Etiket: güncelhaber

  • Fransalı turistler Türkiye’yi sevdi

    Fransalı turistler Türkiye’yi sevdi

    Nisan ayında Türkiye’ye gelen Sarah Bourru, ülkenin tarihi ve turistik yerlerini gezerek fotoğraflarını çekiyor. Türkiye’ye gelerek Mardin, Midyat ve Batman’ın Gercüş ilçelerini gezen baba ve kızı buraların çok güzel olduğunu, insanlarının sıcak ve misafirperver olduğunu söyledi. Türkiye’yi tatil yeri olarak seçmelerindeki tek sebebin insanların sıcak ve ilgisi ile çok büyük bir tarihe sahip olması olarak açıklayan baba ve kızı bundan sonraki tatillerini de Türkiye’ye ve özellikle Güneydoğu olarak düşündüklerini kaydetti.

    Fransa’dan geldiğini belirten Sarah Bourru, “Fransa’dan ayrılalı 7 ay oldu ve Avrupa’yı bisikletle geçerek Türkiye’ye geldim. Daha sonra babam geldi benim yanıma, 7 aydan sonra Kapadokya’da buluştuk. Burada ata bindik ve bisiklette Kahramanmaraş’a, Adıyaman, Mardin, Midyat’tan daha sonra Gercüş’e geldik. Buradan da Hasankeyf’e ve Diyarbakır’a gideceğiz. Daha sonra Yunanistan’a doğru yola çıkacağız. Orada mutlaka kışı geçireceğim, baharda tekrar bisiklete binip Gürcistan ve Ermenistan’a gideceğim. Türkiye çok güzel ve bu ülkeyi keşfetmekten çok mutlu olduğumu belirtmek isterim, yerel halk tarafından çok iyi karşılandığımızı ve çok minnettar olduğumuzu da dile getirmek isterim. Türk misafirperverliği bir efsanedir” dedi.

  • Dokunan halılar ülkelere ihraç ediliyor

    Dokunan halılar ülkelere ihraç ediliyor

    51 yıldır kadınlara halı dokumanın öğretildiği atölyede dokunan halılar, başta ABD olmak üzere bir çok ülkeye gönderiliyor. Unutulmaya yüz tutmuş dokuma halıcılığın gelişimine katkı sağlayan Halıcılık Birliği ile ilgili bilgi veren Halıcılık, El Sanatlarını Geliştirme ve Yayma Birliği Müdürü Bilgehan Harmanşah, birliğin amacının geleneksel el sanatlarından olan halıcılığın yaşatılması ve kursiyerlere ek bir gelir sağlaması olduğunu söyleyerek, “Niğde Valiliği Halıcılık Birliği 1972 yılında kuruldu ve yaklaşık 50 yıldır merkezde ve köylerde halı kursları açıyoruz. Firmalardan gelen sipariş üzerine kurslarda halı dokunuyor. Hem geleneksel el sanatlarımızdan olan halıcılık yaşıyor hem de kursiyerlerimiz ek bir gelir elde ediyorlar. Genelde ev hanımları burada çalışıyor ev işlerini bitirdikten sonra gelip halı öğreniyor veya halı dokuyorlar. Halk Eğitim Merkezi ile beraber çalışıyoruz. Onların yönlendirdiği usta öğreticilerle beraber bilmeyenlere dokumayı da öğretiyoruz isterlerse devam ediyorlar” dedi.

    Halılar yurtdışına gönderiliyor

    Atölyede dokunan halıların tamamının firmalar aracılığıyla yurt dışına ihraç edildiğini söyleyen Harmanşah; “Şuan da Çin ve Türk Cumhuriyetlerinde ucuz dokunan halılar nedeniyle Türk halıcılığında gerileme olsa da bu kurslarda halıcığı yaşatmaya çalışıyoruz. Dokunan halılar genellikle ABD ve Arap ülkelerine pazarlanıyor. Harmanşah hem boş zamanlarını geçirmek isteyen hem geleneksel el sanatlarını öğrenmek isteyenleri hem de ek gelir sağlamak isteyenleri kurslarımız sürekli açık” diye konuştu.

  • Filistin’e destek için “Hayır Çarşısı”

    Filistin’e destek için “Hayır Çarşısı”

    Erdemli İlçe Müftülüğü tarafından geliri Filistin’e bağışlanmak üzere “Hayır Çarşısı” kuruldu. Erdemli Belediye parkında kurulan çarşının açılışına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Hayırseverler tarafından geliri zulüm altındaki Filistinlilere ulaştırılmak üzere odun sacında pişirilen yöresel bazlama ve börekler hazırlandı. Çiğ köfteden dönere, meyveden sebzeye kadar kurulan tüm yiyecek stantlarında vatandaşlar hayırda yarıştı. Türkiye Diyanet Vakfı Erdemli Şubesi ve ilçe müftülüğü personellerince toplanan 300 bin TL de Filistin’e gönderilmek üzere ilgili personele İlçe Müftüsü Hasan Küçük tarafından teslim edildi. Yine Filistin yararına açık arttırma usulüyle bir tablo 60 bin liraya hayırsever tarafından satın alındı.
    Hayır çarşısına gelen vatandaşlar, yaptıkları alışverişlerin gelirinin Filistin’deki mazlumlara ulaşacağını belirterek, bu bilinçle alışveriş yaptıklarını söyledi.

    Erdemli Müftüsü Hasan Küçük ise, “Her daim mazlumun, mağdurun yanında olma karakterini barındıran aziz milletimiz, Türk milletinin bir ferdi olarak burada bugün hep beraber Gazze’ye bir ses olalım, bir nefes olalım, karınca kaderince destek olalım diye bir hayır çarşısı düzenliyoruz. Cenab-ı Hak bereketini arttırsın. Bir an önce orada bir zamanlar ecdadımızın, Osmanlı’nın eliyle selamet yurdu olan, barış yurdu olan o topraklarda tekrardan bu aziz milletimizin eliyle oraları tekrardan barış yurdu haline getirmeyi Rabbim nasip eylesin” dedi.

    Hayır çarşısının 3 gün süreyle açık kalacağı, tüm gelirin de Filistin’e destek olarak gönderileceği ifade edildi.

  • Lodoslu havalarda soba kullanımına dikkat

    Lodoslu havalarda soba kullanımına dikkat

    Yurt genelinde hava sıcaklarının düşmesiyle doğalgaz kullanılmayan çoğu evde ısınılması için soba yakılmaya başlandı. Bu nedenle karbonmonoksit gazına bağlı zehirlenme vakalarında artış gözlemlendi.

    Karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı soba borularının muhakkak temizlenmesi gerektiğine dikkat çeken Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Şenyiğit, mutlaka yatmadan önce sobanın tamamen söndürülmesi gerektiğini söyledi.

    Karbonmonoksit zehirlenmelerinde son birkaç gün artış gözlemlendiğini ifade eden Prof. Şenyiğit, “Havaların soğumasıyla birlikte kırsal kesimlerde sobalar yanmaya başladı. Özellikle odun ve kömür yakılmasına bağlı olarak soba zehirlenmesiyle ilgili vakalar bildirilmiştir. Bu son derece korkutucu ve önlenebilen bir durumdur. Soba kurulmadan önce özellikle baca temizliğinin yapılması lazım. Bu hayati öneme haizdir. Soba borularının çok ciddi bir şekilde temizlenmesi lazım. Soba yakıldığı zaman özelikle lodosun estiği bölgelerde ters akıma bağlı olarak duman içeri girmektedir ve karbonmonoksit birikmesine bağlı 1-2 saatlik temasta bile hasta kendi yaşamını yitirebilmektedir” dedi.

    Ters rüzgarın olduğu günlerde gerekirse sobanın yakılmamasını belirten Şenyiğit, “Sadece lodosun etkili olduğu yerlerde değil, rüzgarın çok estiği veya ters estiği yerlerde tekrar soba dumanı içeriye girmesine bağlı olarak maalesef bu vakalarda bu tür durumlar olmaktadır. Normal tedbirlerle önlenebilecek bir durumdur. Mutlaka yatmadan önce sobanın tam söndürülmesi lazım. Çünkü eğer soba yanmaya devam ederse o zaman mevcut durumda gece yatan kişinin bunun farkında olmadığı için ters akıma bağlı olarak duman içeri birikmekte ve ölüme neden olmaktadır. Vatandaşlarımızın soba yakma durumu da önemli. Soba çok doldurulduğu zaman ve alttan yakılınca üste doğru mesafeyi aldığı için uzun süre yanmakta, ancak maalesef daha fazla karbonmonoksit üretilmektedir ve daha faza zehirlenmeye neden olmaktadır. Onun için kırsal kesimlerde soba yakmaya yakın yani saat 21.00 – 22.00 civarı mutlaka bunların göz ardı edilmemesi lazım” ifadelerinde bulundu.

    Bu belirtilere dikkat
    Zehirlenme sonucu ortaya çıkan belirtileri açıklayan Şenyiğit, şunları söyledi:
    “Soba zehirlenmelerini vatandaşlarımız nasıl anlayabilir. Maalesef bunu çok net ortaya çıkarabilecek bir durum yok. Ama hafif bir baş ağrısı, şuur Bulanıklığı durumu ve gözlerde kanama olduğu zaman mutlaka ortamı terk edilmesi gerekilmektedir. Çünkü karbon monoksit kana karıştığı zaman oksijenle yarışmakta ve hücrelerin ölümüne yani dolayısıyla ölüme neden olmaktadır.”

  • Emekli öğretmenin tekne hayali

    Emekli öğretmenin tekne hayali

    Yıllarca hayalini kurduğu tekne turunu yapabilmek için 2 ay önce otomobil satın alan Tevfik Çiftçi, aracına çeki aparatı bağlanamayacağını öğrenince hemen otomobili aldığı distribütöre başvurdu. İddiaya göre distribütörden, “Evet araştırdık. Bu bizim sorumluğumuzda olan bir konu. Bu otomobile çeki aparatı takılamıyormuş. Üretici firmaya mail attık. Cevap gelince sizi arayacağız” cevabını aldı.

    “Aracımı alırken bana çeki aparatı takılamaz demediler”

    Emekli öğretmen Tevfik Çiftçi, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Kullandığım aracım pert oldu. O yüzden 2 buçuk ay önce bu aracımı aldım. Emekliyim, bir de tekne alayım, yeni aracımla teknemi dolaştırayım diye düşündüm. Aracımı alırken çeki aparatı takılamayacağını söylemediler. Çeki aparatı takılamayacağını ilgili kuruma çeki aparatı taktırmak için başvuru esnasında ruhsatın fotokopisini gönderdikten sonra öğrendim. Aracımı aldığım aracı firma yetkilisini aradım. O firma aracımı alırken ‘taktırabilirsin’ demişti. Daha sonra bana ‘takılamıyormuş’ dedi. ‘Araştıralım, bu bizim sorunumuzmuş, distribütörlük sorunuymuş’ dedi. ‘Bu sorun için üretici firmaya e mail atıyorum. Sonra sizi bilgilendireceğim’ dedi. 1 aydan beri şu ana kadar herhangi bir bilgilendirme yapılmadı. Ben teknemi taşıyamıyorum. Mağdur durumdayım. Yüklerimi aracımın üzerine yaptığım bir düzenekle taşımaya çalışıyorum. Aracıma zarar veriyor biliyorum. Ses yapıyor. Başka çarem yok. Ancak teknemi aracımın üzerinde taşıyamıyorum.”

    “Kendimi aldatılmış hissediyorum”

    Şu an teknesini traktörüyle taşıyabildiğini ancak otomobiline bağlayamadığını aktaran Çiftçi, “İlçe dışındaki arkadaşlarım gel diyor. Ama ben traktörümle teknemi 50 – 100 kilometre uzağa götüremiyorum. Aracımı alırken tekne taşımak amacıyla almıştım. Alırken bana tekne taşıyamazsın demediler. Ben de ne yapayım traktörümle taşıyorum. Mağdur durumdayım. İlgililer ilgilenirse memnun olurum. Aracımdan memnunum. Her yönüyle aracımdan memnunum. Herhangi bir sıkıntım yok. Tek sıkıntım çeki aparatı taktıramamam. Traktör ile çok uzağa gidemem. Son çarem Murat 124 alacağım onunla taşıyacağım. Başka yapacağım bir şey yok. Ben kendimi aldatılmış gibi hissediyorum” dedi.

  • Lületaşına gereken değer verilmiyor

    Lületaşına gereken değer verilmiyor

    Ticari olarak işlenebilir yatakların neredeyse tamamı Eskişehir’de bulunan ve dünyanın dört bir yanından yoğun talep gördüğü bilinen lületaşının ticaretiyle uğraşan usta camiası ve esnaf, belediyelerin lületaşına gereken değeri göstermediğini ve tanıtım için kaliteli etkinlik organizasyonları gerçekleştirilmediğini düşünüyor. Yapılan etkinliklerin yerel çapta kalması sebebiyle yüksek katılım sağlanamadığını belirten ustalar, uluslararası festivaller ile Odunpazarı bölgesinin daha canlı hale getirilmesini istiyor. Lületaşının Eskişehir’in önemli bir değeri olduğuna dikkat çeken esnaf ise, her dilden broşürler basılıp dağıtılabileceğini, sosyal medya aracılığıyla kaliteli reklam çalışmaları yapılabileceğini ve bu tarz girişimlerin lületaşına olan ilgiyi arttırabileceğini söyledi.

    “Bizleri görsünler, görmemezlikten gelmesinler”

    Eskişehir’de uzun yıllardır lületaşı ustalığıyla uğraşan Erol Güler, lületaşının Eskişehir için önemli bir değer olduğuna vurgu yaptı. Pek çok insanın ekmek kaynağı olan lületaşının tüm dünyaya duyurulması gerektiğini ifade eden Güler, “Lületaşı, yer altından çıkaranından, yer üstünde işleyene kadar hediyelik eşya üzerinde turistlerin yoğun ilgisinden tutun da buranın gelişmesine, kaynaşmasına, insanların buraya ilgi ve alakayla gelmelerine sebep olabilecek derecede bir madenimizdir. Bu madenimizin etkinliklerle daha da sağa sola yayılması lazım. Yani daha geniş kitlelere ulaşabilmesi gerekiyor. Uluslararası festivaller düşünülebilir. Odunpazarı bölgesinde çeşitli eğlenceler ve buna benzer hareketlerle çevre illerimiz veya ülkemiz dâhilinde ya da uluslararası düzeyde festivallerin valilik ve belediye iş birliğiyle yapılması çok önemli. Eğer gerçekten bu bir değerimiz ise biz burada sanatkârlar, esnaflar ve bu işe bel bağlamış, yer altından çıkararak buralara getirip işleyen arkadaşlarımız adına da güzel organize edilen etkinlikler yapılmasını istiyoruz. Bunu belediyemize de buradan nakletmiş olalım. Bazı şeyleri göz önünde bulundursunlar. Bizleri görsünler, görmemezlikten gelmesinler. Bizler de burada Odunpazarı’na bir değeriz. Her ne kadar lületaşımız değerse biz de onu işleyen değerlerdeniz. Büyükşehir’imize, Odunpazarı’mıza ve bu işe gönül vermiş bütün insanlarımıza sesleniyorum, lületaşımızı buradan dünyaya duyuralım” dedi.

    “Lületaşına gerekli özen gösterilmiyor ve hakkında çalışma yapılmıyor“

    Tarihi Odunpazarı Evleri bölgesinde esnaflık yapan Duygu Demir ise lületaşı için gerçekleştirilen etkinliklerin yerel çapta kaldığını belirtti. Uluslararası etkinlikler yapılmadığını da dile getiren Demir, “Buraya dünyanın her ülkesinden turistler geliyor. Fakat şöyle bir durum var, çoğu esnaf İngilizce bilmiyor. Gelen turistin de İngilizce bilmemesi gibi bir durum var, Türkçe de bilmiyorlar. Bu konuda anlaşamıyoruz, anlatamıyoruz. Lületaşının nasıl çıktığı, dünyada sadece Eskişehir’de çıktığı, nasıl işlendiği, ne kadar zor çalışmalarla işlendiği, nerelere gittiği ve hangi alanda kullanıldığı ile ilgili her dilden broşür basılabilir. Yeterli çalışma yapılmadığını düşünüyorum. Bu broşürler müzelere gelen her turiste dağıtılabilir. Mesela ben çözüm olarak bunu düşünüyorum. Uluslararası çapta lületaşı sempozyumu ya da ona benzer çalışmalar ve tanıtımlar yapabilir. Lületaşına gerekli özen gösterilmiyor ve hakkında çalışma yapılmıyor. Belediyelerin çok geniş çaplı sosyal medya hesapları var. Gerek yurt içinden gerek yurt dışından her insan takip ediyor. Kendi sitelerinde çok güzel tanıtım yapabilirler. Mesela lületaşı kuyularına gidilebilir, bununla ilgili belgeseller çekilebilir. Çünkü etkinliklere katılım yerel oluyor, maalesef uluslararası katılım yok. Eğer güzel tanıtım yapılırsa çok yüksek katılım olacağını düşünüyorum. Biz ülkemize döviz kazandırıyoruz. En güzel tarafı bu. Yani bunu yurt dışında ne kadar çok öne çıkarabilirsek o kadar çok ülkemize döviz getiririz” şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un davetine icabetle Cezayir’e geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında mevkidaşı Tebbun tarafından resmi törenle karşılandı.
    Erdoğan’a Cezayir ziyaretinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç eşlik ediyor.

    Türkiye-Cezayir ilişkileri tüm yönleriyle gözden geçirilecek

    Ziyaret kapsamında Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi’nin İkinci Toplantısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun başkanlıklarında yapılacak. İlgili Bakanların katılımıyla gerçekleştirilecek toplantıda son dönemde önemli ivme kazanan Türkiye-Cezayir ilişkileri tüm yönleriyle gözden geçirilecek, iki ülke arasındaki iş birliğinin daha da derinleştirilmesi için atılabilecek adımlar ele alınacak. Konsey Toplantısı dolayısıyla Türkiye-Cezayir ilişkilerine önemli katkılar sağlayacak muhtelif anlaşma ve mutabakat metinleri imzalanacak.
    Ayrıca, Gazze ve işgal edilen Filistin topraklarında yaşanan İsrail saldırıları başta olmak üzere, bölgesel ve küresel meseleler hakkında fikir alışverişinde bulunulacak.

  • Camii önü dilenci durağı oldu

    Camii önü dilenci durağı oldu

    Taksim Camii önü dilencilerin uğrak noktası haline geldi. Namazdan çıkan vatandaşları kendilerine hedef olarak seçen dilenci grubu, vatandaşları taciz ederek para istedi. Cami önünde çocukları dilendirerek, insanların duygularını sömürmeye çalışan ve para isteyen dilenciler, vatandaşlara zorla su ve tespih satmaya çalıştı. Dilencilerin namazdan çıkan vatandaşları taciz ederek para istemesini haber yapmaya çalışan muhabiri, dilenci grubu ile beraber çalışan küçük çocuklardan biri dövdürmekle tehdit etti. Dilenci grubunun bir diğer kadın üyesi ise aynı muhabire terlikle saldırdı.

    “Seni dövdüreceğim bekle sen”

    Cami önünde dilenci grubuyla beraber tespih satan çocuk haber yapmaya çalışan muhabire “Yasak, çekme, tespih satıyorum. Çekmesene oğlum, seni bak burada dövdürürüm. Seni dövdüreceğim bekle sen ”dedi.

    Dilenciler gözaltına alındı

    Bunun üzerine Beyoğlu Belediyesine bağlı zabıta ekipleri harekete geçti. Taksim Camii etrafındaki dilenciler tek tek toplandı. Beyoğlu Zabıta Amirliği’ne götürülen dilenciler hakkında işlem başlatıldı.

  • Kars’ta göçerlerin zorlu yolculuğu başladı

    Kars’ta göçerlerin zorlu yolculuğu başladı

    Iğdır’dan ilkbaharda sürüleriyle Kars’ta yaylaya çıkan göçerler, soğuk hava ve kar yağışının ardından geri dönüşe geçti. Yaklaşık 5 bin küçükbaş hayvan ile birlikte geri dönüşe başlayan göçerlerin en büyük korkusu ise soğuk hava ve kurt saldırıları oluyor.
    Yüzyıllardır Anadolu’da, Orta Asya’dakine benzer ritüellerle sürdürülen bu gelenek çerçevesinde yazın yaklaşık 6 ay hayvanları ile yaylada kalan göçerler, kışın havaların soğumaya başlamasıyla da daha alçak rakımlı mahalle ve köylerine dönüyor.

    “Zor bir gün geçirdik”

    Kar yağışı ile birlikte geri dönmeye başladıklarını ifade eden Serhat Karapınar, “Bizim 900 hayvanımız var, bugün tipi oldu yola çıktık. Erzakımızı alacağız. Bugün böyle oldu. Mecburen erzağımızı aldığımız zaman bu gece sabit yerde duracağız. Sonra yine yolumuza devam edeceğiz. Zor gerçekten zor bir gün geçirdik” dedi.

    “Akşamı sağ salim geçirirsek Iğdır’a gideceğiz”

    Karapınar, “Hepsini tanımıyoruz, göç yolundayız. Tipi oldu, bir birimizi tanımıyoruz. Bin 500 var, diğer hayvanlarda bin 500 var, hepimizi başka bir yerden geliyoruz. Kar yağdığı için denk geldik birbirimize, Allah nasip ederse sağ salim bu akşamı geçirirsek sabaha karşı Iğdır’a doğru gideceğiz” diye konuştu.

    “Yolculuğumuz 20 gün sürüyor”

    Yazın Kars’a olduklarını belirten Serhat Karapınar, “Yazın buradayız 3 ay, Sonbahar 2 daha burada kalıyoruz. Sonra Iğdır’a gidiyoruz. Yolculuk 20 gün sürüyor. Uzak göç yolunda yavaş yavaş gidiyoruz. Kar yağdığı için bizim işimiz daha da zor oldu” şeklinde konuştu.
    Kars’ta hayvanlarını otlatmak için dönmeyip yaylada kalmayı sürdüren son göçerler kar yağışının meraları kaplaması, hayvanların otlak bulamaması ve soğuk hava dolayısıyla yaylalardan ayrılarak kar üzerinde soğuğa aldırış etmeden gece günüz hayvanlarıyla birlikte Iğdır’a dönüyor.
    Geri dönüş yolunda hem hayvanlarının karnını doyurmak için çaba sarf eden göçerler, hem de soğukla mücadele ediyor.
    Kars’tan başlayan yolculuk Susuz Yolboyu köyü üzerinde Subatan köyünü geçerek buradan Digor üzerinden Iğdır’da son buluyor.

  • Oto lastikçilerde yoğunluk başladı

    Oto lastikçilerde yoğunluk başladı

    Türkiye genelinde 1 Aralık tarihinde başlayacak olan zorunlu kış lastiği uygulamasına sayılı günler kala Elazığ’da araç sahipleri kış lastiklerini taktırmaya başladı. Son günlerde soğukla birlikte yağışlı havanın etkili olduğu kentte gizli buzlanma ve kayma riskine karşı tedbirli davranan sürücüler lastikçilere akın etti.

    Sanayi Mahallesi Sanayi Sitesi’nde oto lastik işletmeciliği yapan Emre Kaya ani hava değişimi ile birlikte işlerinin yoğunluğunun arttığını belirtirken, vatandaşlar ise yoğunluktan dolayı lastik değişimlerinin son güne bırakılmaması için diğer sürücüleri uyardı. Sezona daha erken başladıklarını belirten oto lastik ustası Emre Kaya, “Yoğunluğumuz normalde 1 Aralık’ta başlıyordu, bu sene sezon biraz daha erken başladı. Vatandaşlardan isteğimiz, biraz erken gelsinler son günlerin yoğunluğuna bırakmamalarıdır. Görüldüğü üzere yağış var ve sabahtan beri yağışın altında çalışıyoruz. Hem can hem mal güvenliği için kış lastiği önemlidir” dedi.

    Aracına kış lastiği taktırmak için gelen vatandaşlardan Ramazan Tekoğlu ise, “Normalde 1 Aralık’ı beklerdik ama sabah gözümüzü açtığımızda karın yağdığını gördük. Bu vakitlere, son günlere de kalmak istemedik, erkenden lastikleri değiştirmek istedik. Yoğunluk var. Sırayı da zorla bulduk” diye konuştu.