Etiket: gündemhaber

  • AK Partili Turan’dan Fransa değerlendirmesi

    AK Partili Turan’dan Fransa değerlendirmesi

    Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından verilen arıcılık kursunun ardından başarılı kursiyerler için Belediye sosyal tesislerinde Arıcılık Sertifika ve Kovan Dağıtım töreni düzenlendi. Törene, AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Lapseki Kaymakamı Emre Öztürk, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ, Lapseki Belediye Başkanı Eyüp Yılmaz, Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel, AK Parti İl Başkanı Naim Makas, daire müdürleri, kursiyerler ve üreticiler katıldı. Saygı Duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı okundu. İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ, Çanakkale’deki arıcılık faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

    Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, bir süre önce Reuters’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine çalışacak gazeteci arandığı yönünde bir ilan verdiğini belirterek, “Bundan bir süre önce büyük bir haber ajansı olan Reuters, Erdoğan aleyhine çalışacak gazeteci arıyorum diye haber verdi. Adam ilan verirken gazeteci demiyor, ‘Erdoğan aleyhine çalışacak gazeteci’ diye söylüyor. Gazeteci ararsınız ama ‘Erdoğan aleyhtarı gazeteci’ derseniz bunun adı gazetecilik değil provokasyondur. Bu yanlıştır. Basın ahlakı bu değil. Siyasi etik bu değil. Meslek adabı bu değil. Bunlar yanlış işler. O yüzden diyoruz ki iş ilanı verirken ki ayarı aslında Türkiye aleyhtarlığı demek. Oradaki Erdoğan bir siyasi figür ama temsil ettiği anlam Türkiye demek. Adam Türkiye’de ekonomisini kötülemek için. Türkiye’ye yatırım önüne geçmek için özel haber yapacak muhabir arayacak kadar saçmalayabiliyor.

    O yüzden diyorum, içeride kavga edelim. Ama dışarıdaki bu yanlışlara karşı 85 milyon omuz omuza yapılan yanlış dememiz lazım, dik durmamız lazım. Bu Reuters meselesi önemli mesele, çok kıymetli mesele aslında. Eğer basın ahlakı açısından yanlış bir iş yaparsanız, biz de size kendinize gelin deriz. Yapılan iş her ne kadar basın ahlakı açısından provokasyon olsa da şaşırmadığımızı söylemek istiyorum. Siz Akdeniz’e bir büyük bir donanma indirirseniz, Libya’daki tüm oyunları bozarsanız, Suriye’de PKK, PYD terör devletine izin vermezseniz, Karabağ’da işgale son verirseniz, kapalı Maraş’ı açık Maraş yaparsanız, 15 Temmuz’da FETÖ’yü yerle bir ederseniz Reuters ve uzantıları gelirler Erdoğan aleyhine kampanya başlatmaya çalışırlar. Hiç şaşırmıyoruz. Ama bir daha söylüyorum, 85 milyon dik duracağız, siyasi parti, polemik, kavga hepsi kıymetli ama yurtdışındaki konularda beraber olmak durumundayız” dedi.

    Fransa’da yaşanan gelişmelere değinen AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Fransa’da Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne yapılan saldırıyı hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
    “Fransa’da hepiniz gördünüz. Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne ırkçı bir hasta adamın saldırısıyla ortaya çıkan bir sokak hareketleri süreci başladı. Irkçılığa da, yağmacılığa da karşıyız. Ama faaliyet belli ki ırkçılık. Ama PKK’nın, PYD’nin oradaki yandaşları polislere saldırdılar. Camları, dükkanları yıktılar, parçaladılar. Bizim Gezi eylemleri gibi eylemleri orada görmeye başladık. Şunu demeye çalışıyorum. Bahçenizde affedersiniz kuduz bir köpek beslerseniz, bir gün sizi ısırdığında şaşırmayacaksınız. Hep demedi mi Sayın Erdoğan, ‘Ey Avrupa, senin teröristin, benim teröristim olmaz. Terör insanlık suçudur, yapmayın’ demedi mi. PYD, PKK, Suriye sınırında terör devleti kurarken, tünel kazarken, Fransa başta olmak üzere, Avrupa ülkeleri, o bölgeye beton, çimento göndermedi mi. Siyasi destek vermedi mi. Propaganda imkanı vermedi mi. Hep ‘yapmayın’ dedik. Yapmayın dediğimiz bugün ayaklarına dolandı. O yüzden terör gibi meselelerde herkesin eşit mesafede olması, tavır koyması gerekir diye düşünüyorum.”

    HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in vekilliği ‘devamsızlık’ nedeniyle düşürülmesine ilişkin de konuşan Grup Başkanvekili Bülent Turan, “Geçen hafta mecliste bir oylama yapıldı. Kandil’de teröristlerle, silahlarla fotoğrafı olan bir sözde vekil meclisteki dokunulmazlığının kaldırmasıyla beraber yargılama süreci başladı. Yargı kendi görevini yapacak. Beraat mı verir, ömür boyu mahkumiyet mi verir, ne verir yargı konuşsun. Ama oturduk dedik ki, ‘Böyle bir insan, Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi’ne yakışmaz’ dedik. V devamsızlığından dolayı da ‘vekilliği düşürülsün’ dedik. Takip ettiniz bu oylama yapıldı.

    Oylama yapılırken, AK Parti, MHP ve İYİ Parti ‘evet teröristle fotoğraf veren, dağda gezen, meclise gelmeyen, devamsızlığı olan bu insanın vekilliği düşsün’ dedi. Benim İYİ Parti’ye de teşekkür borcum var. Ama iyi olmak yetmez. İyi olmak, kötülerden de uzak durmayı gerektirir. Kendi ortağı olan CHP, ‘hayır düşmesin’ oyu verdi. Teröristle fotoğrafı olan o kişinin devamsızlığına ‘görmeyelim, duymayalım, devam etsin’ dedi. Buna isyanım var. Hani terör konusunda, uluslararası ilişkiler konusunda hep beraber olacaktık. Altını çiziyorum, yapılan büyük bir yanlıştır. 90 yıllık bir siyasi partinin bu konuda tavır alamaması da çok büyük bir ayıptır. İsterdik ki komisyonda ‘evet’ dedikleri dosyaya, genel kurulda ‘evet’ desinler. Ama diyemediler.

    Sonuç olarak, MHP ve AK Parti’nin ortaya koymuş olduğu sinerji, diğer partilerin desteğiyle birlikte o kişinin oyunu düşürmüş oldu. Ben Çanakkale Milletvekiliyim. Çanakkale’de 4 vekil var. Biri benim, biri Jülide İskenderoğlu, beraber oy kullandık. Ve dedik ki; ‘bu teröristin devamsızlıktan kaynaklı meclisle olan ilişkisi kesilsin’ dedik. Çanakkale’deki diğer 2 vekilin ne oy verdiğini basın, siyasiler tüm arkadaşların sorması lazım. Eğer 4 vekil bu konuda bir araya gelemeyecekse, hangi konuda bir araya gelecek. Bu konuda dağdaki vekillik iddiasında olan kişinin vekilliğinin düşmesine evet oyu veremeyen siyasilere, tüm partililerin hesap vermesi lazım” dedi.

    Konuşmaların ardından hak sahiplerine sertifikaları verilip kovanları teslim edildi.

  • Doğalgaz hizmet bedellerine zam

    Doğalgaz hizmet bedellerine zam

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, 2023 yılı için Doğal gaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar’da yer verilen yeni bedel fiyatlarını açıkladı. Böylelikle, doğalgaz hizmet bedelleri yüzde 84 zamlı ödenecek.

    Enerji bakanı Fatih Dönmez “zam yok” demişti

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez 5 gün önce, Filyos’ta gazetecilerle bir araya gelmiş; Doğalgaz fiyatlarıyla ilgili “Arkadaşlar şu anda çalışıyorlar, ilk değerlendirmelere göre yılbaşında herhangi bir zam söz konusu değil. Kısa süre içerisinde takvimi açıklayacağız inşallah” demişti.

    1 Ocak’tan itibaren geçerli olacak doğalgaz zam bedelleri

    01 Ocak 2023 tarihinden itibaren geçerli olacak üst sınırlar, geçen yıla göre yüzde 83,33 ile yüzde 84,74 arasında değişen oranlarda arttırıldı.

    BAĞLANTI BEDELLERİ ŞÖYLE:

    Abone bağlantı bedeli: 2.135 TL (%84,36)

    İlave abone bağlantı bedeli: 1.857 TL/100m2 (%84,40)

    Bağlantı kontrol ve onay bedeli: 1.457 TL (ilk 100m için) (%84,43)

    Bağlantı kontrol ve onay bedeli: 9 TL (ilave her 1m için) (%83,67)

    Güvence bedeli kombi: 1.352 TL/adet (%84,44)

    Güvence bedeli soba: 1.199 TL/konut (%84,46)

    Güvence bedeli merkezi sistem: 1.199 TL/BBS (%84,46)

    Güvence bedeli ocak: 77 TL (%83,33)

    Güvence bedeli şofben: 153 TL (%84,33)

    Ön ödemeli sayaç değişim bedeli: 684 TL (%84,36)

    Sayaç açma kapama bedeli: 66 TL (%83,33)

    Servis kutusu söküm bedeli: 581 TL (84,44)

    İÇ TESİSAT İŞLEM BEDELLERİ

    G4, G6 tip sayaçlar: 116 TL/adet (84,12)

    G10, G16, G25 tip sayaçlar: 218 TL/adet (%84,74)

    G40, G65, G100 tip sayaçlar: 433 TL/adet (%84,25)

    G160, G250, G400 tip sayaçlar: 660 TL/adet (%84,35)

    G400’den büyük tip sayaçlar: 889 TL/adet (%84,43)

    Kolon hattı: 116 TL/proje. (%84,12)

    EPDK geçen yıl fiyatlandırmadığı ön proje hizmet bedelini de 2023 yılı için proje başına 39 TL olarak duyurdu.

  • Suriye sınır hattında önemli toplantı

    Suriye sınır hattında önemli toplantı

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Gülan ile Suriye sınır hattındaki birliklerde inceleme ve denetlemelerini sürdürüyor. Bakan Akar, TSK komuta kademesi ile 2. Ordu Taktik Komuta Yeri’nde inceleme ve denetlemelerinin ardından sınır hattı ve yurt dışındaki birliklerin komutanları ve kuvvet komutanları ile video konferans toplantısında faaliyetlere ve sahadaki son duruma ilişkin bilgi alarak, talimatlar verdi.
    Bakan Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarılı harekatlarıyla Türkiye’nin güneyinde kurulmak istenen terör koridorunu parçaladığını belirtti. Akar, “Hala bu tehlike var mı? Var. Böyle bir amaç var mı? Var. Buna karşı da mücadelemizi sürdürecek, yapılması gereken ne varsa yapacağız. Hiç kimse bizden sınırımızın dibinde yuvalanan terör unsurlarına müsamaha göstermemizi beklemesin. TSK, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için uygun yer ve zamanda gerekli her türlü tedbiri bugüne kadar almıştır, alacaktır” diye konuştu.
    Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye ve Irak başta olmak üzere tüm komşuların toprak bütünlüğüne, egemenlik haklarına saygılı olduğunu aktaran Akar, tek hedeflerinin teröristler olduğunu vurguladı.

    “Suriyeli aşiretler bir araya gelerek, gücü ancak zavallı ve korumasız kadınlara yeten PKK/YPG’li teröristlere tepki gösterdiler”

    Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da terör örgütü PKK/YPG üyelerinin tecavüz ettikleri iki kadını öldürmesine bölgedeki aşiret temsilcilerinin tepki gösterdiğine değinen Akar, şunları söyledi:
    “Müttefiklerimiz, diğer bazı devletler çeşitli gerekçelerle terör örgütü PKK/YPG ile iş birliğini sürdürüyorlar. Suriyeli aşiretler bir araya gelerek, gücü ancak zavallı ve korumasız kadınlara yeten PKK/YPG’li teröristlere tepki gösterdiler ve bölgeyi terk etmelerini istediler. Bu lanet terör örgütüne destek verenleri, yardım edenleri açık ve net olarak ısrarla uyardık. Bunların hepsinin ve daha fazlasının olabileceğini hep söyledik. Bu alçaklarla, teröristlerle iş birliği yapılır mı? Bir teröristle başka bir teröristin üzerine gidilir mi? Bu konudaki temaslarımızı sürdürüyor, müttefiklerimize yanlışlarını söylüyoruz. Bu tavırlarından pişman olacaklarını değerlendiriyoruz.”

    “Fransızların beslediği yılan kendilerini sokmaya başladı”

    Terör örgütü yanlılarının Fransa’nın başkenti Paris’teki gösteri ve saldırılarına da değinen Akar, “Teröristlere yardım etmenin, destek vermenin ne kadar sıkıntılı olduğunu gördüler. Bunun bir benzeri buradan çok uzakta oldu. Nerede oldu? Paris’te oldu. Fransızların beslediği yılan kendilerini sokmaya başladı. Herkes artık bu terör örgütünün gerçek yüzünü görmelidir” dedi.

    Azerbaycan aleyhindeki açıklamalara tepki

    Bakan Akar, bazı ülkelerin Azerbaycan aleyhindeki söylemlerine ilişkin de, “Azerbaycan-Ermenistan meselesinde her zaman olduğu gibi yine objektif ve tarafsız olmaktan çok uzak açıklamalar yapılıyor. Oysa 30 yıla yakın süren Karabağ meselesinin çözümü noktasında ne ülkeler ne de çözüm misyonuyla hareket eden uluslararası kuruluşların sesini duymamıştık. Bu nedenle şimdi olur olmaz görüşlerini ifade edenlere soruyoruz, bugüne kadar aklınız neredeydi” diyerek tepkisini dile getirdi.
    Akar, sözlerinin sonunda şehitlere rahmet, gazilere şifa dileklerini ileterek, zorlu arazi ve hava koşullarında görevlerinin başındaki Mehmetçiğe başarı dileklerinde bulundu. Yurt içi ve sınır ötesinde karada, denizde ve havada tüm faaliyetlerde gösterdikleri başarılarından dolayı Mehmetçiği kutlayan Akar, yeni yılda kendilerine sağlık ve esenlik içinde kazasız belasız görevler diledi.
  • “Tetanoz-difteri” aşısına ilişkin açıklama

    “Tetanoz-difteri” aşısına ilişkin açıklama

    Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bebekleri, çocukları ya da yetişkinleri, bir kısım enfeksiyon hastalıklarından korumanın en önemli ve en güvenli aracı aşılardır. Ülkemiz ise aşı ile önlenebilir hastalıklara karşı en kapsamlı, en etkin ve en güvenli bağışıklama programı uygulayan ülkelerin başında gelmektedir. Bu bağlamda, Bakanlığımız, tedarik ettiği aşıyı soğuk zincir şartlarını sağlayarak vatandaşımızın ulaşabileceği en uç noktaya gönderirken diğer taraftan aşı uygulamasıyla ortaya çıkabilecek en küçük yan etkiyi dahi hassasiyetle takip etmektedir. Vatandaşımızın kullanımına sunulan her aşı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğümüzün isteği ile TİTCK Ulusal Referans Laboratuvarlarımızda yeniden analiz edilmekte, etkinliğinden ve güvenliğinden emin olunduktan sonra vatandaşımıza yapılana kadar Aşı Takip Sistemimiz tarafından takip edilmektedir” denildi.

    Açıklamanın devamı şöyle:

    “Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından geri çekme işlemi başlatılan ürün ‘Tetadif 0,5 ml IM Enjeksiyonluk Süspansiyon’ isimli ürün erişkinlere uygulanan tetanoz-difteri aşısı olup, teknoloji transferi desteği sağlanarak ülkemizde ilk aşamadan itibaren üretilmeye başlanmış ilk aşıdır. Üretimin her süreci ulusal otorite olan TİTCK tarafından düzenli bir şekilde takip edilmektedir. Bahse konu aşının toplatılmasını gerektirecek istenmeyen etki bildiriminde bulunulmamıştır. Ancak son denetim esnasında eksiklik görülen bazı süreçlere bağlı olarak komisyon kararıyla ilgili seriye çekme uygulanmıştır. Yeni üretilen aşılar, özel şartlarda izlenerek raf ömürleri 3 yıla kadar peyderpey uzatılmaktadır. Söz konusu aşının raf ömrü de böyle bir sürecin sonunda 2 yıldan 3 yıla uzatılmıştır. Bu durum, söz konusu aşının miadının uzatılması işlemi değildir. Gerekli kontrolleri yapılmış, kullanıma uygun, yeterli miktarda aşı stoğumuz mevcuttur. Bu açıdan herhangi bir sıkıntı yaşanması söz konusu değildir.”

  • MEB’den atama iddialarına ilişkin açıklama

    MEB’den atama iddialarına ilişkin açıklama

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yazılı açıklamada, bugün bir gazete yayımlanan ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e atfedilen “Şu anda yeni atamalarla ilgili yeni bir değerlendirmemiz, talebimiz yok” iddiasının gerçeği yansıtmadığı bildirildi. Açıklamada, Bakan Özer’in böyle bir ifadesi olmadığı ve öğretmen atamasına ilişkin çalışmaların tamamlandığında kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

  • Rektör atamaları Resmi Gazete’de

    Rektör atamaları Resmi Gazete’de

    Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, Bursa Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof.Dr. Naci Çağlar, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof.Dr. Bülent Çakmak, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof.Dr. İsmail Bakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof.Dr. Cem Zorlu, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof.Dr. Mehmet Kul ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörlüğü’ne Mümin Şahin atandı. Atama karalarının Yüksek Öğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2. 3. ve 7. Maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi.

    YÖK üyeliklerine ilişkin atama kararları

    Öte yandan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliklerine ilişkin atama kararları da Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanana kararlara göre, YÖK üyeliklerine Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof.Dr. Sadettin Hülagü, Prof.Dr. Naci Gündoğan, Prof.Dr. Burhaneddin Sandıkçı, Prof.Dr. Erol Arcaklıoğlu ile Üniversitelerarası Kurulca seçilen Prof.Dr. Arif Bilgin atandı.

  • Bangladeş’i sular altında bırakabilir

    Bangladeş’i sular altında bırakabilir

    Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Zirvesi” gerçekleştirildi. Zirvede küresel ısınma ve dünyayı tehdit eden iklim krizinin önemine vurgu yapıldı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sıfır Atık Koordinatörü Doç. Dr. Kadir Özdemir; yaşanan krizlerin çözümünün bireylerin farkındalık ve sorumluluk sahibi olmasıyla gerçekleşebileceğinin altını çizdi.

    Son 20 yılda 7 bin 500 büyük doğal afetlerin yaşandığını, Türkiye’de de denizlerdeki müsilaj ve orman yangınlarının meydana geldiğine vurgu yapan Özdemir, “2020 yılı ülkemizde de sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir yıl oldu” diye konuştu.

    İklim krizinin küresel ekonomiye etkisinin 3 trilyon dolar olduğunu açıklayan Özdemir, gelecek 28 yıl içerisinde Bangladeş kıyılarının yüzde 17’sinin sular altında kalabileceğine dikkat çekti. Özdemir, bu durumun 20 milyondan fazla insanın göç etmesi anlamına geldiğinin altını çizen Özdemir şöyle dedi:
    “Çevremizi ve doğamızı tehdit eden krizlerin çözümü birey olarak farkındalık ve sorumluluk sahibi olmamıza bağlıdır. Küresel ısınma, iklim değişikliği sadece bizim yaşamını değil bütün ekosistemi olumsuz etkilemekte ve tabiatın dengesini bozmaktadır. Bu sorun başta su kaynaklarımız olmak üzere tarım, gıda, enerji gibi temel alanlarda küresel krizin en önemli sebebi haline gelmiştir.

    Ülkemizde de meydana gelen orman yangınlarından sellere iklim değişikliğinin en can yakıcı sonuçları ile daha sık karşılaşır olduk. Bazen iklim değişikliği bazen iklim krizi ifadeleriyle karşımıza çıkan bu küresel sorun artık değişiklik kelimesi karşılamıyor. Yaşadığımız başlı başına bir krizdir. BM verilerine göre son 20 yılda 7 bin 500 büyük doğal afet gerçekleşti. Bir milyon insan hayatını kaybetti. Küresel ekonomiye etkisi de 3 trilyon dolar. 2020 yılı ülkemizde de sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir yıl oldu. Bu krizden su kaynaklarımız da etkilendi. Denizlerimizde müsilajlar yaşandı. Yapılan araştırmalar sonucunda 2050 yılına kadar deniz seviyesinde beklenen yükselme gerçekleşirse Bangladeş kıyılarının yüzde 17’si sular altında kalabilir. Bu da 20 milyondan fazla insanın göç etmesi anlamına gelmektedir.”

    “Olumsuz durumu tersine çevirmek hepimizin görevi”

    Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, tüm canlıların yaşamını tehlikeye atan bu olumsuz durumun belli başlı kurum ve kuruluşlarla değil birey olarak herkesin görevi ve sorumluluğunda olduğunu kaydetti.

    İnsanoğlunun kontrolsüz ve duyarsız faaliyetlerinin ileri boyutlara ulaşmasıyla iklimin de küresel çapta olumsuz değişimler geçirmesine neden olduğuna vurgu yapan Rektör Özölçer şöyle dedi:
    “Günümüzde etkilerini küresel ölçekte hissettiren iklim değişikliği, dünyanın önemli gündem maddelerinden birisi haline gelmiş ve bu durum, çevreci politikaların geliştirilmesini zaruri kılmıştır. Fosil yakıtların tüketilmesi, arazi kullanımında yapılan değişiklikler, ormansızlaşma ve sanayi faaliyetlerindeki yoğunlaşmaya bağlı olarak dünyanın ortalama yüzey sıcaklığında artış meydana gelmeye ve iklim beklenmeyen değişimlere uğramaya başlamıştır.

    İnsanoğlunun kontrolsüz, duyarsız ve ileri boyutlara ulaşan faaliyetleri, iklimin de küresel çapta olumsuz değişimler geçirmesine; kuraklık, sel, buzulların erimesi ve deniz suyundaki asit oranı artışı gibi aşırı hava ve doğa olaylarının meydana gelmesine neden olmuştur. Tüm canlıların yaşamını tehlikeye atan ve etkilerini doğrudan ya da dolaylı olarak gösteren bu olumsuz durumu tersine çevirmek ise yalnızca çevreci kurum ve kuruluşların değil, bir birey olarak hepimizin görevi ve sorumluluğundadır. Bu noktada çevre bilinci kazanmak ve kazandırmakla işe başlamak gerekir. Çünkü çevre bilincinin gelişmediği bireylerden oluşan bir toplumda alınan önlemlerin ve çevreci politikaların işler hale gelmesi ve meyvelerini vermesi de söz konusu olmayacaktır.”

    “Tanık olduğumuz doğa ve hava olayları, virüs kaynaklı hastalıkların sayısında artışları birer örnek”

    Tüm dünyada yaşanan doğa ve hava olaylarının yanı sıra tahmin edilemeyen mevsim değişiklikleri, çölleşme, virüs kaynaklı hastalıkların sayısındaki artışlara dikkat çeken Rektör Özölçer, sözlerini şöyle tamamladı:
    “Bizzat yaşadığımız ve ulus ötesinde de tanık olduğumuz çeşitli doğa ve hava olayları, iklim değişikliğinin gelecekteki olumsuz yansımalarıyla daha sık karşılaşacağımıza dair öngörüleri kanıtlar niteliktedir. Tahmin edilemeyen mevsim değişiklikleri, çölleşme, virüs kaynaklı hastalıkların sayısındaki artış, doğal kaynakların yetersiz hale gelmeye başlaması ve daha sayamadığımız pek çok örnek, hepimizin bu konuda sorumluluk üstlenerek, az – çok demeden önlemler almamız ve yaşam tarzımızda değişiklikler yapmamız gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.

    Ülkemizde ve dünyada iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede pek çok girişim gerçekleşmekte ve çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmaların ortak yönlerinden biri ise çevreyle ilişkimizde bizlere düşen sorumluluğu hatırlatmaları ve doğal kaynakların kullanımına dair bilinç gelişimine önemli bir yer ayırmalarıdır. Bizleri bilinçli tüketiciler haline getirerek küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini tersine çevirmeye çalışan girişimlerin odaklandığı başlıca konular ise sıfır atık, geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımıdır. Son yıllarda özellikle sıfır atık ile ilgili geliştirilen politikaların sayısı artmış, bu politikaların uygulanabilmesi ve sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla da kitle iletişim araçları üzerinden paylaşılan enformasyonlar yoğunluk kazanmıştır.”

    “Ülkemizde 20 yıl içerisinde birçok gelişme yaşandı, atık konusunda daha bilinçliyiz”

    Zonguldak Vali Yardımcısı Yıldırım Uçar da kırsal kesimden şehirlere göçle birlikte yaşanan çevre kirliliğine dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Kırsal kesimden şehre göçler sonrası tabi şehirde yaşamaya başlayınca doğal olarak toplu bir arada yaşayan çevreyi biraz kirletmeye başladılar. Çöp ortaya çıkıyor, üretim arttı, kanalizasyonlar ihtiyaç doğdu. Gibi çevre kirliliği ile ilgili sorunlar ortaya çıktı. Dolayısıyla çevre duyarlılığı birden gelişmedi. Ülkemizde de bu 20 yıl içerisinde birçok gelişme oldu. O zaman çöpleri rastgele çöp bidonuna atıyorduk. Evsel atık, plastik, kağıt diye ayırmıyorduk. O zaman bütün bu temizlik işlerini belediyelerimiz ve temizlik görevlileri tarafından yapılıyordu. Bütün yük onların sırtındaydı. Zaman içerisinde onlar da taşıyamaz hale geldi. Zaten taşıyacakları da bir yük değildi. Özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın kurulmasıyla artık devletin de kontrolünde bilinçli şekilde yapılması gerektiği ortaya çıktıktan sonra artık bakın gençlerimiz atık konusunda daha bilinçliler, biz vatandaş olarak daha bilinçliyiz.”
    Zirve, çevre başlıklı oturumlarla devam edecek.

  • Elektrikli araç kullanımında artış

    Elektrikli araç kullanımında artış

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı kasım ayı motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Kasım ayında 122 bin 837 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 45,1’ini otomobil, yüzde 30,2’sini motosiklet, yüzde 14,4’ünü kamyonet, yüzde 6,4’ünü traktör, yüzde 2,9’unu kamyon, yüzde 0,5’ini minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

    Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 20 arttı. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre minibüste yüzde 56,5, otomobilde yüzde 26,5, kamyonda yüzde 19,8, motosiklette yüzde 17,9, traktörde yüzde 15,3, özel amaçlı taşıtta yüzde 14,9, otobüste yüzde 8,6 ve kamyonette yüzde 7,8 arttı.

    Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 38,4 arttı. Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı motosiklette yüzde 94,0, minibüste yüzde 69,1, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 33,3, otobüste yüzde 26,8, otomobilde yüzde 26,5, kamyonda yüzde 26,1, kamyonette yüzde 17,6 ve traktörde yüzde 10,6 arttı.

    Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Kasım ayı sonu itibarıyla 26 milyon 349 bin 156 oldu

    Kasım ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 53,9’unu otomobil, yüzde 16,2’sini kamyonet, yüzde 15,5’ini motosiklet, yüzde 7,9’unu traktör, yüzde 3,5’ini kamyon, yüzde 1,9’unu minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
    Kasım ayında 868 bin 1 adet taşıtın devri yapıldı. Kasım ayında devri yapılan taşıtların yüzde 66,8’ini otomobil, yüzde 16,6’sını kamyonet, yüzde 6,7’sini motosiklet, yüzde 4,6’sını traktör, yüzde 2,7’sini kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

    Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 4,2 artarak 1 milyon 132 bin 739 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 15,0 azalarak 32 bin 118 adet oldu. Böylece Ocak-Kasım döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 1 milyon 100 bin 621 adet artış gerçekleşti.

    Elektrikli araçların kaydı 2,2 kat arttı

    Elektrikli araçların kaydı Ocak-Kasım döneminde 7 bin 11 oldu. Geçen sene bu rakam 3 bin 192 olarak gerçekleşmişti. Son 11 ayda trafiğe kaydı yapılan elektrikli araçlar, geçen seneye göre 2,2 kat arttı.

    Ocak-Kasım döneminde trafiğe kaydı yapılan 509 bin 774 adet otomobilin yüzde 70,2’si benzin, yüzde 17,9’u dizel, yüzde 8,5’i hibrit, yüzde 2,0’ı LPG ve yüzde 1,4’ü elektrikli olurken aynı dönemde trafiğe kayıtlı 14 milyon 213 bin 13 adet otomobilin ise yüzde 36,9’u dizel, yüzde 35,1’i LPG, yüzde 26,7’si benzin, yüzde 0,9’u elektrikli ve yüzde 0,1’i hibrit olarak gerçekleşti. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,3 olarak ortaya çıktı.

  • Asgari ücretin işverene maliyeti ne?

    Asgari ücretin işverene maliyeti ne?

    Bu senenin başında 4 bin 253 lira 40 kuruş olarak hesaplanan asgari ücret, temmuz ayında yapılan iyileştirme çalışmasıyla 5 bin 500 lira 35 kuruş olarak belirlenmişti.

    Bu ücretin işverene maliyeti ise 7 bin 603 lira 43 kuruştu. Brüt 6 bin 471 lira olan asgari ücretin, bin 3 lira 1 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 129 lira 42 kuruşunu ise işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyordu.

    Yeni yılda geçerli olacak asgari ücret ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yüzde 54,54 oranında zam ile net 8 bin 506 lira olarak açıklandı. Bu seneki hesaplamalarda brüt 10 bin 8 lira olan asgari ücretin bin 401 lira 12 kuruşu SGK primi, 100 lira 8 kuruşunu işsizlik sigorta fonu oluşturuyor. Buna göre yeni yılda verilecek net asgari ücret, toplam bin 501 lira 20 kuruşluk kesintiyle beraber net 8 bin 506 lira oldu.

    Ocak 2023’ten itibaren verilecek olan asgari ücretin işverene maliyeti de belli oldu.

    Yapılan hesaplamaya göre brüt 10 bin 8 lira olan asgari ücrete ek olarak bin 551 lira 24 kuruş SGK primi (işveren payı), 200 lira 16 kuruş da işveren işsizlik sigorta primi eklendi. Böylece asgari ücretin işverene maliyeti 11 bin 759 lira 40 kuruş olarak hesaplandı.

  • Rekabet Kurumu’ndan 13 firmaya ceza

    Rekabet Kurumu’ndan 13 firmaya ceza

    Zincir marketler ve tedarikçi hakkında yaklaşık 2.7 milyar TL idari para cezasının verildiği soruşturmanın devamı niteliğinde yürütülen soruşturma tamamlandı.

    Soruşturma kapsamında üretici/tedarikçi niteliğindeki 15 teşebbüsün zincir marketlerdeki fiyatlama davranışları incelendi. Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda soruşturma tarafı bazı tedarikçilerin zincir marketler arasında fiyat artışlarına yönelik koordinasyonu sağlayarak marketlerin raf fiyatlarını belirlemeye yönelik kartel oluşturdukları tespit edildi.

    Ayrıca kartelin yanı sıra soruşturma konusu bazı teşebbüslerin marketlerdeki raf fiyatlarını doğrudan belirlemek suretiyle de Rekabet Kanunu’nu ihlal ettikleri sonucuna ulaşıldı.

    Bu kapsamda dolaylı olarak marketlerdeki raf fiyatlarının artmasına sebep olabilecek rekabet ihlali türlerinden olan kartel veya yeniden satış fiyatının tespiti sebebiyle; Eti’ye 173.263.933,89 lira, Pasifik Tüketim’e 106.002.255,94 lira, Pepsi’ye 92.506.885,85 lira, Frito Lay’e 87.954.615,82 lira, Düzey Tüketim’e 48.190.012,34 lira, Red Bull’a 25.711.530,05 lira, Unmaş’a 24.223.008,88 lira, Şölen’e 15.680.173,63 lira, Haribo’ya 10.204.678,30 lira, Kent Gıda’ya 8.775.984,66 lira, Glaxosmithkline’na 8.424.667,29 lira, Doğanay’a 5.553.551,61 lira idari para cezası verildi.