Etiket: güncelhaber

  • Kışın ortasında susuz kalabilir

    Kışın ortasında susuz kalabilir

    Tekirdağ’da son günlerde etkili olan yağışlar, barajlara fayda etmedi. Barajlardaki sular düşmeye devam ederken, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinin içme suyu ihtiyacını karşılayan Naip Barajı’nın dibindeki ağaç ve çalılıklar ortaya çıktı. Bunun yanı sıra diğer ilçelere de içme suyu ihtiyacı sağlayan barajların seviyesinde de büyük oranda azalmalar meydana gelirken, yer altı sularında da azalmaların yaşandığı ifade edildi. Yağmur ve kar yağışının olmaması durumunda kışın ortasında Tekirdağ’da büyük bir su sorunu ortaya çıkabileceğinden endişe ediliyor.

    “Barajdan şu anda ancak yüzde 1 su alabilir duruma geldik”

    TESKİ Genel Müdürü Turhan Toprak konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bazı ilçelerimizde su sorunumuz olmaya başladı. 2023 yılı yaz döneminde bunu önemli ölçüde yaşadık. Süleymanpaşa, Marmaraereğlisi, Saray ve Malkara ilçelerimiz önemli ölçüde etkilenmiş durumda. Süleymanpaşa ilçemiz özellikle 3 kaynaktan suyunu karşılamakta. Bunlardan bir tanesi Çorlu, Sarılar hattı, bir tanesi Muratlı Aşağısevindikli bölgesinden gelen kuyulardan gelen içme suyu hattımız, bir diğeri ise Naip Barajımız. Biz Süleymanpaşa ilçemizin 3’te birlik su ihtiyacını Naip Barajı’mızdan karşılamaktayız, ancak bu da yaklaşık olarak günlük 25 bin metreküp suya karşılık gelmekteydi. Fakat bugüne geldiğimiz dönemde barajdaki su seviyesi yüzde 8’lere düşmüş durumda ve barajdan şuanda ancak yüzde 1 su alabilir duruma gelmiş bulunmaktayız. Geri kalan suyun barajın ölü hacmi dediğimiz barajın doğal yapısını korumaya yönelik olarak, korunması gereken bir su. O nedenle şuanda biz günlük olarak 8 bin 500 metreküp su alabiliyoruz ilçemize.

    Bu da yeterli gelmemekte ve mahallelerimizin bazı kısımlarında özellikle üst kısımlarında günlük olarak bazı saatlerde su yetersizliği ve basınç düşüklüğüne vesile olmaktadır. Biz bunun önüne geçebilmek için Aşağısevindikli Mahallesi’nden kuyulardan aldığımız su miktarını diğer mahallelerimize de aktarma gayreti içerisindeyiz. Bununla ilgili çabalarımız var ama aktarabilmiş olsak da önemli ölçüde yaklaşık 200 litre/saniye Naip Barajı’ndan su alamadığımız için dengeli bir şekilde ilçenin tamamına su vermemiz şu an için hemen hemen imkansız hale gelmiştir. Naip Barajı’nın seviyesi 2021 yılında yüzde 43 iken, 2022 yılında yüzde 33, 2023 yılında ise yüzde 8 seviyelerine düşmüştür” dedi.

  • Şeker pancarında istenilen rekolteye ulaşılamadı

    Şeker pancarında istenilen rekolteye ulaşılamadı

    Üretimde ilk 5’te olan Sivas’ta şeker pancarında hasat devam ediyor. Her sene rekor rekoltelerle şeker pancarında adından söz ettiren Sivas, bu sene yağışlardan olumsuz etkilendi. Nisan ayında başlayan ve yaklaşık 4 ay boyunca devam eden yağışlardan dolayı şeker pancarları toprakla buluşamadı. Çiftçilerin ikinci kez ektiği şeker pancarında rekolte yağışlardan dolayı düştü. Hedeflenen 1 milyon 200 bin ton civarında olan rekolte 800 bin ton ile 1 milyon ton arasında kaldı. Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, “Sivas’ta şeker pancarı her sene rekor rekoltelere koşuyor. Fakat 2023 yılının bahar aylarında aşırı yağışlardan dolayı çiftçimiz şeker pancarı ekiminde sıkıntı yaşadı. Sezon başında etkili yağışlardan dolayı pancar olmayınca çiftçimiz ikinci kez ekti. Bu yüzden bu seneki rekolte geçen seneki rekolteyi geçemedi” dedi.

    “Hedefimiz 1 milyon 200 bin ton civarındaydı”

    Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, yağışlardan dolayı istenilen rekolteye ulaşılamadığından bahsederek, “Geçen sene olan 800 bin ton ile 1 milyon ton arasında olan rekolte bu sene de değişmedi. Bizim hedefimiz bu sene 1 milyon 200 bin ton civarındaydı. 2024 yılının bahar ayında yağışlar istediğimiz gibi giderse biz bu rekolteyi geçeriz. Sivas çiftçisi şeker pancarını her sene katlanarak ekmeye devam ediyor. Bu sene de rekolte ve kalitemiz çok iyi ama rekolteyi geçen seneki rakamın üzerine çıkaramadık. Şuanda da sökümleri başladı. Sivas’ta üretilen şeker pancarlarını Erzincan’a, Turhal’a, Malatya’ya, Kayseri’ye ve Yozgat’a ham madde olarak veriyoruz. Sivas çiftçisi şeker pancarı konusunda bilinçli” dedi.

    “Çiftçimiz gelecek sezonun hazırlıklarına başladı”

    Çetindağ, gelecek sezona çiftçilerin hazırlandığından bahsederek, “Çiftçiler bahar sezonunda yağışlardan dolayı tarlaya girip tohumunu atamadı. Mayıs aylarının sonlarına doğru şeker pancarını ekti ama bu durum hem rekolteyi düşürdü hem de parsel sayısını düşürdü. Bu sene ekilen dönüm az olmasına rağmen geçen seneki rekolteyi yakalamış olduk. Bu sene yağmurlar istediğimiz gibi olsaydı 1 milyon 200 bin ton civarında rekolte alacaktık. Çiftçimiz gelecek sezonun hazırlıklarına başladı” diye konuştu.

  • Kahramanmaraş’ta mısır hasadı sona erdi

    Kahramanmaraş’ta mısır hasadı sona erdi

    Afşin ilçesinde mısır, yağ sanayinin en önemli maddelerinden birisi olup, diğer taraftan nişasta ve şeker sektörünün de en önemli ham maddesi olarak kullanılmakta. Ayrıca hem insan gıdası hem de hayvan yemi olarak kullanılıyor .

    Mısır üreticisi Battal Özaslan,”Mısır hasadının sona ermesinden sonra hem kendi ihtiyaçlarımız için hem de hayvanlarımızın ihtiyaçları için hazırlığımızı yapıyoruz. Kışın hayvanlarımızın yem ihtiyacı için şimdiden kendi ellerimizle tane tane mısırları ayırıp, kurutuyoruz.

    Kışın yiyeceğimizi hazırlıyoruz. Kışın sobada patlattığımız mısırları yanında çayımızla içerek yiyoruz” dedi.

  • Böcek profesöründen ‘sivrisinek’ uyarısı

    Böcek profesöründen ‘sivrisinek’ uyarısı

    İklim değişikliği hayvanların yaşam şekillerini de değiştirmeye başladı. Özellikle ilk bahar ve yaz aylarında yoğun görülen sivrisinek popülasyonu, kış aylarında da etkisini sürdürmeye devam etti. Uzmanlar buna sebep olarak hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi olarak gösterirken, kasım ayı başında kış uykusuna yatması gereken sivrisineklerin uyumadığı, özellikle kıyı kesimlerde herhangi bir soğuk hava dalgası oluşmadığından dolayı da sivrisineklerin ölmediği ortaya çıktı.

    “Uyumadılar, hala kan emiyorlar”

    Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, iklim değişikliği nedeniyle sivrisinek popülasyonunun arttığını söyledi. Sıcaklık ortalamaların geçmiş yıllarla kıyaslandığında belirgin derecede daha sıcak olduğuna işaret eden Çetin, “Normal şartlarda sivrisineklerin kışın uykuya geçmesi veya soğuktan etkilenip ölmeleri gerekiyordu. Bu sivrisinekler soğuk olmadığı için maalesef ölmüyorlar. Hala kan emmeye ve yumurtlamaya devam ediyorlar. Bu da gelecek yılın sıkıntılı geçeceğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu senede geçen yılkine benzer dönemde bir kış geçirirsek ve mayıs ile haziranda yağışlı bir dönem geçirirsek sivrisinekle baya uğraşacağız gibi gözüküyor. Normalde kasım ayı başında sivrisineklerin uykuya yatması gerekiyordu. Ancak son 25 gün içerisinde kış uykusuna yatmayan bu hayvanlar, tekrar insanlara saldırdılar ve kan emdiler, ardından yumurtladılar. Bu da kışa giren popülasyonlarının sayıca artmasına sebep oldu. Baharda daha fazla sinek hayatta kalacak. Bahar aylarında yoğun bir popülasyonla başlayacaklar” dedi.

    Evlerinizdeki su birikintilerine dikkat

    Bu yüzden kış ayında sivrisinekle aralıksız mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Çetin, belediyenin mücadelesinin yeterli olmayacağını, bu konuda vatandaşa da büyük görev düştüğünü kaydetti. Çetin, şunları söyledi:
    “Konutlarımızın etrafında içinde su birikecek her türlü ortamı kontrol etmemiz lazım. Vatandaşlarımız kuraklık ve yağış olmaması sebebiyle evlerin etrafındaki bitkileri sulamak için su biriktiriyorlar. Bu birikintilerin üzerlerini kapalı tutmaları gerekiyor. Su birikebilecek her türlü kabın üzerini örtmek lazım. Aksi taktirde bu türdeki sineklerin yumurtaları burada açılacak ve bahar aylarında ergin sineklerle karşılaşacağız. Vatandaşlarımızın bu konuda uyarılması gerekiyor. Sadece ilaçlama yaparak bu sorunu çözemeyiz. Bu sinek konutların etrafını sevdiği için belediyenin göremediği noktalarda üreyebiliyorlar.”

  • Mevsimin ilk kar yağışı başladı

    Mevsimin ilk kar yağışı başladı

    Bartın’ın Ulus ilçesine bağlı olan ve il merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta bulunan Gezen Yaylası’nda bugün mevsimin ilk kar yağışı başladı. Aylardır özlenen kar yağışına tanıklık eden ormancılar, o anlarda ise fotoğraf çekilerek kar yağışının sevincini yaşadı.

    Zonguldak’ın yüksek kesimlerinde yağan mevsimin ilk kar yağışı ise köylüler tarafından cep telefonu ile kayıt altına alındı.

  • “40 tane Eurofighter almayı planlıyoruz”

    “40 tane Eurofighter almayı planlıyoruz”

    Milli Savuma Bakanı Yaşar Güler, TBMM’de katıldığı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekilleri tarafından yönlendirilen soruları cevapladı. Bakan Güler, 6 Şubat tarihinden meydana gelen depremlerde TSK’nın icra ettiği faaliyetleri saat saat aktardı.

    “S400’e ihtiyaç duyduğumuz anda düğmeye basarız”

    Bakan Güler, S400 hava savunma sisteminin faal durumda olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Bizler 7 gün 24 saat, 365 gün bu memleketin güvenliği için çalışıyoruz. S400’ü alıp bir fabrikanın köşesine teslim edemeyiz. Böyle bir şey yok. S400’e ihtiyaç duyduğumuz anda düğmeye basarız” diye konuştu.

    Bakan Güler’den CHP’li Ağbaba’ya “Bu çamaşır makinesi mi?” cevabını

    CHP Milletvekili Veli Ağbaba’nın “Niye kullanmıyorsunuz?” sorusuna ise Bakan Güler, “Bu çamaşır makinesi mi?” cevabını verdi.

    “40 tane Eurofighter almayı planlıyoruz”

    “Elimizdeki muharip uçakların şu anda yükümlü olduğumuz görevleri karşılayıp karşılamayacağına dair bir soru vardı. Elimizdeki uçaklarımız F-16’larımız ve F-4’lerimiz bizim yapacağımız görevler için yeterlidir” diyen Bakan Güler konuşmasına şöyle devam etti:
    “Biz tabii ki ileriye bakıyoruz, başlangıçta F-35’e müracaat etmiştik. Bakın F-35’te birtakım problemler çıktı. Onun da alternatiflerini çalışıyoruz. Block-70 denen Viper uçaklarıyla 40 taneyi hazır alacağız, 79 taneyi de kendi TUSAŞ fabrikamızda biz yapacağız. Eurofighter’larla ilgili çalışmamız var. İngiltere ve İspanya’yla görüşüyoruz. Hem İngiltere hem İspanya evet diyor, Almanya’yı ikna etmeye çalışıyorlar. Onlar çalışıyor biz çalışmıyoruz. Olursa oradan da 40 tane Eurofighter almayı planlıyoruz. Ama bizim için asıl olan 2 tane uçağımız var. Hürjet’imiz var; eğitim uçağımız olacak aynı zamanda bir muharip uçak olacak. Asıl hedefimiz KAAN, milli muharip uçağımız; bu yılın sonunda ilk uçuşunu yapacak. Bu beşinci nesil bir uçak bugün başladık yarın da bunu bitireceğiz öbür gün de piste çekeceğiz diye bir kaide yok. 2028’de yerli motoru vereceğiz. En geç 2031-2032 kendi motorumuzla uçuyor olacak.”

    “Sınırlarımızda 60 bin personelimiz 24 saat çalışıyor”

    Sınır güvenliği konusuna ilişkin açıklamalarda Güler, “Açık yüreklilikle söylüyorum sınırlarımız bugüne kadar olmadığı kadar güvenilir. Bugün sınırlarımızda 60 bin personelimiz 24 saat çalışıyor. Arzu eden her vekilimizi istediği sınıra götürebiliriz. 15-20 tane ülke bizim sınırlarımızı, görüp örnek alıp kendi sınırlarında uygulamak için ülkemize geliyorlar” diye konuştu.
    Ayrıca Bakan Güler, F-35 uçaklarının Amerika’da bile uçuşlarının kesildiğini belirterek, “F-35 konusunu oturup düşünmemiz gerek. Avrupa’daki bir çok ülkede aksaklık var. Ben şahsen alma taraftarı değilim” ifadelerini kullandı.

    “(Kimyasal silah) Böyle bir şeye sahip olmayı da asla düşünmüyoruz”

    Geçmiş yıllarda TSK tarafından kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahın mühimmatta olup olmadığına dair açıklamalarda bulunan Güler, “Siz bu devirde herhangi bir şeyin gizli kalabileceğine inanıyor musunuz? Böyle bir şeyi ben istesem de saklayabilir miyim? Efendim depoda kimyasal silah var ben saklıyorum; ee depocu astsubay biliyor onun üstündeki adam biliyor. Bir kişi biliyorsa zaten bin kişi de biliyor demektir. Böyle bir şey kesinlikle yok. Böyle bir şeye sahip olmayı da asla düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
    Göz yaşartıcı spreyin mühimmatta olup olmaması sorusuna cevap veren Güler, “Göz yaşartıcı zaten piyasada satılıyor. İstediğiniz yerden satın alabilirsiniz” dedi.

  • Deprem korkusu soba satışlarını arttırdı

    Deprem korkusu soba satışlarını arttırdı

    Türkiye genelinde olduğu gibi Gaziantep’te havalar soğumaya başladı. Soğuk havaların kendisini hissettirmesinin ardında evlerinde doğal gaz bulunmayan vatandaşlar ise eski tip odun ve kömür sobası almak için çarşı pazara akın etti. Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte odun ve kömür sobası satışlarının arttığını ve talebin yoğun olduğunu söyleyen soba satıcısı Bülent Kavas, soba fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 200 arttığını ifade etti.

    Deprem korkusu soba satışlarını arttırdı

    Kavas, özellikle yaşanan asrın felaketi sonrası insanların daha çok bağ evlerinde ve konteynerlerde kalmayı tercih etmesinin de satışlara olumlu yansıdığını ve artışta etkisi olduğunu belirtti. Kavas, yüksek fiyatlar nedeniyle soba tamiri yaptırmak isteyenlerin de yoğun olduğunu ancak soba tamiri yapacak işçi bulmakta zorlandıklarını da belirtti.

    “Depremde herkes sobaya döndü”

    Doğal gaz kullanımı bu kadar yaygınlaşmadan önce sobanın insanlar için çok önemli olduğunu belirten ve hala soba kullanımının azımsanmayacak derecede olduğunu ifade eden Bülent Kavas, deprem sonrası insanların daha çok bağ evlerinde ve konteynerlerde kalmayı tercih etmesinin de satışları yükselttiğini vurguladı. Kavas, “Soba, insanlarda ısınma, ekonomi ve otantik olarak farklı bir duygu uyandırıyor. Depremden dolayı bağ evlerine ve konteynerlere soba talebi çok fazla oldu. Depremde herkes sobaya döndü. Deprem döneminde soba yetiştiremedik. Çevre illerde çok fazla soba sattık. Kahramanmaraş, Hatay gibi deprem bölgelerinde soba talebi çok fazlaydı” dedi.

    Fiyatlarda yüzde 200’lük artış var

    Soba fiyatlarında önceki yıllara göre artış olduğunu da açıklayan Bülent Kavas, “Geçen yıla oranla soba fiyatlarında yüzde 200 civarında artış var. Geçen yıl 500-600 TL arasında değişen soba fiyatları şu an bin TL’den başlıyor. İhtiyaç olduğu için almak istiyor. Havalar da artık iyice soğumaya başladı. İnsanlar da bu nedenle almak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.

    “Sobacılık mesleği ölüyor”

    Kavas, fiyatlar nedeniyle soba tamiri yapmak isteyenlerin de yoğun olduğunu ancak soba tamiri yapacak işçi bulamadıklarını da belirtti. Kavas, “İşçi sıkıntısı nedeniyle sobacılık mesleği ölüyor. Eleman yetiştiremiyoruz, çünkü çalışmak ve öğrenmek isteyen kimse yok. Müşteriler çok memnun fakat tek çalışınca ancak bu kadar oluyor. Bizler son ustayız diyebilirim. Eleman sıkıntısı çok fazla, eleman yetiştiremezsek bu meslek maalesef ölüyor” ifadelerine yer verdi.

    “Sağlık açısından vazgeçilmezimiz”

    Sobanın vazgeçilmez olduğunu söyleyen ve deprem sonrası bunu daha iyi anladıklarını belirten müşterilerden Abdulkadir Türkoğlu ise, “Soba almamızın sebebi bir nevi deprem korkusu. Depremde doğal gaz kesintisi oldu. Soba da kesilme sıkıntısı yok. Bizi daha güvende hissettiriyor. Sobanın verdiği mutluluğu doğal gaz vermiyor. Sağlık açısından da soba bizim için vazgeçilmezdir. Aynı zamanda eskiye olan özlemi de gidermeye yarıyor. Sobanın verdiği huzur hiçbir şeyde yok” şeklinde konuştu.

  • Kurumuş dalları, sanata dönüşüyor

    Kurumuş dalları, sanata dönüşüyor

    Elazığ’ın Palu ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Murat Bahçeci, 2010 yılında izlediği bir belgeselde ağaç köklerinin sanata çevrildiği gördü. İzlediği belgeselden etkilenen Bahçeci, emekli olduktan sonra baraj ve yol kenarlarında kurumuş ağaç kökü ile dallarını toplamaya başladı. İlk yıllarda hobi olarak başlayan Bahçeci, daha sonra Murat Nehri kenarındaki alanını atölyeye çevirdi. Binlerce ağaç kökü, kabuğu ve dalını bir araya getiren Bahçeci, at, eşek ve geyik gibi figürler yaptı. Ürünlerini çeşitli sergilerde görücüye çıkaran ve büyük beğeni toplayan Bahçeci, bir objeyi ortalama 2 ila 3 ay içerisinde yaptığını söyledi.

    2010 yılında baraj inşaatında çalışırken dışarı çıkan ağaç köklerini topladığını belirten Murat Bahçeci, “Belgesellerde yaşlı bir adamın ağaç köklerinden figür oluşturduğunu görünce ben de yapabilir miyim diye başladım. Birkaç figür üzerine çalıştım, beğenildi. Bu şekilde hobi olarak başladım ve zamanla gelişerek bugünlere kadar geldi. Nehir ve baraj kenarlarında veya yol inşaatında dışarı çıkan ağaç köklerini topluyorum. Daha küçük parçaları birleştirmek suretiyle kendi tarzımı oluşturdum. İlk önce bir geyik yaptım. Daha sonrasında gerçek boyutta bir at figürü çalıştım. Bunlar beğenildi ve bunları sergilere götürdük. Şu an eşek figürü üzerinde çalışıyorum. Zaman buldukça daha farklı daha güzel eserler ortaya çıkarmaya gayret ediyorum” dedi.

    Bahçeci, “İnsanların alışık olmadığı bir şey, fiyat olarak bir yere koyamıyorlar. Kullanılan malzeme odun ve bu ağaç parçası her yerde var. Biz buna para verip alalım mı gibi bir algı var. Sergilerde yüzde 99’undan çok olumlu tepkiler verirken, geri kalan kısım ise bizim köyde de odun var diyerek küçümseyenler de vardı. O açıdan ben de satmaktan vazgeçtim, hobi olarak yapmaya devam ediyorum. Şuan yaptığım eşek figüründe irili ufaklı yaklaşık bin adet parça kullanmışımdır. Bir objeyi yapmam ortama 2 ayı buluyor. At figürünü 3 ayda, geyiği 2 ayda ve eşek figürü de 2 ayda bitme aşamasına geldi” diye konuştu.

  • “Tamer Karadağlı başarılı bir tiyatrocu”

    “Tamer Karadağlı başarılı bir tiyatrocu”

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bakanlığının 2024 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine sunum yaptı. Tamer Karadağlı’nın Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne getirilmesiyle ilgili eleştiriler hakkında Bakan Ersoy, “Tamer Karadağlı çok başarılı bir tiyatrocu. Ülke ve dünya çapında kabul görmüş bir tiyatrocu. Shakespeare’i İngilizce oynayan ben ikinci bir isim bilmiyorum Türkiye’de, varsa bildirin. Kendisi liyakat sahibi bir insan ve sonuna kadar genel müdürümün arkasındayım. Çok başarılı işler çıkaracağına da adım gibi eminim” dedi.

    Milletvekillerinin Kültür Yolu Festivalleri ile ilgili soruları üzerine Bakan Ersoy, “Hepinizden talep geldiğine göre demek ki iyi iş çıkarıyoruz” diyerek, festivallerin yapılacağı şehirleri seçerken her bölgeden bir ili barındıracak şekilde hareket edildiğini bildirdi. Özel tiyatrolara ilişkin eleştirilere de cevap veren Bakan Ersoy, vergilerin düşürüldüğü, eğlence vergilerinin kaldırıldığı özel tiyatroların bakanlığı döneminde en yoğun desteği aldığını anlattı.

  • Atık hayvan kemiklerini sanata dönüştürdü

    Atık hayvan kemiklerini sanata dönüştürdü

    Aydın’da yarım asırdır tornacılık yapan Kemal Göçgeldi, eski eşyalara olan merakıyla 40 yılda topladığı yüzlerce ata mirasını sergileyerek, dükkanını adeta bir müzeye çevirdi. Efelerin kullandığı tüfeklerden, bakır bakraçlara kadar birçok ürünü toplayan Göçgeldi, yörük kültürüne sahip çıkarak gelecek nesillere aktarmak istiyor. Göçgeldi bunun yanında Aydın’ın Koçarlı ve Karpuzlu dağlarında kendiliğinden otlayıp yetişen ve ince ama sert kemik yapısı ile bilinen ‘yoz ırk’ büyükbaş hayvanların kemiklerinden bıçak,kama, satır ve kılıç sapı yapıyor. Aydınlı ustanın hayvan kemiklerinden yaptığı özel tasarım bıçak, kılıç ve çeşitli süs eşyaları oldukça rağbet görüryor.

    Eski ve atıl durumda olan her türlü eşyayı mesleği ile birleştirerek yeniden kullanıma kazandıran tornacı Kemal Göçgeldi, “Ben de yörük çocuğuyum. Atalarımız yörük, çobanlıktan geldik. Onun için büyüklerimizin kullandığı eşyaları biriktiriyorum. Çocukluktan kalma da bir merakım var. Atalarımızın kullandığı eşyaları, aletleri boş vakitlerimde topluyorum, bakımlarını yapıyorum. Çünkü çok eski ürünler olduğu için tamir yapıyorum. Geçmişimizi unutmayalım diye sahip çıkıyorum. Bunun yanında dağlarda kendiliğinden otlayan halk arasında ‘yoz ırk’ olarak bilinen büyükbaş hayvanların kesimlerinin ardından kemiklerini toplayarak bıçak, kılıç ve kasatura sapı yapıyorum. Bu türlerin kemikleri çok sert oluyor.

    Plastik saplılardan çok daha iyi ve kullanışlılar. Sapı bu şekildeki olan ürünler hem kaymayı önler hem de elde daha iyi tutulmayı sağlar. Uzun yıllar dayandıkları için vatandaşlardan da yoğun ilgi görüyor. Üretim aşamaları meşakkatli olsa da ürünü ortaya çıktığında bu yorgunluğa değiyor” dedi.