Etiket: koruma

  • Bakan Göktaş’ın koruması şehit oldu

    Bakan Göktaş’ın koruması şehit oldu

    Alınan bilgiye göre, kaza saat 20.00 sıralarında Çankaya ilçesi İlkadım Mahallesi Dikmen Caddesi’nde meydana geldi.

    Bakanı Göktaş, cadde üzerinde bulunan bir eve taziye ziyaretine bulunmaya gitti. Taziyenin ardından evden ayrılan Bakan Göktaş’ı koruma ekibinde bulunan Polis Memuru Musa Erdem ve yanında bulunan bir polis memuru daha Bakan’ın arkasından gitmek için yolun karşısında bulunan otomobillerine doğru ilerlediler. Bu sırada aşırı hızlı olduğu iddia edilen 06 KC 290 plakalı otomobil, koruma memuru Erdem’e çarptı. Erdem, otomobilin çarpmasıyla yolun karşı şeridine fırladı. Erdem, bu sırada karşı şeritten gelen 34 HDT 114 plakalı otomobilin altında kaldı. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri ve itfaiye sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Erdem kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kazaya ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

    Öte yandan kazayı öğrenen Bakan Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yakın koruma ekibimizde görevli kıymetli mesai arkadaşımız, kardeşimiz, Polis Memuru Musa Erdem’in görevi sırasında elim bir trafik kazası sonucu şehadete yürümesiyle yüreğimiz yandı. Şehidimize Allah’tan rahmet, kıymetli ailesine ve tüm mesai arkadaşlarıma başsağlığı ve sabır diliyorum. Mekanı cennet, makamı âli olsun. Aziz hatırasına ve bizlere emaneti olan ailesine sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Başımız sağ olsun” ifadelerine yer verdi.

  • Caretta Caretta yuvaları için bir önlem daha

    Caretta Caretta yuvaları için bir önlem daha

    Kuşadası’nda, geçen Haziran ayında Güzelçamlı Şahika Plajı ile Davutlar Sevgi Plajı’na çıkan 2 caretta caretta cinsi deniz kaplumbağası, yuva yapıp yumurtalarını bıraktı. Yuvalar, Kuşadası Belediyesi ekipleri ve EKODOSD tarafından etrafı çitle çevrilerek korumaya alındı. Kuşadası Belediyesi, nesli tükenme tehlikesi altında olan caretta carettaların yuvalama alanlarının yanına ayrıca üzerinde ‘Deniz kaplumbağalarını koruyalım’ yazan uyarıcı tabelalar yerleştirdi. Tabelalarda, yeşil deniz kaplumbağası ile iribaş deniz kaplumbağası hakkında çeşitli bilgiler de bulunuyor.
    ‘Heyacanla Bekliyoruz’

    EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, Kuşadası kıyılarının temizlik açısından caretta caretta ve chelonia mydas gibi deniz kaplumbağaları ile Akdeniz fokları ve yunus gibi memelilerin yaşaması için çok uygun olduğunu belirterek, “Dikilen tabelalar, kumsala yuva yapmak için çıkan caretta yuvalarının zarar görmemesine önemli bir katkı sunacak. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e bu konuda hassas davrandığı için çok teşekkür ediyorum. Artık heyecanla yavruların yumurtadan çıkıp, denize kavuşmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

  • Terk edilen köpekler koruma altında

    Terk edilen köpekler koruma altında

    Kastamonu’da Devrekani, Çatalzeytin ve Taşköprü ilçelerinin ortak noktasında bulunan Koru Yaylasına kimliği belirsiz kişiler tarafından bırakılan çok sayıda sokak köpeği, hayvansever ve belediye ekiplerince kurtarıldı.
    Kastamonu’nun Devrekani, Çatalzeytin ve Taşköprü ilçelerinin ortak noktasında bulunan Koru Yaylasına kimliği belirsiz kişiler tarafından sokak köpekleri bırakıldı. Bölgeyi gezmeye giden bir hayvanseverin ihbarı üzerine Kastamonu Sokaktaki Canlarımız İçin El Ele Derneği tarafından Koru Yaylasına ölüme terk edilen sokak köpeklerinin kurtarılması için çalışma başlatıldı.

    Kastamonu Belediyesi Hayvan Bakımevi ile görüşen dernek yönetimi, görevlilerle Koru Yaylasında terk edilen sokak köpeklerini yakalayarak bakımevine getirdi.
    Konu ile ilgili açıklamada bulunan Kastamonu Sokaktaki Canlarımız İçin El Ele Derneği Başkanı Özden Neval Türkmen, 6 sokak köpeğinin Çatalzeytin, Devrekani ve Taşköprü ilçelerinin ortak noktası olan Koru Yaylası’na terk edildiğini kaydetti.

    Bölgeye gezmeye giden bir hayvanseverin ihbarıyla köpeklerin durumundan haberdar olduklarını ifade eden Türkmen, “Köpekler, bir vatandaş ya da belediye tarafından bölgeye bırakılmış olabilir. Konudan haberdar olur olmaz Kastamonu Beledisi Veteriner İşleri Müdürü Kenan Gücükbergen ile görüştük. Sağ olsun, o da hemen harekete geçti.

    Koru Yaylasına giderek köpekleri tek tek yakaladık ve koruma altına aldık. Kastamonu’ya getirdiğimiz sahipsiz canlarımızı Kastamonu Belediyesi Geçici Hayvan Bakımevi’ne yerleştirdik. Burada tedavi ve bakımlarına başlandı. Bugün birlikte ter döktüğümüz bakımevimiz ekibi, Akın Tolga Çobanoğlu ve Ömer Bey kardeşime ne kadar teşekkür etsem az kalır. Çok yorgun ama bir o kadar huzurluyuz çok şükür” dedi.

  • Ormanlara jandarma koruması

    Ormanlara jandarma koruması

    2 yıl önce 10 gün süren orman yangınıyla ülke gündemine oturan Antalya’nın Manavgat ilçesinde, jandarma ekipleri, Sorgun ve Sarılar olmak üzere ormanları karadan devriye ekiplerle, havadan da dron ile 24 saat izliyor.

    Manavgat’ta 28 Temmuz 2021’de başlayıp, 10’uncu gününde söndürülen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘en büyük orman yangını’ olarak kayıtlara geçen büyük Manavgat yangını; Akseki, İbradı ve Gündoğmuş ilçeleri sınırlarındaki ormanlar da etkili olmuştu. Yangında 7 kişi yaşamını yitirirken, 60 bin hektar alan yanmış, 2 binin üzerinde ev, iş yeri, depo ve ahır da zarar görmüştü.

    Bu büyük yangının ardından ilçede orman alanlarının korunmasına yönelik çalışmalarda her yıl artarak devam ediyor. İl Jandarma Komutanlığına bağlı Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri sorumluluk bölgelerinde yaşanacak bir orman yangınlarının önüne geçilebilmek amacıyla devriye görevinin yanında ormanlık alanları drone ile 24 saat izliyor.

    Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve gelen yangın ihbarları jandarmanın ormanlık alanlarda denetimlerini artırmasına ve sıklaştırmasına neden oldu. Resmi ve sivil görevliler, çamlık içerisinde devriye görevi yaparken, dron ile yapılan izlemelerde herhangi bir sorun görülmesi durumunda ekipler kısa sürede müdahalede bulunuyor.

  • Leke tedavisinde güneşten korunun

    Leke tedavisinde güneşten korunun

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Nihan Yüksel Çanakçı, yaz aylarında güneşten korunmanın cilt sağlığı için büyük önem taşıdığını vurgulamıştır. Güneş ışınlarının leke, yaşlılık, yanık ve alerjik reaksiyonların yanı sıra cilt kanserine neden olabileceği konusunda uyarıda bulunmuştur.

    Cilt lekelerinin tedavisinde güneşten korunmanın birinci ve en önemli basamağı olduğuna dikkat çeken Dr. Çanakçı, lekelerin güneş, travma, genetik ve hormonal faktörler gibi nedenlerle oluşan kalıcı veya geçici renk değişiklikleri olduğunu belirtmiştir. Lekelerin kliniğine ve oluşum mekanizmasına göre sınıflandırılarak tedavi edildiğini açıklamıştır.

    Çillerin, özellikle açık ten, saç ve göz rengine sahip bireylerde çocukluktan itibaren yaz aylarında artabileceğini ifade eden Dr. Çanakçı, güneş ışınlarına fazla maruz kalan bölgelerde oluşan kahverengi lekelere “güneş lekesi (solar lentigo)” denildiğini belirtmiştir. Ayrıca, 50’li ve 60’lı yaşlarda deride lipofuskin birikimi sonucu gelişen lekelere “yaşlılık lekesi (lentigo)” adı verildiğini açıklamıştır.

    Dr. Çanakçı, leke tedavisinin zor ve özellikli olduğunu belirtmiş ve her lekenin ve cildin farklı olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle leke tedavisinin mutlaka bir dermatolog tarafından planlanıp uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Leke tedavisinin birinci adımının güneşten korunma olduğunu, güneş koruyucu krem kullanmanın yanı sıra şapka, güneş gözlüğü ve uygun kıyafetlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu belirtmiştir.

    Güneşin çevre kirliliğinin artması ve ozon tabakasındaki hasarlar nedeniyle Ultraviyole (UV) ışınlarının daha yoğun şekilde dünyamıza ulaştığını ifade eden Dr. Çanakçı, bu durumun güneşin cildi olumsuz etkilediğini ve cilt kanseri gibi birçok cilt sorununa yol açabileceğini söylemiştir. Uzun süre güneşe maruz kalmak, güneşlenmek ve solaryum gibi yoğun UV maruziyetin hücresel hasara ve cilt kanserine neden olabileceğini belirtmiştir.

    Sonuç olarak, güneşten korunmanın cilt sağlığı için önemli olduğu ve leke tedavisinin bir dermatolog tarafından planlanarak uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, güneşin cilt üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmanın cilt kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır.

  • Yumurtalar otellerin koruması altında

    Yumurtalar otellerin koruması altında

    Antalya’nın Alanya ilçesinde 70 kilometrelik sahile yumurta bırakan deniz kaplumbağalarının yuvalarını korumak için önlem alınmaya devam ediyor. 300 kayıtlı yuva rakamının bine yaklaştığı belirtildi.
    Alanya Çevre Eğitim ve Mavi Bayrak Derneği Başkanı Şerefnur Kayhan ve gönüllü çevreci ile TUİ Blue Pasha Bay Otel çevre sorumlusu Aslıhan Güncel, caretta caretta yuvaları ve korunmaları hakkında bilgiler verdi.

    Konaklı Mahallesi Pasha Otel sahilinde 20 caretta caretta yuvası tespit ettiklerini ve hepsini koruma altına aldıklarını belirten Aslıhan Güncel, “Bu yıl 20 kadar yuvamız oldu. Yuva bırakmadan gidenler de oldu. Gelen 20 yuvayı da koruma altına aldık. ALÇED’e bilgi verdik ve hep birlikte takibini yapmaktayız. Gördüğünüz gibi yuvalarda ne zaman plaja yumurtladıkları ve muhtemel yumurtadan çıkış zamanları yazmakta. Buradan takibini yapıyoruz” dedi.

    “Çok fazla yumurtlama alanı var”
    Bu yıl Alanya bölgesinde çok fazla yumurtlama alanı olduğuna dikkat çeken Dernek Başkanı Şerefnur Kayhan, “Haberimiz olanları koruma altına alıyoruz ve takip sürecini başlatıyoruz. Şu anda 3 yuvamızdan yavrular çıktı.

    Havalar çok sıcak olduğu için tahminimiz dişi carettaların daha fazla yumurtadan çıkacağı yönünde. Biliyorsunuz sıcak havalarda yumurtalardan dişi carettalar çıkıyor. Pasha Bay otelde de 20’ye yakın yuvamız var. Otel yöneticilerinden Aslıhan haber verdi. Otel yönetimi tarafından yapılan kafeslerle sahilde yuvalar korumaya alındı. Elimizden geldiğince sağlıklı yuvalar için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bazı oteller yuvaları haber vermiyor”
    Kayhan, “Bazen haber alıp gittiğimizde yuvaları bulamıyoruz. Şezlongların bol olduğu yerde yuvaları kaybediyorlar. Zira turistlere zarar vereceğini ve şezlongları kuramayacaklarını düşünüyorlar. Halbuki tam tersi turistler ilgi gösteriyor, bir caretta yuvası gören turistler daha çok kalmak istiyor. Bu yüzden 5 yıl boyunca aynı otele gelen turistler var” dedi.


    “Korumamız lazım”
    Kayhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Nesli tükenme altındaki caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağalarını korumamız lazım. Bu yuvalar 20-25 yıl önce buradan çıktılar. Onlar da çıktıkları yere, elinizle denize koymazsanız ve kendiliğinden denize ulaşmaları sağlanırsa erişkin oldukları dönemde aynı yere geri dönüyorlar. Yumurtadan çıkarken veya yumurtlarken gördüğümüz bu kaplumbağaları flaşları açarak çekmemeliyiz. Sadece kırmızı ışıkta bu kaplumbağaların takibi yapılabilir.

    Yavrular çıkarken de ellerine alıp veya kovalarla denize dökmesinler. Kendiliğinden denize ulaşsınlar, yüzsünler. Böylece bu kaplumbağalar tekrar çıktıkları alana gelecektir. Ters yöne gitse bile çıkmalarına yakın arka tarafta ışık olmamalı. Ay ışığı ile denize kendiliğimde ulaşması gerekiyor. Ters yöne gittiğinde de elimizle değil kumlardan yol açarak denize ulaşmalarını sağlamamız gerekiyor.”

    “En büyük tehlike insanlar”
    Caretta carettalar için çeşitli tehlikelerinde olduğuna vurgu yapan Kayhan, “Bu canlılar için bir diğer tehlike de yumurtlama döneminde kedi, köpek sansar gibi canlılar. Eğer kontrol altına alınmazsa çıplak yuvalar maalesef kazılıp yumurtaları boşaltılıyor.

    Bir de en büyük düşmanı insanoğlu. Koruyamıyoruz. Zaman zaman sahiller tacize uğruyor. İnsanoğlu bunları korumak zorunda. Bunların neslinin yok olmaması için koruma altına alınması lazım. Çünkü her yaşamı hak eden canlı bizim hayatın devamlılığı için gerekli vazifeleri yapıyordur. Bunları koruma altına almak gerekir” ifadelerine yer verdi.

    “Bine yakın yuva olduğunu düşünüyoruz”
    Bu yıl içinde çok sayıda caretta carettanın plajlara gelerek yumurta bıraktığını ifade eden Kayhan, “Aşırı sıcaklık bilim insanların söylemlerine göre erkek değil dişi kaplumbağaların çıkmasına neden oluyor. Bizdeki kayıtlı yuva sayısı 300’ün üzerinde. Şu anda bu yuvaların tamamı koruma altına alındı. Ama bilmediğimiz alanlar da var. Bu sayılarla da bini bulduğunu düşünüyoruz. Ancak bu sayıyı yumurtadan çıktıktan sonra ve kayıt altına aldıklarımı için söyleyebiliriz” dedi.

  • Mikrobiyalitler şamandıralar ile güvende

    Mikrobiyalitler şamandıralar ile güvende

    Van Gölü’nde binlerce yılda oluşan ve kırılgan bir yapıya sahip olan dünyanın en büyük mikrobiyalitlerinin zarar görmemesi için şamandıralı koruma başlatıldı.
    Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle alan kaybederken bazı mikrobiyalitler ise su yüzeyine çıktı.

    Su yüzeyine çıkan ve kırılgan bir yapıya sahip oldukları için son dönemlerde zarar görmeye başlayan mikrobiyalitler için harekete geçildi. Bu çerçevede mikrobiyalitlerin balıkçı teknelerinden ve ağlardan korunması için Van Gölü’nün birçok farklı noktasına şamandıra yerleştirildi.

    “Mikrobiyalitlerin yerleri işaretlendi”
    İHA muhabirine konuşan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Van Diving Dalış Okulu Eğitmeni ve Rehberi Serkan Ök, Van Gölü’nün birçok noktasına şamandıra bırakıldığını belirtti. Bırakılan şamandıralar sayesinde mikrobiyalitlerin yerlerinin işaretlendiğini ifade eden Dalış Eğitmeni Ök,

    Şamandıraların bırakıldığı bölgede balıkçıların ağ atmasını engelliyor. Suların çekilmesiyle yüzeye yakın hale gelen mikrobiyalitlere teknelerin çapmasına engel oluyor. Dalış okulu olarak Van Gölü’nde bu şekilde koruma çalışmalarını da yürütüyoruz. Öncelikli hedefimiz Van Gölü dalış turizmini geliştirmek ve gölü korumak olacaktır” dedi.

    “Şamandıraların artırılması gerekiyor”
    Binlerce yılda oluşan mikrobiyalitlerin kırılgan bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Ok, “Şu an önümüzde 15 metrelik bir mikrobiyalit var. Bu mikrobiyalitin 70 bin yılda oluştuğu tahmin ediliyor. 600 bin yıllık tarihi olan Van Gölü’nde bu kadar yavaş oluşan bir yapıyı korumak bizim için çok önemlidir. Bunu bütün dalgıçların görmesi gerekiyor.

    Van Gölü’nün en büyük kaynağı, zemininden çıkan tatlı su kaynaklarıdır. Bu tatlı sular, aynı zamanda mikrobiyalitlerin oluşmasını sağlıyor. Mikrobiyalitlerin korunması gerektiğine inanıyoruz ve bu yüzden de şamandıraların artırılması gerekiyor. Oksijen kaynağı deniz ve göllerimizin korunması ve kirlilikten de arındırılması gerekiyor” diye konuştu.

  • Kazdağları’na komando koruması

    Kazdağları’na komando koruması

    Komando Timleri ve Jandarma Asayiş Timleri, hem yaya hem de araçlı olarak görev yapacak ve 7 gün 24 saat boyunca bölgede hazır bulunacak. Ayrıca jandarmaya insansız hava araçları da (Drone) bölgede uçuşlar yaparak izinsiz giriş ve çıkışları kontrol edecek.
    Balıkesir’deki orman yangınlarının erken tespiti, yangınların önlenmesi ve hızlı müdahale için Jandarma Asayiş ve Komando Timlerinin aktif hizmet vermesi önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu ekiplerin yaya ve araçlı olarak bölgeyi sürekli gözetlemesi, yangınların başlaması durumunda hızlı müdahale edilmesini sağlayacak. Ayrıca yaptıkları denetimleri ile ormanlara izinsiz girişlerinde önüne geçilerek yangın riski minimuma indirilecek.

    Bunun yanı sıra, yangın gözetleme kulelerinin kurulması, yangın ekiplerinin güçlendirilmesi, yangın söndürme ekipmanlarının modernizasyonu, yangın helikopteri ve uçakları, yangın güvenlik şeritlerinin oluşturulması gibi diğer önlemler de Balıkesir’deki orman yangınlarıyla mücadelede kullanılıyor.

    Orman yangınlarının çoğu insan kaynaklı nedenlerden kaynaklanıyor. Bu nedenle, toplumda yangın güvenliği konusunda farkındalığın artırılması da önem taşıyor.

    Orman yangınlarına karşı alınan bu tedbirlerle Balıkesir’deki orman varlığının korunması ve yangınların kontrol altına alınması hedefleniyor. Kazdağları’na Jandarma Asayiş Timleri ve Komando Timlerinin korumasıyla bölgedeki yangın riski minimize edilmeye çalışılıyor.

  • Güneşten korunma önerileri

    Güneşten korunma önerileri

    Özellikle yaz mevsiminde yüksek hava sıcaklıklarıyla birlikte güneş ışınlarında bulunan zararlı UVA ve UVB ışınlarının ciltte kızarıklık, yanık, su toplanması gibi pek çok olumsuz değişikliğe neden olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, uzun vadede ciltte kuruluk, alerjik reaksiyonlar, kırışıklıklar ve leke oluşumu gibi sonradan ortaya çıkan hasarların da oluşabileceği uyarısında bulundu. UVA ve UVB ışınlarının aynı zamanda melanom gibi çok ciddi deri kanserlerine de zemin oluşturduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Yıldırım, son yıllarda cilt kanserlerinin görülme oranının arttığını ve çok genç yaşlarda bile hastalığa yakalanılabileceğini kaydetti.

    “Güneşten korunmak için neler yapmalıyız”

    Yaz aylarında sağlıklı bir cilt için en önemli etkenin güneşten korunmak olduğunun altını çizen Doç. Dr. Yıldırım, güneşten korunmak için korunma yöntemleriyle ilgili önerilerini şöyle sıraladı: “Özellikle 10.00-14.00 saatleri arasında güneş ışınları yeryüzüne en dik hali ile ulaşmaktadır. Bu saatlerde güneş ışınlarına maruz kalmamalıyız. Kendi gölgenizi de takip edebilirsiniz. Kendi gölgeniz boyunuzdan kısa ise, güneş ışınları çok dik demektir. Mümkünse hafif ve uzun kollu bir gömlek, pantolon, geniş kenarlı bir şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü kullanılması gerekmektedir. Daha etkili korunma için etiketinde ultraviyole koruma faktörü (UPF) numarası olan giysiler tercih edilmelidir. Geniş spektrumlu olduğunda güneş koruyucumuz, bizi hem derimizi yaşlandıran hem de güneş yanıklarına neden olabilen UVB ışınlarına karşı korumaktadır. Bu nedenle giysilerle örtülmemiş tüm cilde geniş spektrumlu, suya dayanıklı, SPF 30 veya daha yüksek bir güneş koruyucu uygulanmalı ve her iki saatte bir veya yüzdükten ya da terledikten sonra tekrar uygulanması gerekmektedir.”

    “Uygun güneş kremini seçmek, marka çeşitliliği göz önüne alındığında ve kulağa karmaşık gelen aktif bileşenler nedeni ile kafa karıştırıcı olabilmektedir” diyen Opr. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Ama bunun için aklımızda tutabileceğimiz bazı basit kurallar var. Dikkat etmemiz gereken en önemli kural geniş spektrumlu güneş koruyucu edinmek. Ayrıca koruyucunuzun suya dayanıklı ve en az 30 koruma faktörlü olmasına dikkat etmeniz gerekmektedir.”

  • Yavru baykuş koruma altında

    Yavru baykuş koruma altında

    Osmaniye’de duyarlı vatandaşlar tarafından bulunan yavru baykuş, koruma altına alındı.
    Alınan bilgiye göre, 3 gün önce vatandaşlar, şehir merkezine yakın bir noktada açık alanda baykuş yavrusu buldu.

    Bölgede herhangi bir yuva göremeyen vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Bunun üzerine durum, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne bildirildi.

    Ekipler bölgeye gelerek yavru baykuşu teslim aldı. Yaban Hayvanı Acil İlk Müdahale Merkezine götürülen baykuş yavrusu, veteriner hekim tarafından ilk kontrolleri yapılıp, koruma altına alındı.
    Baykuşun tek başına yaşayabilecek erginliğe ulaşana kadar bakılacağı, ardından da tekrar doğal yaşam alanına bırakılmasının planlandığı belirtildi.