Etiket: orhan sarıbal

  • CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: İthalat sınır tanımıyor

    CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: İthalat sınır tanımıyor

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, AK Parti iktidarında her yıl artan tarımsal ürün ithalatının ‘tek adam keyfi yönetimi’ olarak adlandırdığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde sınır tanımaz hale geldiğini söyledi.

    AKP’nin, iktidarı boyunca üreticinin ürün fiyatlarını baskılamak ve ithalat lobilerini zengin etmek için ithalatı temel politika olarak benimsediği kaydeden Sarıbal, “AKP döneminde yani son 18 yılda, bu ülkede üretilebilecek ürünlerin ithalatına 114 milyar dolar. 2020 yılında ise tarım ve hayvancılık ürünleri ithalatına tam 9,5 milyar dolar ödendi” dedi.

    TBMM’de düzenlediği basın toplantısında 2020 yılı tarım ithalatı rakamlarını değerlendiren Sarıbal, 2020 yılında çok sayıda üründe ithalat rekorları kırıldığını söyledi. Çiftçiyi terbiye etmek için kullanılan ithalat sopasının, dışarıda artan fiyatlar nedeniyle şimdi iktidarı dövdüğünü belirten Sarıbal, “Artan fiyatlara rağmen 2020 yılında birçok üründe ithalat rekoru kırıldı. Borç batağındaki çiftçimize verilmeyen destekler yabancı şirketlere ithalat nedeniyle aktarıldı” dedi. Sarıbal şöyle devam etti:

    Rekorlar

    “AKP döneminde yani son 18 yılda, bu ülkede üretilebilecek ürünlerin ithalatına 114 milyar dolar para ödendi. Bu ithalat Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube tek adam yönetimi döneminde de artarak devam etti. 2018 yılında 9 milyar doları aşan ithalat, yeni Tarım Bakanı ile her yıl daha da arttı. 2020 yılında 9 milyar 500 milyon doları aşan bir seviyeye geldi. Bu Cumhuriyet döneminin ithalat rekorudur.

    Toplam ithalatta kırılan Cumhuriyet dönemi rekorları, birçok üründe de ayrı ayrı kırıldı. 2020 yılında Cumhuriyet dönemi rekoru kırılan ürünler ve verilen para miktarı ise şöyle:

    • Ayçiçeği ve türevleri: 3 milyon ton ithal edilerek 1 milyar 488 milyon dolar ödendi.
    • Badem: 30 bin ton ithal edilerek, 121 milyon dolar ödendi.
    • Bakla: 5 bin 700 ton ithalata 2 milyon 656 bin dolar ödendi.
    • Çay: 22 bin 500 ton ithal edilerek, 45 milyon 636 bin dolar ödendi.
    • Kırmızı mercimek: 506 bin ton ithal edilerek, 241 milyon 556 bin dolar ödendi.
    • Yeşil mercimek: 32 bin ton ithal edilerek, 15 milyon 398 bin dolar ödendi.
    • Kuru Sarımsak: 19 bin ton ithal edilerek 19 milyon 542 bin dolar ödendi.
    • Taze Sarımsak: 852 ton ithal edilerek 1 milyon 282 bin dolar ödendi.
    • Pamuk: 1 milyon 81 bin ton ithal edilerek, 1 milyar 664 milyon dolar ödendi.
    • Soya: 3 milyon ton ithal edilerek, 1 milyar 158 milyon dolar ödendi.
    • Susam: 205 bin ton ithal edilerek, 271 milyon dolar ödendi.
    • Tütün: 90 bin ton ithal edilerek, 419 milyon dolar para ödendi.”

    Seçime gidin, ülkenin önünü açın

    Türkiye’nin tarım başta olmak üzere bütün sorunlarının çözülebileceğini aktaran Sarıbal, “Ancak bu AKP ile mümkün değil. AKP, diğer sosyal ve ekonomik alanlarda olduğu gibi tarım alanında da çözüm üretecek bir anlayışa sahip değil. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var ama AKP ile yoğurt bizi yemeye başladı. Sorunların çözümü için ilk önce AKP’nin yönetimden gitmesi gerekiyor. O yüzden derhal erken seçime gidilmeli ve ülkenin önü açılmalıdır” dedi.

     

  • CHP’li Sarıbal: Uzayı bırak, açlık çeken halka bak!

    CHP’li Sarıbal: Uzayı bırak, açlık çeken halka bak!

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, gündemin tartışma konusu olan “milli uzay projesi” ile ilgili olarak, “Halkımız pazar artıklarından, çöp konteynırlarından karnını duyurmaya çalışıyor. Önce bu halkın gıda sorununu giderin, açlık sorununa bir çözüm bulun” dedi.

    CHP Genel Başkan Tarım Politikalarından Sorumlu Başdanışmanı Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, İzmir’in Buca ilçesine bağlı Belenbaşı köyündeki 2B sorunu, artan gübre fiyatları, doğal afetlerden zarar gören zeytin üreticilerinin durumu, depolarda çürümeye terk edilen soğan ve patates ile TMO’nun ayçiçeği yağı ithalat kararını değerlendirdi.

    Köylüye hakkını verin

    2B yasası çıktıktan sonra bazı bölgelerde ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Sarıbal, sorun yaşayan yerlerden biri olan İzmir’in Buca ilçesine bağlı Belenbaşı köyünde yaşananları aktardı. Belenbaşı köyüne komşu Karaağaç köyünde 2B arazileri için 7 yıl önce dönüm başına 2 bin 500 lira fiyat belirlerken, bugün Belenbaşı köyü için dönüm başına 90 bin TL arasında fiyat çıkarıldığı bilgisini veren Sarıbal, şöyle devam etti:

    “Milli Emlak Dairesi, bu fiyatı belirlerken köyde herhangi bir inceleme yapmamış. Köylülerin gelirini dikkate almadan, masa başında, 7 yıl öncesine göre 36 kat fazla fiyat belirlemiş. Köylüler 3 ay içinde başvuruda bulunmaz ise haklarını yitirecekler. Köylülerin fiyat üzerinde pazarlık yapma imkanı yok. Ya bu paraları verecekler ya da köylerinden, bahçelerinden, tarlalarından olacaklar. Bu insanlar 80 yıldan fazla zamandır burada yaşıyor. Para ödemeyelim demiyorlar. Yeni bir komisyon kurulsun ve ödenecek bir miktar belirlensin, köylüler tarlalarının sahibi olsun. Bu yapılan işlemle insanların elinden ekmeğini, yaşamını, geçmişini almaktır. Bu topraklar bu insanların, bu topraklar çiftçilerindir. Bu topraklardan kimsenin kimseyi kovma hakkı yoktur.”

    Gübre fiyatları durdurulamıyor

    Çiftçilerin en büyük sorunlarından olan ve her gün zam gören gübre fiyatları üzerine de değerlendirmede bulunan Sarıbal, “Çiftçinin en fazla kullandığı 5 gübre çeşidinde son bir yıldaki fiyat artışları yüzde 53 ile yüzde 90 arasında gerçekleşti. Bu artışa rağmen, çiftçi gübre bulamıyor, çünkü yeterli üretim yok. Yoğun gübre kullanımının yaklaştığı bir dönemde çiftçi para bulsa bile gübre bulamayacak” dedi. Gübre fiyatlarındaki artışın nedenin kamuya ait fabrikaların satılması olduğunu vurgulayan Sarıbal, “AKP döneminde 7 fabrikanın özelleştirilmesinden toplam 266 milyon dolar gelir elde edildi. Ama aynı AKP döneminde ithal edilen gübreye 20 milyar dolar para ödendi. Kamuya ait gübre fabrikaları özelleştirildiği için çiftçimiz “serbest piyasa” denilen acımasız çarkın arasında eziliyor. Çiftçinin gübre sorunu yokmuş gibi bir de AKP, 2021 yılı desteklerinde gübre desteğini 52 milyon azaltılarak, 840 milyondan 788 milyon liraya düşürdü” dedi.

    Zeytin üreticisine soğuk darbesi

    2020 yılı boyunca, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin tarımsal üretime olan olumsuz etkilerinin yaşandığını belirten Sarıbal, 23, 24 ve 25 Ocak 2021 tarihinde yoğun kar yağışı ve sonrasında eksi 12, 13’lere kadar düşen hava sıcaklığı nedeniyle Bursa’nın Gemlik, İznik, Karacabey, Mudanya, Mustafakemalpaşa ve Orhangazi’deki zeytinlikler büyük zarar gördüğünü söyledi. Mevcut sigorta sisteminin çiftçiyi korumaktan uzak olduğunu belirten Sarıbal, yetkililerin gereken incelemeleri yaparak oluşan zararı tespit etmesi ve üreticilere gereken yardımın yapılması için çağrıda bulundu.

    Patates ve soğan depolarda çürüyor

    Bütün çağrılara rağmen soğan ve patates üreticilerinin sorunlarına kulak tıkandığını ifade eden CHP’li Sarıbal, “Soğan ve patates depolarda çürüyor. Eğer üreticiye gereken destek sağlanmaz ise 2019 yılında tanzim çadırları kurmak zorunda kaldığımız gibi, önümüzdeki yıllarda yine patates ve soğan krizi yaşarız” dedi.

    Ayçiçeğine 19 milyar dolar ödendi

    Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 25 bin ton ayçiçek yağı alımı için ihale açmasını da değerlendiren Sarıbal, “Ülke olarak yıllık 4 milyon ton ayçiçek tohumuna ihtiyacımız var. AKP, üreticiyi destekleyerek ülke içinde üretimi arttırmak yerine ithalatı tercih ediyor. Ayçiçek yağı en fazla tüketilen gıda ürünlerinden biri. Ama üretimimiz yeterli değil. AKP de her zaman olduğu gibi çareyi ithalatta buluyor. AKP döneminde 48 milyon ton yağlı tohumlar ithalatına 24 milyar dolar ödendi. Sadece ayçiçeği ve türevlerinden 31 milyon ton ithal edilerek 19 milyar dolar ödendi” dedi.

    Millet aç!

    Basın toplantısının ardından bir gazetecinin, son günlerin tartışma konusu olan “milli uzay programı” hakkındaki görüşlerini sorması üzerine Sarıbal, “Öncelikli derdimiz bu halkın gıda sorunu. İnsanlarımız pazar artıklarından, çöp konteynırlarından gıda ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Önce halkın işsizliğine, yoksulluğuna, gıda sorununa, açlığına çözüm bulun. O da olsun ama uzaydan önce dönüp vatandaşa bakın. Vatandaş aç. Önce bu vatandaşın çektiği açlığa çözüm bulun” karşılığını verdi.

  • Sarıbal’dan hamsi avı yasağına tepki

    Sarıbal’dan hamsi avı yasağına tepki

    CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, hamsi avı yasağının bilimsel temeli olmadığını belirterek, av yasağının derhal kaldırılması gerektiğini söyledi. Sarıbal, “Karadeniz’e komşu ülkelerde yasak yokken sadece Türkiye karasularında av yasağı getirmenin bilimsel hiçbir gerekçesi yok. Bu kararla 83 milyonun ucuz balık yemesi engellenirken, Karadeniz’deki balıkçılar ve esnafı ise mağdur ediliyor” dedi. Sarıbal, balık avı yasağının soğuk depo sahibi 4-5 firmanın para kazanması için getirildiğine ilişkin şüphelerini de dile getirdi.

    İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu ile birlikte Rize’yi ziyaret eden CHP Genel Başkan Tarım Politikalarından Sorumlu Başdanışmanı Sarıbal, CHP Rize İl Başkanlığında basın toplantısı yaptı.

    Balıkçı esnafını ziyaret ettiklerini ve 8 Ocak 2021 tarihinde alınan ve 7 Şubat tarihine kadar geçerli olacak olan hamsi balığı avının, Karadeniz balıkçıları ve esnafını mağdur ettiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığının hamsi balığının boyunun ve etinin büyümesi gerekçesiyle böyle bir karar aldığını anımsatan Sarıbal, “Bunun çok zamansız, acele, bilimsel gerçeklerden uzak, işin özüne inmeden, yukarıdan sadece birkaç kişinin talimatı ya da isteğiyle alınmış, net yanlış bir karar olduğunu bugün burada yaptığımız çalışmalar sonrası gördük” dedi. Gürcistan, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Rusya gibi Karadeniz’e sınırı olan ülkelerde uygulanmayan yasağın Türkiye için uygulanmasının, ileri sürülen gerekçeleri boşa çıkardığını söyleyen Sarıbal, şunları söyledi:

    Gürcistan’da serbest bizde yasak

    “Türkiye karasularında balığın boyuna ve et miktarına göre avlanması yasak, ama eğer aynı balıkçılar aynı teknelerle Gürcistan’a giderlerse, Gürcistan bölgesinde avlanma yaparlarsa, avlanma serbest. Bu balık bütün ülkelerin sınırlarını geziyor. Siz 1 yılda, 2 yılda, 3 yılda 9 cm’ye gelen bir balığı 1 ay yasaklama ile boyunu uzatmayı, et aldırmayı düşünüyorsanız, buna sadece biz değil, kargalar bile güler. Dolayısıyla bilimden uzak, tamamen yanlış bir karar. Alınan karardan kimsenin haberi yok. Balıkçıların, kooperatiflerin, birliklerin, işin tarafı kimsenin haberi yok. Akşam karar alıyorsunuz sabah uyguluyorsunuz. Yaklaşık 400- 450 tekne. Ortalama 10 bin çalışan insan. Siz bir ay boyunca açlığa yoksulluğa mahkum ediyorsunuz. Bu insanların kredi borcu var. Çalıştırdıkları personele ücret ödüyorlar. Bu insanlar lojistik amaçla kiraladıkları para ödeyecekler. Peki, siz hükümet olarak çalışanlara bir ücret, 1 ay boyunca, yapamadıkları iş için, herhangi bir gelir, herhangi bir destek ödemesi var mı? Yok.”

    Stokçular kimler?

    Getirilen av yasağının balık avının en uygun dönemi olan soğuk aylarda alındığını hatırlatan Sarıbal, yasağın bazı stokçulara para kazandırmak amacıyla alınıp alınmadığını sordu. Sarıbal, şunları söyledi:

    “Bakan ‘biz balığın geleceğini kurtarmak için, Karadeniz’in geleceğini kurtarmak için, hamsinin geleceğini kurtarmak için bunu yasaklıyoruz çünkü 2 ay stokumuz var’ dedi. Peki, bu 2 aylık stok kimde? Buradan Bakana soruyorum; Sayın Bakan 2 ay Türkiye’ye yetecek hamsiyi kimler stokladı? Bunlar kim? Kaç kişiler?

    Covid dönemi yaşıyoruz. Geçen yıl bu zamanlar Covid nedeniyle, gıda zincirinde bozulma ihtimaline karşılık hükümet, soğan ve patateste ihracat kısıtı kararı aldı. Ardından limon kısıtı kararı aldı. Ne dedi? ‘Halkımın gıda arzını sağlamak zorundayım’ dedi. Yani ‘pazarlarda patates eksik olmamalı, soğan eksik olmamalı, diğer temel gıdalar eksik olmamalı’ dedi. Bunun için ihracatı yasakladı.

    Bugün geçen yıl yaptığının tam tersini yaparak, en önemli zamanda ucuz, sağlıklı, doğal balık olan hamsinin üretilmesine, tutulmasına kısıt getiriyor. Peki, bu kimin işine yarıyor? Kısıtlamandan önce bir sepet, yaklaşık 15 kilogramlık balığı, 4-5 büyük şirkete 50 liradan satan balıkçı şu anda stoklamamış, herhangi bir şekilde depoya koyamamış, çaresiz bir şekilde günlük balığa gitmeyi bekliyor. Stokçular 50 liraya aldıkları 1 sepet balığı yani 15 kilosunu 200-250 liraya, tam 4 katına, 5 katına satıyorlar. Sayın Bakan bunlarla ne işiniz var sizin? Gürcistan’da ve diğer ülkelerde balık yakalanırken Rize’nin, Trabzon’un, Hopa’nın, Artvin’in balıkçısının günahı nedir? Bu cezalandırmanın adı nedir?

    83 milyon insanın en önemli gıda maddesi olan hamsi balığının yasaklanmasını bu 4 tane şirketin elindeki stokları bitirmek için mi yaptınız?”

    83 milyon insan cezalandırılıyor

    Getirilen yasak ile geçimini sağlayamayacak Karadenizli balıkçı esnafı ile birlikte ucuz balık yeme şansı kalmayan 83 milyon insanın cezalandırıldığını aktaran Sarıbal, “Karadeniz’de getirdiğiniz yasak nedeniyle hamsiyle beraber ya da hamsi dışında, yasak içinde olmayan, tutulması gereken diğer balık çeşitlerinin de tutulmasını, avlanmasını yasaklamış oluyorsunuz. Bu yasak; yöntemiyle, zamanlamasıyla, amacıyla, tümüyle yanlıştır. Derhal, hiç zaman kaybetmeden, 7 Şubat’ı beklemeden, Karadeniz’in Türkiye karasularının içindeki avlanma yasağını derhal kaldırın. Bu halka, bu Covid-19 döneminde zulüm etmeyin” dedi.

    Bekaroğlu: Cumhurbaşkanı biliyor mu?

    İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da getirilen av yasağının bilimsel hiçbir temeli olmadığını vurguladı. “Sayın Cumhurbaşkanı bu yasağın gerekçesini biliyor mu?” diye soran Bekaroğlu, “Getirilen yasakta kesinlikle bilimsel bir veri yoktur. Bu balık 1 ayda 7-8 cm olacak, böyle bir şey mümkün değil? Eşyanın tabiatına aykırı” dedi.

     

  • CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Bizi gıda krizi bekliyor

    CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Bizi gıda krizi bekliyor

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, son günlerin tartışma konusu olan gıda fiyatlarındaki artışı değerlendirdi. Sarıbal, “Girdi fiyatları artarken çiftçi kaybediyor. Mazot, ilaç, tohum, gübre gibi tarımsal üretimde kullanılan girdiler, döviz kuruna bağlı olarak hızla artarken, ürünü para etmediği için çiftçi kaybediyor. Çiftçi kaybederken, pahalı girdilerle yapılan üretimden dolayı tüketici de pahalı gıda tüketecek. Hem çiftçi hem tüketici mağdur olacak. Bizi bütünüyle bir gıda krizi bekliyor” dedi.

    Gübre sıkıntısı

    Tarımsal üretimin en önemli girdilerinden olan gübre fiyatlarındaki artışa değinen Sarıbal, “Birçok tarımsal üründe olduğu gibi tarım girdilerinde de dışa bağımlıyız. Çiftçimiz yılda 6 milyon ton gübre kullanmaktadır. 2019 yılında 5 milyon ton gübre ithal edilerek 1.3 milyar dolar, 2020 yılının ilk 11 ayında ise 4 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 1 milyar dolar para ödendi” dedi.

    Son bir yılda gübre fiyatlarının %90’a yakın arttığını belirten Sarıbal, 3 AKP öncesi, 7 tanesi de AKP döneminde olmak üzere devlete ait 10 gübre fabrikasının özelleştirildiğini belirtti. “Bugün yaşanan gübre sorunun temel nedeni yapılan bu özelleştirmelerdir” diyen Sarıbal, “AKP döneminde satılan gübre fabrikaları ile 266 milyon dolar gelir elde edildi. AKP iktidarı döneminde ise toplamda 72 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 20 milyar dolar ödendi” diye konuştu.

    Çiftçinin bahar aylarında yoğun bir gübre kullanımı yapması gerektiğini kaydeden Sarıbal, buna rağmen ciddi bir gübre sıkıntısı olduğunu, gereken önlemler alınmaz ise gübre fiyatlarının daha da artacağı uyarısında bulundu. Gübre kullanımının hem ürün kalitesi hem de ürün rekoltesi için önemli olduğunu hatırlatan Sarıbal, şöyle devam etti:

    Gıda fiyatı daha da artacak

    “Artan maliyetler karşısında ya çiftçi gübre kullanımını düşürecek ki bu da üretimin düşmesi anlamına geliyor. Kaldı ki çiftçi gübre kullanmak istese bile şu anda gübre yok. Çiftçi ya gübre kullanamayacak ya da yüksek maliyetlere katlanıp üretim yapacak. Her iki durumda da bu maliyetler halkın sofrasına gelen gıdaya yansıyacak ve gıda fiyatları daha da artacak. Yani hem çiftçi hem tüketici kaybedecek. AKP Genel Başkanı da gıda fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ederek, “konuyu mutlaka çözeceğiz” demiş. İddiaya göre AKP Genel Başkanı, “Yağ, bakliyat, sebze ve meyvede fiyatlar öncelikli meselemiz” demiş. Yine hayali ‘fırsatçılara’ göz açtırılmayacağını söylemiş. Gıda fiyatlarının nedeni gübre gibi tarımdaki girdi maliyetlerinin yüksekliği. Sıfırlanan gümrük vergilerine rağmen pahalıya mal olan tarımsal ürün ithalatı.

    Kötü ekonomi yönetimi nedeniyle döviz kuru yükseldikçe hepsi de ithal olan mazot, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatları yükseliyor. Girdi maliyetleri yükseldikçe de gıda fiyatları artıyor. Buna bir de tüketicinin alım gücü kaybı eklenince “gıda krizi” oluşuyor. İktidardakiler ise çiftçiyi destekleyerek üretimi arttırmak yerine sadece seyrediyor. Bizi ciddi bir gıda krizi bekliyor.”

    Çiftçi Borçları

    Artan girdi maliyetlerinin yanında çiftçilerimizin en büyük sorunu olan çiftçi borçlarının yapılandırılmadığını da anımsatan Sarıbal, çiftçinin kamu ve özel bankalara 130 milyar TL, Tarım Kredi Kooperatifine 12 milyar TL olmak üzere 142 milyar TL resmi borcu olduğunu, tohum, ilaç, mazot bayi, elektrik, su ve diğer borçlarıyla birlikte bu borcun 180 milyar lirayı aştığını söyledi.

    “Çiftçinin borçları ödenemez duruma gelmiştir. Günü birlik tedbirlerle, bir iki aylık borç ertelemeleriyle bu sorun çözülemez” diyen Sarıbal, “Girdi fiyatlarındaki aşırı artış ve ödenemez noktaya gelen borçları nedeniyle çiftçinin üretim yapamaz noktaya gelmiştir. Çiftçi borçlarının yapılandırılması için yapılan bütün çağrılara AKP yönetimi kulaklarını tıkadı. 180 milyarı aşan çiftçi borçlarının bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçları yapılandırılmadığı için çiftçinin tarlasına, traktörüne, hayvanlarına haciz geldi, gelmeye devam ediyor. Çiftçi borçları en az 1 yılı ödemesiz 5 – 10 yılı faizsiz kısa-orta ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır” diye konuştu.

  • Sarıbal: Erdoğan ülke tarımından habersiz

    Sarıbal: Erdoğan ülke tarımından habersiz

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke tarımının gerçeklerinden habersiz olduğunu söyledi. AK Parti iktidarında ülke tarımının her alanda geriye gittiğini, üreticinin her geçen gün biraz daha yoksullaştığını kaydeden Sarıbal, “AKP Genel Başkanı ülkenin tarımsal üretiminden bihaber. Sadece önüne koyulan yanlış bilgileri okuyor” dedi.

    Dün (29 Aralık) KRT TV’de Zafer Arapkirli’nin sunduğu ana haber bültenine katılan CHP Genel Başkanı Tarım Politikalarından sorumlu Başdanışmanı Orhan Sarıbal, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son kabine toplantısı sonrası tarıma ilişkin yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

    Açıklamanın ardından Erdoğan’ın sosyal medya hesabından da açıklamaların görseller paylaşıldığını kaydeden Sarıbal, şunları söyledi:

    Erdoğan’ın hatası milletvekillerince sorgusuz yayıldı

    “Yapılan açıklamalar gerçeği yansıtmıyordu. Hazırlanan görsellerden birinde 140 ülkeden toprak kiralandığını, ülkemizin yüzölçümünün 3 katı büyüklükte alanda tarımsal faaliyet yürütüldüğü iddia ediliyordu. Sonra yapılan fahiş hatanın farkına varılmış olunacak ki ‘birçok ülkede toprak kiralayarak yurt dışında da tarımsal faaliyetler gerçekleştiriyoruz’ bilgisinin olduğu yeni bir görselle değiştirildi.

    Ama yapılan değişikliğe rağmen, AKP’li bazı milletvekilleri yanlış bilgileri içeren görselleri hesaplarında kamuoyu ile paylaşmaya devam etti.

    Erdoğan tamamen yanlış bilgilerle başka ülkelerden toprak kiralamakla övünürken, AKP milletvekilleri de Genel Başkanlarının propagandasını yaparken halka yanlış bilgiler vermeye devam etti. Amaç AKP Genel Başkanına sorgusuz sualsiz biat ile propaganda. Bu ciddiyetsiz ve gerçekten uzak boş propaganda tarzının ne çiftçiye ne ülkeye faydası vardır.”

    Afrika’dan toprak kiralamanın övünülecek bir durum olmadığını da vurgulayan Sarıbal, “modern köleliği insana reva gören kapitalistler gibi Afrika’daki topraklara göz dikmiş Nijer’den 10 milyon dönüm kiralamakla övünüyorlar. Bu emperyalist bir sömürü, mülkiyet gaspının değişik yöntemi” diyerek tepki gösterdi.

    A’dan Z’ye yanlış tarım politikası

    “Erdoğan’ın hesabından paylaşılan görselde yer alan sözler gibi sadece yalan ve çarpıtmayla günü kurtarmak mümkündür ama bu tarzın ne çiftçinin ne ülkenin geleceğine faydası var” diyen Sarıbal, şöyle devam etti:

    Yapılan yanlışlar sadece bir görseldeki ifadeler değil. AKP’nin tarım politikası A’den Z’ye yanlış. AKP iktidarında ülke tarımımız her yıl geriye gitti. Çiftçi her geçen gün yoksullaştı. Yanlış tarım politikalarının cezasını sadece üretici değil bütün ülke çekti çünkü çiftçi ürettiğinden kazanamazken, tüketici de pahalı gıda yedi.

    Bakınız, AKP döneminde 35 milyon dönüm arazi tarımdan çıktı. Çiftçi fakirleşirken, ithalata önem verildi. 18 yıllık AKP döneminde 112 milyar dolar ithalat, 82 milyar dolar ihracat yapıldı. 30 milyar dolar açığımız var. 2007 yılından beri çiftçiye verilmesi gereken 211 milyar TL destek verilmedi.
    Ama AKP Genel Başkanı bu gerçeklerden bihaber. Sadece önüne konulan yanlış bilgileri okuyor. Üstelik muhalefeti de tarımı bilmemekle suçluyor.”

  • CHP’li Sarıbal: 2020 yılı çiftçi için kara bir yıl oldu

    CHP’li Sarıbal: 2020 yılı çiftçi için kara bir yıl oldu

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, pandemi sürecinde bütün dünyanın çiftçilerini desteklediğini vurgulayarak, “Bizim ülkemizde 2020 yılı çiftçi için kara bir yıl olarak hatırlanacak” dedi.

    TBMM’de düzenlediği basın açıklamasında tarımın sektörünün 2020 yılı için kısa bir değerlendirme yapan Sarıbal, pandemi sürecinde gıda arzında bir sorun yaşanmaması için bütün ülkelerin tedbirler geliştirdiğini ve tarım kesimine büyük destekler verdiğini aktararak, pandemi sürecine rağmen AK Parti hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikalarının 2020 yılında da sürdürüldüğünü kaydetti.

    Sarıbal, “2020 yılı çiftçi için çöküş yılı, ithalat lobileri için kazanç yılı, AKP için de bir süreci yönetememenin tarihsel dökümü oldu” dedi.

    Çiftçi üretti, ürün tarlada kaldı

    2020 yılının başında soğan ve patateste, bahar aylarında ise limonda kısıtlama kararı alan AK Parti iktidarının üreticiyi zor durumda bıraktığını kaydeden Sarıbal, “Kararlar nedeniyle Çorum ve Ankara başta olmak üzere birçok ilde soğan çürümeye terk edildi. Limon dalında kaldı” dedi.

    AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin pandemi sürecinde çiftçiye “Üretin. Tek karış yer boş kalmasın, gerekirse ürününüzü biz alırız” dediğini hatırlatan Sarıbal, “Çiftçi üretti ama ürünü tarlada kaldı. Domates, biber, patates tarlada kaldı. Ama ‘üretin gerekirse ürününüzü devlet alır’ diyenler ses çıkarmadı. AKP Genel Başkanı ‘ambarın anahtarı kimin elindeyse güç de onun elinde olur’ demişti. Yine ‘tarım milli savunma kadar stratejiktir’ demişlerdi. Ama pandemi sürecinde çiftçiye gereken desteği vermediler” dedi.

    Afet yılı

    2020 yılında 70’ten fazla ilde iklim değişikliklerinden kaynaklı doğal afetler yaşandığını kaydeden aktaran Sarıbal, Türkiye’de doğal afetlerden kaynaklı çiftçi kayıplarını telafi edecek bir mekanizma bulunmadığını, çiftçinin oluşan zararlarının karşılanmadığını kaydetti. Sarıbal, ciddi bir kuraklık sorunu yaşandığını ama bu konuda herhangi bir plan, program yapılmadığını da söyledi.

    Tarım ekim alanlarındaki daralmanın, buna bağlı olarak çiftçi sayısı ve tarımdaki istihdamın 2020’de de düşmeye devam ettiğini kaydeden Sarıbal, artan nüfusa rağmen tarımsal yeterli tarımsal üretimin gerçekleşmediğini anlattı.

    Sıfır gümrükle ithalat

    Üretimin arttırılmasına dönük politika geliştirmek yerine AK Parti’nin ithalatı öncelediğini ifade eden Sarıbal, “2020 yılı ithalat kararlarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine ‘kara yıl’ olarak geçecek bir yıldır” dedi. “Tarım Bakanı çıkıyor ve La Fontaine’den masallar okuyor. ‘Her şey çok güzel. Hiçbir problemimiz yok. Dünyanın en iyi ülkelerinden bir tanesiyiz’ diyor. Ama üstü üste gümrük indirimleri yapılıyor” diyen Sarıbal, 3 Nisan’da, 18 Nisan’a, 5 Ağustos’ta, 21 Ağustos’ta, 21 Ekim’de, 5 Kasım’da, 25 Kasım’da, 17 Aralık’ta ve son olarak 23 Aralık’ta alınan kararlarla buğday, arpa, mısır başta olmak üzere birçok tarım ürününde gümrüklerin ya sıfırlandığını ya da minimize edildiğini söyledi. Sarıbal, “Tüm dünya özellikle stratejik ürünlerde buğday, ayçiçeği, mısır, soya gibi temel ürünlerde kısıta gitti, stoklarını korudu. Covid-19 nedeniyle tedbir aldı. Biz ise elimizde ürün olmadığını biliyorduk. Bunun için gümrük duvarlarını indirmeye başladık. Tarım dış ticaretinde dışa bağımlı olduğumuzu bir kez daha paylaşmak isterim” diye konuştu.

    Çiftçi borcu dağları aştı

    Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin verilmediğini ve Tarım Kanunun yürürlüğe girdiği 2007 yılında bugüne çiftçinin 211 milyar TL alacağı bulunduğunu aktaran Sarıbal, gerekli desteği almayan çiftçinin borç yükü altında ezildiğini söyledi. Sarıbal, “Çiftçinin borcu dağları aştı. 2002 yılında 2,6 milyon çiftçimizin resmi borcu yaklaşık 2,5 milyar TL iken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 2020 Eylül ayı verilerine göre, 2 milyon 83 bin çiftçinin bankalara borcu 128 milyar TL borcu var. Çiftçinin borcu 53 kat artmış. Çiftçilerin, Tarım Kredi Kooperatifine ise 12 milyar TL olan borcu ve özel sektör borçları dahil edildiğinde 180 TL’ye yakın borcu bulunmaktadır” dedi.

    Sarıbal, sözlerini şöyle tamamladı:

    “İktidar bitkisel üretimi arttırdığın söylüyor. Üretim yeterli ise neden bu kadar ithalat yapıyorsunuz? Yeterli düzeyde üretim yaptıysanız neden gümrükleri düşürüyorsunuz? 2002 yılında 66.4 milyon nüfusumuz vardı. Bugün sığınmacılarla beraber 87 milyon, turistleri de eklediğimizde günde 89 milyon insanın karnını duyurmak zorundayız. Üretim miktarı ve daralan ekim alanları dikkate alındığında Türkiye’nin hiçbir üretim kalemi Türkiye’nin temel ihtiyacını karşılama gücüne sahip değildir. Türkiye’nin stoku da yoktur.

    Kısacası AKP 2020 yılında da çiftçiye, doğaya, tarıma, üreticiye zarar vermiştir. Üretici 2020 yılını kara bir yıl olarak anımsayacaktır. Bu sarmaldan sağlam, planlı bir tarım politikasıyla çıkarız. Yeter ki yabancı şirketleri ve yandaş lobileri değil çiftçimizi ve halkımızı desteklemeyi öne alalım.”

  • Sarıbal: Maraş’ta yaşanan organize bir katliamdır

    Sarıbal: Maraş’ta yaşanan organize bir katliamdır

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, “Maraş katliamı, her anı hesaplanmış, adım adım uygulanmış, sonrasında üzeri kapatılmış ve hesabı sorulmamış organize bir katliamdır” dedi.

    Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Maraş Katliamının üzerinden 42 yıl geçtiği halde “kanayan ve derinleşen bir yara” olarak kaldığını söyledi. Katliamın hesabının sorulmadığı için sonrasında benzer katliamların yaşanmaya devam ettiğini aktaran Sarıbal, şunları söyledi:

    “Ülkemizin en kanlı olaylarından biri olan Maraş Katliamının üzerinden 42 yıl geçti. Maraş katliamı, her anı hesaplanmış, adım adım uygulanmış, sonrasında üzeri kapatılmış organize bir katliamdır. 12 Eylül darbesine giden yolda en önemli köşe taşlarından biridir Maraş katliamı. 19 Aralık 1978 tarihinde başlayan ve tam 7 gün süren katliamda, daha önceden işaretlenmiş evlere, işyerlerine yapılan saldırılar sonrasında, resmi rakamlara göre 111 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce insan yaralanmış, işyerleri ve eyler talan edilmiştir. Yüzyıllarca o şehirde, Maraş’ta yaşamış olan insanlar baba ocağı topraklarını terk etmek, başka şehirlere hatta başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır.

    Hesabı sorulmadı

    Bu katliamın hesabı sorulmadığı için sonrasında yaşanan Çorum, Sivas, Suruç, Ankara katliamlarına zemin hazırlamıştır. Katliamın sorumlularından hesap sorulmazken, katliam mağdurları ölülerini bile gömemedi. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri mağdurların yakınlarına verilmedi, devlet tarafından gömüldü.

    Katliamda kaybedilen ve bulunamayan insanlar var hala. Dava dosyasını isteyen avukatlara “devlet sırrı” denilerek, dosya verilmedi, verilmiyor. O nedenle kapanmamış bir davadır Maraş katliamı.

    Bütün bunlara rağmen katliamda kaybettikleri yakınlarını anmak için toplanan insanlara her türlü engel çıkarılmaktadır. Bu tavır diğer katliamların mağdur yakınlarına da aynen yaşatılmaktadır.”

    Karanlık eller

    Maraş Katliamı sırasında yaşananları aktaran Sarıbal, “Maraş katliamı, sonradan ortaya çıkan tanıklıklar, belgeler gösteriyor ki 12 Eylül faşist cuntası için organize edilen olayların bir parçasıdır. ABD’lilerin de içinde yer aldığı, Alevi, solcu gençlere yönelik saldırıların en vahşi sonucudur” dedi.

    Sarıbal, uzun süren yargılamalar sonucunda ceza alan katliam sanıklarının daha sonra affedildiğini belirterek, “Sonuç olarak aralarında masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlıların bulunduğu onlarca insanın yaşamını yitirdiği Maraş Katliamının planlayıcılarından, tetikçilerinden ve katillerinden tek bir kişi bile ceza almadı. Aradan geçen yıllar boyunca tüm iktidarlar tarafından korunan katiller ‘özgürce’ dolaşmaya devam ediyor” diye konuştu.

    “Tarihe kara bir leke olarak geçen Maraş Katliamı yüreklerimizi yakmaya devam ediyor” diyen Sarıbal, “Katliam sonrası şehirdeki solcuların, Alevilerin yüzde 80’i şehri terk etti. Bugün başka şehirlerde, ülkelerde yaşayan Katliam mağdurların çocukları, akrabaları, kayıplarını anmak için şehre gelmek istediklerinde önlerine her türlü engel çıkarılıyor. Şehre sokulmuyor. Birileri Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının unutturmak istiyor ama unutmayacağız. Bu topraklarda eşit yurttaşlığın hayata geçirilmesi için, eşit yurttaşlığın, demokrasinin ve özgürlüklerin egemen olduğu bir geleceğin kurulması için Maraş’ların, Çorum’ların, Sivas’ların bir daha yaşanmaması için mücadele etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

  • Sıfır gümrüklü ithalata CHP’li Sarıbal’dan tepki

    Sıfır gümrüklü ithalata CHP’li Sarıbal’dan tepki

    “Bu Türkiye tarımının bittiğinin adıdır”

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, Cumhurbaşkanlığı kararı ile buğday, arpa ve mısır ithalatında uygulanan sıfır gümrükle ithalat kararı için “Bu Türkiye tarımının bittiğinin adıdır. Bu Türkiye tarımının AKP tarafından çökertilmesinin adıdır. Bu yabancı şirketleri zengin etme ve kendi çiftçisini batırma politikasıdır” diye tepki gösterdi.

    Daha önce Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığıyla yapılan tarımsal ürün ithalatının 21 Ekim 2020 tarihinde özel sektöre de verildiğini hatırlatan Sarıbal, “Daha önce ‘paramız var ki ithal ediyoruz’ diyen Tarım Bakanı ve hükümet, döviz krizinden sonra ‘başınızın çaresine bakın’ diyerek, özellikle yem için kullanılmak üzere, özel sektöre buğday, arpa ve mısır ithalat izni verildi” dedi.

    İthalat sopası hükümeti terbiye ediyor

    2017 yılında buğdayda, arpa ve mısırda %130, küçükbaş ve büyükbaş hayvanda %135, karkasta ette %100, kemiksiz ette %225 oranında gümrük bulunduğunu hatırlatan Sarıbal, şunları söyledi:

    “Özellikle tek adam keyfi yönetimi sırasında 2020 yılında gümrükler buğdayda %45’e, arpada %35’e, mısırda %25’e, küçükbaşta %40’a, büyükbaşta %26’ya, karkas ve kemiksiz ette %40’a düşürüldü. 21 Ekim 2020 tarihli kararla da buğday, arpa ve mısırda 31 Aralık 2020 tarihine kadar gümrük sıfırlandı. Bugün (17 Aralık 2020) açıklanan karar ile bu tarih 4 ay daha uzatılarak 30 Nisan 2021 tarihine kadar izin veriliyor.

    Bu Türkiye tarımının bittiğinin adıdır. Bu Türkiye tarımının AKP tarafından çökertilmesinin adıdır. Bu yabancı şirketleri zengin etme ve kendi çiftçisini batırma, kendi tüketicisine pahalı ürün tükettirme politikasıdır.

    Uzun süredir ithalatla çiftçiyi terbiye ediyorlardı. Bugün o terbiye sopası iktidarı terbiye ediyor. Gümrükleri sıfıra indirmelerine rağmen ucuz ürün alamıyorlar. Çünkü gümrükleri sıfırlarken, yabancı ülkeler durmadı ve hızlıca fiyat arttırdılar.

    Ülke tarımına ihanet

    Bakan o gün bütçe görüşmelerinde ‘biz 160 dolara buğday aldık. Sonra 180 dolara buğday aldık’ dedi. Soruyorum, 160 dolara ne zaman buğday almış? 180 dolara ne zaman buğday almış? Buğday fiyatı yaklaşık 5-6 aydır 220 dolar ile 235 dolar arasında değişiyor.

    Bu topraklara ihanet etmek bu kadar açık ve net olamaz. Bu ülkenin toprağına, suyuna, çiftçisine, üretim biçimine, tüketicisine bundan daha büyük ihanet olamaz. Toprağımızı, suyumuzu mahvettiler, ormanlarımızı yağmalıyorlar. Tohumlarımızı tamamen yabancılaştırdılar. Yetmedi, bugün ülkenin ne gıda egemenliği kalmıştır ne gıda güvenliği kalmıştır.

    İthal ettiklerinin üçte biri kadar tarım sektörümüzü, çiftçimizi destekleseydik bugün liberal politikaların, vahşi kapitalizmin oyuncağı olmazdık.

    Bakan istifa etmeli

    Gümrükler, desteklemeler bir ülkenin temel tarım politikasını belirler. Gıda egemenliğini ve güvenliğini bunun üzerinden sağlarsınız. Siz eğer sizden önceki iktidarların koyduğu gümrüklerin ne anlama geldiğini bilmiyorsanız orada oturmayın. Tarım Bakanını derhal istifaya davet ediyorum. Bir ülkenin tarım politikası ancak bu kadar kötü yönetilebilir. Tarım ancak bu kadar yerle bir edilebilir.

    Çiftçiden buğdayın tonunu 1620 TL’den aldılar. Şu anda dışarıdan aldıkları buğdayın kilosu 2 TL’nin altında değil. Bunun nakliyesi teslimi 2.20 TL-2.40 TL arasında değişiyor. Mısır, arpa yine öyle. Bunu kabul etmemiz, razı olmamız mümkün değil.

    Çiftçi isyan ediyor alınan kararlara. Şu uçaklardan inin, şu saraylardan çıkın şu halkın feryadını duyun. Bu ülkenin toprağına, suyuna, çiftçisine ihanet etmeyin.”

    İthalat rekorları

    CHP’li Sarıbal, son iki yılda buğday, arpa ve mısırda ithalat rekorları kırıldığını söyledi. 2019 yılında buğday ithalatında dünya rekoru kırıldığını belirten Sarıbal, 9 milyon 800 bin ton buğday ithalatına 2 milyar 265 milyon dolar, 2020 yılının ilk 10 ayında ise 7 milyon 606 bin ton buğday ithalatına 1 milyar 795 milyon dolar ödendiğini söyledi. 2003-2020 Ekim tarihleri arasında toplam 69 milyon 656 bin ton buğday ithalatına 18 milyar 161 milyon dolar ödendiğini söyleyen Sarıbal, şu bilgileri verdi:

    “2019 yılında 510 bin ton arpa ithalatına 109 milyon dolar ödendi. 2020’nin ilk 10 ayında ise yıl bitmeden 748 bin ton arpa ithalatı ile geçen yıldan %50 daha fazla ithalat yapılarak 138 milyon dolar dolar para ödendi. 2003-2020 Ekim tarihleri arasında 4 milyon 485 bin ton arpa ithal edilerek 1 milyar 43 milyon dolar ödendi. 2019 yılında 3 milyon 593 bin ton mısır ithalatıyla Cumhuriyet dönemi rekoru kırıldı ve 703 milyon dolar para ödendi. 2020’nin ilk 10 ayında ise 1 milyon 903 bin ton mısır ithalatına 388 milyon dolar ödendi. 2003-2020 Ekim tarihlerinde ithal edilen mısır miktarı ise 22 milyon 191 bin ton. Ödene para 5 milyar 70 milyon dolar.”

  • CHP’li Sarıbal: Saman ithal eden iktidar çökmüş iktidardır

    CHP’li Sarıbal: Saman ithal eden iktidar çökmüş iktidardır

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, “Bu coğrafyada saman ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu coğrafyada patates ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu coğrafyada büyükbaş, küçükbaş et ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu ülkeye ihanet ediyordur” dedi.

    TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri devam eden 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi üzerine konuşan Sarıbal, bütçenin halktan toplanan paralardan oluştuğunu hatırlatarak, “Bütçe halkın, halktan para toplanıyor ama buradan “devletin bütçesi sarayın bütçesi” diye söyleniyor. Evet, getiren saray ama para halkın. O yüzden, bu bütçenin kuruşuna kadar halkın sorgulama hakkı var; nereye gittiğini sorgulama hakkı var” dedi.

    Konuşmasında ağırlıklı olarak AKP’nin 18 yıllık tarım politikalarını eleştiren Sarıbal, “Tarım Bakanı dedi ki ‘Çiftçilerin moralini bozuyorsunuz.’ Şu anda, Tarım Bakanlığının önünde ve Meclisin civarında Türkiye’den gelen ziraat odaları, Tarım Kredi ve Ziraat Bankası sarmalından dolayı eyleme gelenler polis şiddetiyle karşılaştı ve dağılmış durumdalar. Kim moralini bozmuş bu çiftçilerin? Bakan mı, saray rejimi mi, on sekiz yıllık AKP tarım politikaları mı, kim? Elbette sizsiniz” diye konuştu.

    2002 yılında 2 milyon 780 bin çiftçinin toplam borcunun 3 milyar TL civarında olduğunu, 18 yılda 654 bin kişi azaldığı halde çiftçi borçlarının bankalara 128, Tarım Krediye 12 milyar TL olmak üzere toplamda 180 milyar TL’ye çıktığını kaydeden Sarıbal şöyle devam etti:

    Tefeciye ihtiyaç yok

    “Çiftçinin borcu 60 kat arttı. Bakan çıktı dedi ki çiftçiyi “Tefeciden kurtardık.” AKP düzeninin kendisi tefeci, bir düzen varsa tefeci olan başka birilerinin o sisteme girip tefecilik yapmaya ihtiyacı yok. Sonuçta düzen açık bir şekilde tefeciliği öngörüyor. Tarım Kredi borçlarının 12 milyarının 5 milyarı şu anda idari ve kanuni takipte. Yüzde 35 faiz alınıyor, tefeciye ihtiyaç var mı? Bu ülkede şu anda yüzde 35’ten faiz alan herhangi bir tefeci var mı? Yok.”

    Çiftçinin girdi maliyetlerinin artarken, mazot, gübre ve hayvancılık desteklerinin 2021 bütçesinde düşürüldüğünü kaydeden Sarıbal, “Türkiye’de tarımda yaklaşık olarak 3 milyar litre mazot kullanılıyor. 6,5 liradan 21 milyar ne yazık ki çiftçi mazota para ödüyor. Toplam bütçeden ayırdığınız para ne kadar? 22 milyar. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti, 1 trilyon 360 milyar TL’lik bir bütçe. Bakan övünüyordu “277 milyar TL tarımsal gayrisafi millî hasıla.” Ama çiftçiye ayrılan para sadece 22 milyar. Bu 22 milyar da ne biliyor musunuz? Çiftçinin cebinden mazota verdiği yıllık para” diye konuştu.

    112 milyar dolarlık ithalat

    ‘Türkiye tarımsal üretimde, hayvancılık ve bitkisel üretimde açıktan ithalatçıdır’ diyen Sarıbal, AKP’nin 18 yıllık iktidarı döneminde 112 milyar dolarlık ithalat, 82 milyar dolarlık ihracat yaptığını kaydetti. AKP döneminde 70 milyon ton buğday, 4,5 milyon ton arpa, 22 milyon ton mısır, 5,6 milyon ton pirinç, 3,5 milyon ton kırmızı mercimek, 11,5 milyon ton ayçiçeği, 14 milyon ton pamuk ithal edildiğini belirten Sarıbal, sözlerini şöyle tamamladı:

    Gideceksiniz

    “20 milyon dolarlık saman ithal etmişsiniz. Bu coğrafyada saman ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu coğrafyada patates ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu coğrafyada büyükbaş, küçükbaş et ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu ülkeye ihanet ediyordur.

    Son olarak şunu söylemek lazım: Zenginler ve egemenler halka, yoksullara ve fakirlere sadece ve sadece tanrıyı bıraktılar. Ferman padişahınsa, bu topraklar, bu coğrafya bizim. Yol yakın, gideceksiniz.”

  • Sarıbal: Süt üreticisi litre başına 50 kuruş zarar ediyor

    Sarıbal: Süt üreticisi litre başına 50 kuruş zarar ediyor

    “Açıklanan Süt Fiyatı Hayal Kırıklığıdır”

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 2.80 TL olarak açıklanan süt referans alım fiyatının üretim maliyetlerinin altında olduğunu belirterek, “Açıklanan fiyatla çiftçi 50 kuruş zarar etmeye devam edecek” dedi.

    TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulanan Orhan Sarıbal, Ulusal Süt Konseyinin (USK) çiğ süt tavsiye alım fiyatının üreticide büyük hayal kırıklığı yarattığını söyledi. 13 ayın ardından 2 lira 30 kuruş olan çiğ süt tavsiye alım fiyatının 1 Ocak – 30 Nisan 2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 2 lira 80 kuruşa çıkarıldığını anımsatan Sarıbal, “Süt üreticilerinin uzun zamandır beklediği çiğ süt alım tavsiye fiyatı 50 kuruş arttırılmış oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı da, daha önce 40 kuruş olarak belirlediği primi 30 kuruşa düşürdü. Böylelikle üretici eğer açıklanan fiyattan satmayı başarabilirse 3 lira 10 kuruştan satacak. Oysa bir litre sütün bugünkü maliyeti 3 lira 60 kuruş. 13 ayın ardından yapılan artıştan sonra bile çiftçi eğer üretmeye devam ederse, litre başına 50 kuruş zarar etmeye devam edecek” diye konuştu. Sarıbal, açıklanan süt fiyatları nedeniyle süt hayvanlarının kesime gideceğini söyledi.

    Besici de zarar ediyor

    Et ve Süt Kurumunun (ESK), karkas kesim fiyatını 34 liradan 36 liraya çıkarmasını da değerlendiren Sarıbal, “Kesim fiyatlarının en az 40-42 TL olması gerekiyor. Açıklanan kesim fiyatlarıyla besici de maalesef zarar ediyor. Alınan iki karar da hayvancılık sektörü için hayal kırıklığıdır” dedi.

    Meraya hapishane kuruluyor

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’deki basın açıklamasında, Bursa Yenişehir’de yapılması kararı alınan hapishane hakkında da bilgi verdi. Hükümet tarafından Bursa Yenişehir ilçesinde havaalanın karşısında Karaköy sınırında mera statüsünde olan 500 dönüm alanda cezaevi yapılması kararı alındığını aktaran Sarıbal, hayvancılığın sürdürülebilmesinde meranın büyük önem taşıdığını ama ülkemizde meraların çeşitli gerekçelerle imara açılarak yok edildiğini söyledi. Sarıbal, “Yenişehir Belediye Meclisinin, bütün siyasi parti temsilcilerinin, Ziraat Odası ve Muhtarlar Derneği üyelerinin de bulunduğu bir toplantı yapıldı. Toplantıya katılanlar, Belediye Başkanı da dâhil herkes, mera alanına hapishane yapılmasına karşı çıktı. Bu karardan dönülmelidir” diye konuştu.

    8 milyon emekli açlık sınırının altında

    Konuşmasının son bölümünü emeklilerin sendikal hak mücadelesine ayıran Sarıbal, ülkemizde, emekliler ile yaşamını yitirmiş olan emeklilerin hak sahipliği ile Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık alan 13 milyon 496 bin kişi bulunduğunu, bu insanlardan 8 milyon 850 binini asgari ücretin yani açlık sınırının da altında maaş aldığın vurguladı. “Emeklilerin %20’sinin aylık harcanabilir geliri 763 liradır. 1 milyon 100 bin emekli bin TL’den daha az maaş alıyor. Kalanların büyük bölümü de yoksulluk sınırı altında hayatlarını sürdürmektedirler” diyen Sarıbal, emekli olduğu halde geçinemediği için 4 milyon kişinin çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını aktardı.

    Emeklilerin Sendikal Mücadelesi

    Emeklilerin ve hak sahiplerinin haklarını aramak, insan onuruna yaraşır bir yaşam için mücadele etmek ve bunun için de sendika kurmak istediklerini ancak izin verilmediğini ifade eden Sarıbal, şunları söyledi:

    “Son olarak Tüm Emekli Sen sendikası Ankara Valiliğinin şikayeti üzerine kapatıldı. Emekliler Sendikasının kapatılması davası ise devam ediyor. Oysa emeklilerin sendikalı olmasını engelleyecek bir yasa söz konusu değildir. Tam tersine Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmesi, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Temel Haklar Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası emeklilere sendika kurma tanıyor. Anayasanın 90. Maddesi Türkiye’nin onayladığı uluslararası insan hakları sözleşmelerinin iç hukukun üstünde olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle sendikanın kapatılması Anayasayı ihlal suçudur.”