aktaş, doktor muayenesi ve bazı tıbbi testlerle hastalığın teşhis edilebileceğini anlatarak, “Öncelikle doktor muayenesinden geçen hastalar akciğer filmine gönderilir. Akciğer filmi yeterli gelmezse tomografi ve kan testleriyle ve balgam testleriyle teşhis doğrulanır. Teşhisi doğrulanan hastalar hastalığın türüne, hastalığın şiddetine ve hastanın genel durumuna göre evde, hastanede servislerde ya da hastanede yoğun bakımlarda tedavi edilir. Özellikle evde tedavi gören hastaların doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanması ve tedavi sürecini doktor kontrolünde tamamlaması çok önemlidir. Zatürreden korunmak için özellikle risk grubuna önerdiğimiz zatürre aşısı, hastalığın yaygınlaşmasını ve komplikasyonlarını önleme de oldukça yardımcıdır. Herkese sağlıklı günler diliyorum” ifadelerine yer verdi.

  • Çam kozalakları şifaya dönüşüyor

    Çam kozalakları şifaya dönüşüyor

    Türkülere konu olan Ilgaz Dağları’ndan toplanan çam kozalaklarından yapılan şuruplar, astım, bronşit hastaları başta olmak üzere vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.
    Kış mevsimi ve mevsim geçişlerinde sık yaşanan grip, nezle, geçmeyen öksürük gibi hastalıklar vatandaşları doğal ürünlere yönlendiriyor. Hastalıklardan korunmak isteyen vatandaşlar, ilaçların yanı sıra, doğadan toplanan bitkilerden şifayı arıyor. Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde Ilgaz Dağı’nda toplanan kozalaklardan yapılan şurup da vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.

    “Ilgaz sen Anadolu’nun bir yüce dağısın” dizeleri ile türkülere konu olan Ilgaz Dağı’ndan toplanan çam kozalakların bölgede yaşayan vatandaşlar tarafından saatlerce kaynatılması ile şurup yapılıyor. Üst solunum yollarını açan ve birçok hastalığa iyi geldiği bilinen kozalak şurubu, özellikle astım ve bronşit hastalıkları başta olmak üzere vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Kozalak şurubu üreten vatandaşlar, kavanozunu yaklaşık 150 TL’den satıyor. Bölgede kozalak şurubu üretimi yapan Ömer Faruk Özdemir, sağlık çalışanlarının dahi kendilerinden kozalak şurubu istediğini belirtti.

    “Öksürüğü, öksürük şurubundan daha fazla kestiğine inanıyorum”
    6 aydır kozalak şurubu üreticiliği yaptığını belirten Ömer Faruk Özdemir, “Köyümüze, katma değer sağlamak için bir süredir düşünüyordum. Aklıma kozalak şurubu geldi. Bir çalışma yaparak bu işin içerisine girdim. Yaklaşık 6 yıldır yapıyorum. Kozalakları topladığımız ağaçlar, egzoz dumanı görmeyen yerler.

    Ilgaz bölgesinde karaçam ağırlıklı olduğu için onları topluyoruz. Topladığımız kozalakları güzel bir şekilde bol su ile yıkıyoruz. Daha sonra sağlığa uygun varillerde 10 güne yakın ıslıyoruz. Kozalaklar iyice kirini, tozunu ve reçinesini salıyor. Kozalakları beklettiğimiz suyu döktüğümüz zaman ortaya çıkan kozalakları kaynatıyoruz. Sıcak suyla birlikte yüzeye çıkan doğa atıklarını da süzüyoruz. Berrak bir şekilde kozalak suyumuz ortaya çıkınca kozalakları suyun içerisinden alıyoruz.

    Ortaya çıkan suyu da isteğe göre, şeker ilaveli veya şekersiz bir şekilde vakumlu kavanozlarda saklıyoruz. Kozalak tedavi etmez. Bu şuruptan çok fazla bir beklenti beklenmemesi gerek. Öksürüğü, öksürük şurubundan daha fazla kestiğine inanıyorum. İnsanların yaşam kalitesini arttırıyor, balgam söktürüyor, ciğerleri temizliyor, korona gibi virüsleri daha hızlı atlatmamızı sağlıyor ve mikrop öldürüyor. Hastanede çalışan personeller bile kozalak şurubu alıyorlar. Bu da kozalak şurubunun faydalı olduğunu ispat ediyor” dedi.

    “Geçirmiş olduğumuz pandemi döneminde tüketicilerimizin en çok kullandığı geleneksel takviye edici gıda bileşeni de kozalak şurubu olmuştur”
    Kozalak şurubunun takviye edici geleneksel bir şurup olduğunu kaydeden Gıda Mühendisi Doç. Dr. Hüdayi Ercoşkun ise, “Kozalak şurubu, içerisinde bulunduğumuz aylarda taze kozalakların toplanması ve kaynatılarak özlerinin çıkartılması, daha sonrada odunsu kısımlarının ayrılarak koyulaştırılması şeklinde gerçekleşmektedir.

    Kozalağın içerisindeki fenolik gibi çeşitli maddelerle iltihaplanmaları giderici, üst solunum yollarında nefes açma gibi fonksiyonları bulunmaktadır. Geçirmiş olduğumuz pandemi döneminde tüketicilerimizin en çok kullandığı geleneksel takviye edici gıda bileşeni de kozalak şurubu olmuştur” diye konuştu.

  • Mudanya’da diyabet mücadelesine destek

    Mudanya’da diyabet mücadelesine destek

    Mudanya Belediyesi’nin 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği etkinlikte, giderek toplum sağlığı haline gelen diyabet hakkında bilgilendirme yapıldı. MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen etkinliğe Belediye Başkan Yardımcısı Av. Baran Güneş, CHP İlçe Başkanı Furkan Atalay, Belediye Meclis Üyeleri ve çok sayıda Mudanyalı katıldı.

    Başkan Yardımcısı Av. Baran Güneş, diyabetle mücadele bilincinin artırılması ve sağlıklı yaşamın teşvik edilmesinin önemini vurgulayarak, “Mudanya Belediyesi olarak hemşerilerimizin sağlığını önemsiyor ve adımlarımızı atıyoruz. En kıymetli hazinemiz olan sağlımızı koruyabilmek için hastalıkların farkında olmalı ve bilinçlenmeliyiz. Bu kapsamda şeker hastalığına odaklanan ve farkındalık oluşması amaçlayan Dünya Diyabet Günü’nde düzenlediğimiz etkinlikle herkesi farkında olmaya çağırıyor ve tüm hastalarımıza acil şifalar diliyorum.” dedi.

    Sağlıklı beslenme önemli

    Mudanya Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Girgin, diyabetin belirtileri ve güncel tedavi yöntemlerini anlatarak, hastalığın iyi kontrol edilmemesi halinde organlara zarar verebileceğini vurguladı. Girgin, “Diyabet eğitimi, sağlıklı ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve iyi bakım hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabet tedavisinin ana unsurlarıdır” dedi.

     

    Diyabetli kişilerde sağlıklı beslenme ile tüketilmemesi gereken gıdaları anlatan Uzman Diyetisyen Gönül Tuba Tarıkahya Ciğerli ise su tüketiminin önemine değinerek, ambalajında diyabetik yazan her ürünün kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç ana üç ara öğün ile beslenmenin faydalarını anlatan Diyetisyen Beyza Demirsöz Meşhan da, uzun süre aç kalmanın risklerini anlattı.

    Diyabet hastalığında genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörlerin de etkili olduğunu söyleyen Psikolog Özge Öztürk, diyabet teşhisi alan kişilerde oluşan psikolojik travmalardan bahsetti. Uygun fiziksel aktivitelerin diyabet hastalığına etkisini anlatan Fizyoterapist Pelin Polat ise yoğun ve şiddetli egzersizleri önermediklerini sözlerine ekledi.

    Söyleşinin ardından katılımcılara şeker ve vücut ölçüm analizleri yapılırken, diyabet hastalarına uygun beslenme örnekleri sunan özel yiyecekler ikram edildi.

  • Kırklareli’nde eşini balta ile öldüren zanlı tutuklandı

    Kırklareli’nde eşini balta ile öldüren zanlı tutuklandı

    Alınan bilgiye göre, Recep Çetin (64) isimli şahıs polise giderek eşini baltayla öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine ekipler, zanlının Pınar Mahallesi’ndeki evine gitti. Aysel Çetin’in (58) hareketsiz yattığını gören ekipler, balta darbesiyle hayatını kaybettiğini tespit etti.

    Yapılan incelemenin ardından Aysel Çetin’in cansız bedeni, İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

    Olayla ilgili gözaltına alınan zanlı Recep Çetin adliyeye sevk edilmişti. Çetin, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

  • Kırklareli’nde koca vahşeti! Eşini baltayla öldürdü

    Kırklareli’nde koca vahşeti! Eşini baltayla öldürdü

    Alınan bilgiye göre, Recep Çetin (64) isimli şahıs polise giderek eşini baltayla öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine ekipler, zanlının Pınar Mahallesi’ndeki evine gitti. Aysel Çetin’in (58) hareketsiz yattığını gören ekipler, balta darbesiyle hayatını kaybettiğini tespit etti.

    Yapılan incelemenin ardından Aysel Çetin’in cansız bedeni, İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

    Olayla ilgili gözaltına alınan zanlı Recep Çetin adliyeye sevk edilmişti. Çetin, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

  • Serbest piyasada döviz fiyatları

    Serbest piyasada döviz fiyatları

    İstanbul Kapalıçarşı’da 34,4170 liradan alınan dolar 34,4190 liradan, 36,3150 liradan alınan euro ise 36,3170 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 34,36 liradan, euro ise 36,31 liradan satılmıştı.

  • Niğde’de kamyonun çarptığı yaya hayatını kaybetti

    Niğde’de kamyonun çarptığı yaya hayatını kaybetti

    Olay, Niğde-Nevşehir kara yolu Yeşilgölcük beldesinde meydana geldi. Ü.D’nin (60) kullandığı 51 DV 989 plakalı kamyon, yolun karşısına geçmek isteyen İsmet Özmen’e (59) çarptı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralı Özmen, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Özmen, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

    Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • ‘Kumar bağımlılığı’ uyarısı

    ‘Kumar bağımlılığı’ uyarısı

    Ünlü isimlerin gözaltına alınmasıyla gündeme gelen yasa dışı bahis ve kumar bağımlığı konusunda uyarılarda bulunan Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Nuray Namlı, “Kumar, sürekli oyun oynama bozukluğunda tüm dünyada bir artış var. En büyük sebep; dijitalleşme çünkü ulaşım çok kolaylaşmakta. Kişi, para kaybetmekte, kaybettikçe hırslanmakta bunlar kısır döngünün başlangıcı.

    Bir kişinin kumara veya oyuna bağımlı hale gelmesi toplumu etkilemekte, büyük aile felaketlerine yol açmakta. Gerçekten toplumun belası, rol modeller, eğitim önemli, en önemlisi sezildiği zaman erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor” dedi.
    Ünlü sunucu Mehmet Ali Erbil, şarkıcı Serdar Ortaç ve birçok sosyal medya fenomeninin gözaltına alınmasıyla bağımlılık türleri, kumar, yasa dışı bahis oyunları konuları tekrar gündeme geldi.

    Dijitalleşmeyle ulaşılabilirliğin artmasının bağımlıklarda etkili olabildiğini belirten uzmanlar, bağımlılıkların sosyal ve psikolojik alanlarda birçok sorunu da beraberinde getirdiğini aktardı. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Nuray Namlı da bağımlılıklar ve çevreye etkileri konusunda bilgi verdi. Doç. Dr. Namlı, erken tanı ve kişinin tedaviyi istemesinin süreçte rol oynadığını aktardı.

    “Kumar ve oyun oynama bozukluğunda tüm dünyada bir artış var”
    Bağımlılıklara ilişkin açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Mustafa Nuray Namlı, “Bağımlılık bir bireyin herhangi bir maddeye veya davranışsal bir olaya bağlanıp ondan ayrılamamasıdır. Sigaradan tutun da oyun, kumar bağımlılığına kadar bunu genişletebiliriz. Geçmişte çok sık gördüğümüz alkol ve madde bağımlılığıydı, sigara da bir bağımlılık.

    Madde bağımlılıkları da kendi altında çeşitli alt bileşenlere ayrılmakta. Kumar oynama bozukluğu diğeri sürekli oyun oynama bozukluğu tüm dünyada bir artış var. En büyük sebep; dijitalleşme çünkü ulaşım çok kolaylaşmakta. Bireyin eskiden bir mekana gitmesi gerekirken kumar oynaması için artık elinin altında, cebindeki bir cep telefonuyla çok kolay çevrimiçi olarak kumarın veya bir oyunun oynandığı ortama, platforma erişebilmekte. Merak, haz alma duygusu buna eşlik etmekte.

    Her geçen gün bağlanmakta, kumarda veya oyunda harcadığı süre artmakta, daha sonra bağımlılık dediğimiz döngüye girmekte. Para kaybetmekte, kaybettikçe tekrar hırslanmakta, haz ve korku yaşamakta. ‘Kazanayım, elde edeyim’ diye tekrar daha büyük miktarlarda girmekte. Kendi işi, uğraşısını, okulunu, eğitimini bırakıp daha çok vakit ayırıp sosyal çevresinden kopmakta.

    Depresyon kaygı bozuklukları ortaya çıkmakta. Kişilerin eşlerini veya çocuklarını kontrol etmeleri gereğinden fazla sosyal medyada vakit geçiriyor mu, gereğinden fazla harcaması var mı, fazla bir özgüvene sahip oldu mu, dürtü kontrol bozukluğu, davranışlarını yönlendirme becerisi yeterince gelişmiş mi, gelişmemiş mi, aşırı harcamaları, yalan söylemeleri oldu mu, borçlanma talepleri var mı? Kumara kaybettikçe yerine koyabilmek için daha büyük rakamlar koyulmakta ve çevreden borçlanmakta. Bunlar kısır döngünün başlangıcı, aileler bu noktada birbirlerine destek olmalı. Bir kişinin kumara veya oyuna bağımlı hale gelmesi o aileyi veya toplumu büyük oranda etkilemekte, büyük aile felaketlerine yol açmakta” şeklinde konuştu.

    “Gerçekten toplumun belası, çağımızın sıkıntısı”
    Kişilere yönelik tedavi süreçlerine yönelik konuşan Doç. Dr. Namlı, “Kendi içerisinde olayla bir yüzleşmesi gerekmekte. Tedavi için dürüst bir şekilde gelmesi gerekir. Önce değerlendirme görüşmelerimiz olmakta sonra motivasyonel görüşmeler yapılmakta. Kişinin tedavi arayışı varsa poliklinikten veya yatırılarak hastaya yardım etmeye çalışıyoruz.

    Öncelikle psikososyal tedavilere başlıyoruz sonra gerekirse beraberinde bir dürtü kontrol, depresyon veya kaygı, duygu durum bozukluğu varsa ona yönelik tedaviler başlamakta. Kumar, oyun oynama veya diğer madde kullanım bozuklukları aynı zamanda birçok psikiyatrik eş tanılarla da seyretmekte. Eş tanılara yönelik tedavilerimiz, terapi, ilaç tedavilerimiz hastanelerimizde ve diğer sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır. Başarı kişinin iradesi, sosyal çevresinin desteğiyle de çok alakalı.

    Gerçekten toplumun belası, çağımızın sıkıntısı. Rol, modeller çok önemli, aileler, çocuklar ve eşlerin birbirini kontrol etmeleri ve doğru insanlarla arkadaşlık etmeleri önemli. Eğitim çok çok önemli, okullardaki eğitim, her boyutunda toplumun, ailenin eğitimi en önemli faktör. Eğer yoksunluk düzeyine gelmişse bir kişi bağımlıdır, en yakın bir sağlık kuruluşuna ulaşıp yoksunluğunu azaltmak için tedavi alması lazım. Eğer tedavi almazsa yoksunluğu azaltmak için kişi tekrar maddeye yöneliyor.

    Bizim polikliniklerimizde buna yönelik tedaviler verilmekte gerekirse o kişiler yatırılarak bireysel ya da grup terapilerine alınmakta. İlaç tedavilerine hemen başlanmakta. Çok büyük bir toplumsal sorun, ailenin bu işi kapatmaması, bir profesyonelden destek alınması gerekir. En önemlisi sezildiği zaman erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor. Arkadaş çevresinde buna yönelik ilişkisi varsa o arkadaş çevresinden veya mahalleden uzaklaşılmalı. Parçalanmış, alkolün, maddenin veya başka bağımlılığın olduğu, şiddetin olduğu ailelerde bunlar daha sık görülmekte” dedi.

  • 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla aranan şahsı jandarma yakaladı

    6 yıl 8 ay hapis cezasıyla aranan şahsı jandarma yakaladı

    Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından aranan şahısların tespiti ve yakalanmasına yönelik çalışma başlatıldı. Yapılan incelemede S.C. isimli şahsın çocuğun cinsel istismarı suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla arandığı tespit edildi. Ardından şahsın peşine düşen ekipler şüpheliyi Bolvadin ilçesinde yakalayarak gözaltına aldı. Şahıs işlemleri sonrası sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Sahil Güvenlik ekipleri 7/24 devriyede

    Sahil Güvenlik ekipleri 7/24 devriyede

    Sahil Güvenlik Doğu Karadeniz Grup Komutanlığı ekipleri, Karadeniz sularında 7 gün 24 saat aralıksız devriye görevi yapıyor. 1 Eylül itibarıyla başlayan av sezonunda denetimlere ağırlık veren ekipler, yasa dışı ve kayıt dışı balıkçılık yapanlara göz açtırmıyor.
    Sahil Güvenlik ekipleri, Türkiye’nin üç tarafını çevreleyen denizlerde 7/24 görev başında.

    Gece gündüz kesintisiz bir şekilde mavi vatan için nöbet tutan Sahil Güvenlik ekipleri, su ürünleri avcılığı denetimlerine de ağırlık veriyor. Türk sularında bulunan canlı deniz kaynaklarının gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdüren Sahil Güvenlik ekipleri, ticari ve amatör balıkçılar ile yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş balıkçılık yapanlara göz açtırmıyor.

    Alkolmetre ile denetim gerçekleştiriliyor
    Sahil Güvenlik Doğu Karadeniz Grup Komutanlığı ekipleri, 1 Eylül itibarıyla ‘Vira Bismillah’ diyerek denize açılan balıkçıların hem güvenliğini hem de avlanan balıkların boy limitini kontrol ediyor.

    Arama kurtarma faaliyetleri, deniz güvenliği ve emniyetinin yanı sıra yasa dışı su ürünleri avcılığı ve deniz kirliliği konusunda da gerekli kontrolleri ve denetimleri yapan Sahil Güvenlik Doğu Karadeniz Grup Komutanlığı ekipleri, Ordu-Giresun il sınırından Gürcistan sınırına kadar olan sorumluluk sahası içerisinde su ürünleri denetimlerini saha, zaman, belge kontrolü ve teknik koşulların incelenmesi çerçevesinde icra ediyor.

    Gerektiğinde ilgililere idari para cezası uygulayan Sahil Güvenlik ekipleri, elde edilen ürün ve av araçlarına su ürünleri mevzuatı kapsamında el koyuyor. Mavi vatanda can güvenliğini korumak için gerekli kontrolleri yapan ekipler, alkolmetre ile denetim de gerçekleştiriyor.

    TCSG-95 Komutanı Yüzbaşı Deniz Karaduman, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın silahlı bir genel kolluk kuvveti olduğunu belirterek, “2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Teşkilat Görev ve Yetkileri Yönetmeliği çerçevesinde komutanlığımız arama kurtarma faaliyetleri icra etmek, deniz güvenliğini ve emniyetini sağlamak, düzensiz göçle mücadele etmek, yasa dışı su ürünleri avcılığını önlemek ve gerekli denetimleri yapmak, denizlerimizde yapılan her türlü kaçakçılık faaliyetlerini izlemek ve önlemek, deniz kirliliği konusunda gerekli kontrolleri ve denetimleri yapmak, denizi kirleten tüzel veya gerçek kişilere gerekli adli ve idari yaptırımları uygulamak başta olmak üzere stratejik öneme haiz tesislerin korunması gibi kapsamlı ve kritik görevleri de başarılı bir şekilde yerine getirmektedir. Mavi vatan denizlerimizde veya sahilde bir olayla karşılaştığınızda Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline telefon, telsiz, SG mobil uygulaması ve internet üzerinden ulaşabilirsiniz” dedi.

    “Mavi vatanımızın her yerinde görev yapabiliriz”
    Sahil Güvenlik Doğu Karadeniz Grup Komutanlığı’na bağlı olarak Ordu-Giresun il sınırından Gürcistan sınırına kadar görev sahalarının olduğunu kaydeden Karaduman, “Sadece bu görev sahasıyla yetinmeyip gerektiğinde ve acil durumlarda mavi vatanımızın her yerinde görev yapabiliriz. Görev periyodumuz, görev yoğunluğuna istinaden değişiklik göstermekle beraber gemi üzerinde bulunan lastik bot ve karada bulunan aracımız her gün görev yapmaktadır. Bunun yanı sıra ihbar durumunda hazır kontrol tim ekibimiz de bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Alkolmetre ile sorumluluk sahamızda bulunan şahıslara gerekli testleri uygulamakta olup, işlem yapabilmekteyiz”
    Yapılan denetimlerde alkolmetre ile gerekli testlerin uygulandığını söyleyen Karaduman, “Sahil Güvenlik Komutanlığı, 668 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği 25 Temmuz 2016 tarihinde Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca alınan karara istinaden silahlı bir genel kolluk kuvveti olarak doğrudan İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır.

    Dolayısıyla kurumumuz diğer kolluk kuvvetlerinin uygulayabileceği yaptırımların hemen hemen tamamını uygulayabilmektedir. Yapmış olduğumuz denetimlerde komutanlığımız bünyesinde bulunan alkolmetre ile sorumluluk sahamızda bulunan şahıslara gerekli testleri uygulamakta olup, işlem yapabilmekteyiz” diye konuştu.

    “Denizlerimizi zaman mefhumu gözetmeksizin 7/24 esasına göre takip ediyoruz”
    Mavi vatanın her bir karış toprağı ve güvenliği için tüm gelişmiş sistemleri kullanmaya ve tedarik etmeye devam ettiklerini kaydeden Karaduman, “Şu an envanterimizde bulunan Bayraktar TB2 İHA, İnsansız Sualtı Gözlem Aracı (ROV cihazı), yandın taramalı sonar (YTS), su altı intikal aracı scooter, uzaktan kumandalı insansız cankurtaran aracı (İCA), telsiz, ka bant uydu sistemi, gece görüş termal kameralar ve mobil radarlarımız gibi cihazlar ile gücümüze güç katarak vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam ediyoruz. Ayrıca bir anayurt güvenlik projesi olarak başlatılan Sahil Güvenlik Yönetim Sistesi (SGYS) kapsamında kurulan sistemlerle denizlerimizi zaman mefhumu gözetmeksizin 7/24 esasına göre takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.